birçok noktanın yanında çağırışımsal olarak olsa dahi malatya doğumlu
hrant dink'i de akıllara getiren cinayet.
daha önce incil'i yayımladıkları için "ülkücüler" tarafından protesto edilen bir yayınevine yapılan baskın; geçen yıl istanbul ülkü ocakları'nın "
agos" gazetesinin önünde "agos'u basarız hrant'ı öldürürüz" minvalli slogan atıp eylem yapması, dink'in mahkeme koridorlarında tekmelenip hakarete uğraması, binlerce tehdit maili alması gibi spesifik olgular cihetinden bakıldığında dink cinayeti'ne adım adım, göz göre göre gelinmesi ve daha nice siyasi, etnik, dini cinayetle hemzemin bir seyir izliyor. cinayet ile ilgili ayrıntılara henüz vakıf olmasak bile, elbette yaşanan bu son cinayetin; musul-kerkük–kuzey ırak meselesi, kürt sorunu, sermayenin yeniden yapılandırılması, cumhurbaşkanlığı seçimi, yaklaşan genel seçimler ana başlıkları üzerinden son süreçte ülke indinde bizzat egemen iktidar(lar) eliyle yaratılan gerginlik ortamının bir parçası olduğunu yahut buna hizmet ettiğini düşünmek zorlayıcı olmayacaktır.
halkın örgütsüzlüğünden faydalanıp onu türlü eylemler ve aygıtlarla provoke etmek; zaten yakın tarihimiz boyunca laik–şeriatçı, solcu–sağcı, alevi–sünni, türk–kürt çatışmasını akıl almaz sistemli kitlesel cinayetlerle körükleyen türk faşist diktatörlüğünün en bilindik yöntemi. bu yöntemin uygulayıcıları ise; zihniyetin ve diktatörlüğün joker fenomenleri "din ve şovenizm"in maşa pratisyenleridir. "bu insanlar müslüman olamaz, bunların hoşgörü dini islamiyetle alakaları yoktur", "bu kişiler misafirperverliğin dünyadaki en iyi temsilcisi türk milletine ait değildir" de o halde nedir?
sivas katliamı'nı gerçekleştirenler 'müslüman' değil;
maraş ve çorum katliamları'nı örgütleyenler ve uygulayanlar ülkücü değil... kimdir bu diktatörlüğün tetikçisi; burjuva egemen iktidar hangi ideolojiden besleniyor, hangi dini unsurları istismar edip o dini kullanıyor?
sorun, müslüman olmakta yahut olmamakta değil;
mesele, islamiyetin ve milliyetçiliğin bu ülkede hangi noktalarda kullanıldığıdır ve bunların ama bilinçli ama bilinçsiz nerelere, neylere hizmet ettiğidir. cinayetleri işleten büyük ağabeyler, katilleri lanetler(!), "bunlar milletimizi bölmeye çalışan üç beş çabulcu" der, yine katilleri "islam dinine yakışmamakla" suçlar, ancak kendi iktidar zeminini güçlendirmeye devam eder; dumanlı, kaotik ortamdan ustaca sıyrılmayı başarır.
kim sanar ki; sermayenin ve diktatörlüğünün dini ve milliyeti olur! ya uşakları ve tetikçileri?
cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde eylenen tavır ve son yaşanan bu katl de gösteriyor ki; türkiye'de "demokrasi"yi, "cumhuriyet"i ağızlarda pelesenk etmek, koca tarihsel bir yalanın yıllardır ilericiler, devrimciler tarafından ayyuka çıkarılma gayretlerini görmezden gelmek, esas olarak ülkenin özgür ve bağımsız geleceğine ihanettir. neyse odur. hiçbir inkâr, ret yanlıştan geri döndürmedi. ülkemizde en ufak bir halk muhalefetinde yahut kendisinin krize girdiği dönemlerde dahi diktatörlüğün burjuva-demokrasisi(!)nin yanıbaşından kafasını çıkarması artık bir şeyleri gösteriyor olması gerekiyor. "
susurluk kazası"a gelinene dek ilericiler, demokratlar, devrimciler 'derin devlet'ten, 'kontr-gerilla'dan yıllarca bahsetmiş; ancak her türlü aygıtla donatılmış kapitalist iktidar bunları yığınların gözünde ve kulağında savmayı bilmişti. kazayla birlikte ise tüm pislikleri ortaya çıkmış ve örgütlü bir halk muhalefetiyle karşı karşıya kalmıştı. sonrası ise... ne? her daim kullandığı "şeriat" nüvelerini bir tehlike gibi görüp/gösterip "şeriat geliyor" şiarıyla gerçekleşitirilen "
28 şubat" darbesi! ve köşeyi dönmesi. derin bir nefes...
dün;
susurluk'ta,
şemdinli'de,
çorum'da,
maraş'ta,
sivas'ta, bugün; halaskargazi caddesi'nde
hrant dink cinayeti ve malatya'da zirve yayınevindeki
cinayette yakalanan faşizmdir. daha neyi, neleri görmezden gelebiliriz! nereye kadar ısrar edeceğiz "karanlık güçler" diye, "dış mihraklar" diye, "bunlar müslüman değil" diye? bırakın bu açıklamaları resmi ağızlar yapsın....
karanlığa, zulme, her türden gericiliğe ve burjuva diktatörlüğüne, faşizme karşı topyekün mücadele etmekten başka neyi var ellerinde her milliyetten ve her dinden bu ülke insanın?