belki ilginizi çeker
  1. · işte o üyeler
  2. · tanımıyorsan çık vatandaşlıktan
  3. · işte o
  4. · tepkiler daimilik kazanmalı
  5. · akp
  6. · mustafa yücel özbilgin
  7. · 25 nisan 2007 erdoğan teziç e suikast girişimi
  8. · danıştaya yapılan saldırı
  9. · kurtlar vadisi pusu
  10. · türkiye nin iran la çatıştırılması
gündem
  1. · banu güven
  2. · sanal seks yaparken hamile kalmak
  3. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  4. · tunceli alevileri dinsizdir
  5. · disko kralı
  6. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  7. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  8. · sorma
  9. · incelikler yüzünden

17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırı  

 sayfa  / 3
  1. aslan alparslan isimli avukatın yapmış olduğu saldırı.5 yaralı olduğu söyleniyor.
    ekleme:avukat saldırıda x-ray cihazına yakalanmayan glock marka silah kullanmıştır.
    (ben ihsan değil hilmiyim, 17.05.2006 11:23 ~ 11:31)
  2. istanbul barosuna bağlı bir avukat olan alparslan arslan tarafından gerçekleştirilen bu silahlı saldırıda 5 kişi yaralandı. danıştay 2.daire başkanı mustafa birden'in de içinde olduğu yaralılardan mustafa özbilgin ve birden'in durumları ağır imiş. danıştay'a yapılan saldırıda gözler ister istemez hükümete dönmektedir. çünkü idarenin usülsüz kararlarını iptal etmekten çekinmeyen en büyük idari denetim ve yargı organı danıştay'ın,özellikle 2.daire, birilerinin ekmeğine yağ sürmek yerine önüne taş koyması vakit gazetesi gibi son derece laik basın tarafından kınanmış hatta mustafa birden hedef gösterilmişti. işte bu durumda başbakandan yapması beklenen açıklamanın cumhuriyet gazetesine yapılan saldırının ardından yaptığı açıklama gibi olmaması beklenmektedir.* ''ne olmuş yani bize de saldırıyorlar'' diyebilir ulu rte yine. danıştay'ın türban kararı ve hükümetin hoşuna gitmeyen açıklamalarının ardından yapılan bu saldırı hükümetin ülkede sağladıklarını iddia ettikleri istikrar ortamını gösteriyor tekrar. ekonomik olarak cari açıkta yaşanan istikrarın ardından güvenlikte de kelle koltukta yaşamanın istikrarı söz konusu. kınıyorum.

    detay için (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...)
    (böcek, 17.05.2006 11:34 ~ 13:03)
  3. ntv'de geçen son alt yazıya göre bir ölü iki yaralı olan alçakca saldırı
    (witch king, 17.05.2006 11:39)
  4. (bkz: tehlikenin farkında mısınız)
    (papillon, 17.05.2006 11:40)
  5. saldırganın sorguda verdiği ifadeye göre aslında dün gerçekleştirmek istediği saldırı. dün zorla danıştay 2. daire başkanı'nın kapısını zorlamış ancak güvenlik tarafından uzaklaştırılmış. bu gün ise aynı kişinin silahlı saldırı gerçekleştirebilmesi ilginç.
    (chrystal, 17.05.2006 11:48 ~ 15:16)
  6. provakatif hareketlerin hain yansımaları...
    not : eksici arkadaş ne diyim sen söle madem!
    (mellek oldum sonunda, 17.05.2006 11:58 ~ 16:36)
  7. (bkz: vakit)
    (ben ihsan değil hilmiyim, 17.05.2006 12:01)
  8. cemil çicek, "bunu yapanları sebep her ne olursa olsun kınıyoruz." diyerek kınamıştır saldırıyı. bu ne demek şimdi böyle bir olayda, silahlı saldırı söz konusuyken 'sebep her ne olursa olsun' da ne demek oluyor biri anlatsın ya. böyle bir olayın sebebi mi olurmuş. şu kelimeyi ağza almaya utanır insan. insan varsa ortada.
    (okulluserseri, 17.05.2006 12:33)
  9. ağır konuşacağım, canım sıkkın.

    kirpi bıyıklı koca ağızlarını her açtıklarında demokrasiden dem vuranlar ve bunların başındaki üçüncü sınıf külhanbeyi var ya, eğer bu olaya sevinmedilerse, "oh olsun bu dinsizlere!" demedilerse içlerinden, bu tip olayların kendi kutsal(!) emellerini gerçekleştirmelerine engel olan pis laiklerin gözünü biraz olsun korkutmasına yarayacağına inanıp içlerinden göbek atmıyorlarsa ben adam değilim!

    içinden geçtikleri tedrisatta, bu oksijen israfı adamlara ilk öğretilen şeydir demagoji. her zaman mağduru oynamayı becerirler, kitlelerine gizli mesajlar vermenin bir yolunu her zaman bulurlar. o yüzdendir olayı kınarken bile "sebep her ne olursa olsun" gibi iğrenç bir laf edebilmeleri! bu açıklamanın meali şudur; "adam haklı, bu danıştayın yediği herzelerin üstüne, bırakın kurşunlanmayı, işkenceyle öldürülmeyi bile hak ediyor bu münafıklar ama bulunduğumuz konum gereği üzülerek olayı kınamak zorundayız; olaya üzülmüyoruz, kınamak zorunda olduğumuza üzülüyoruz".

    oy verme zamanı gelince, götünü rahat koltuklarından kaldırmayıp "ben oy versem ne olur, vermesem ne olur" deyip, daha sonra kirpi bıyıklı lafazanlar ortalığı kasıp kavurmaya başlayınca şikayet etmeye başlayan şirinlere de bir çift lafım var: çenenizi kapatın! tek kelime dahi etmeye hakkınız yok! birer birer yüzde yirmi eksilttiniz umudu ve şu anki iktidarın yegane sorumlusu sizsiniz!
    (iki blok otede, 17.05.2006 12:54)
  10. önce cumhuriyet gazetesine 3 tane bomba attılar. şimdi de bu saldırı. artık konuşma zamanıdır biraz ağır olsa da. çünkü:

    (bkz: susma sustukça sıra sana gelecek)

    türbanla, imam hatiple alakalı en ufak bir şeyde ortalığı ayağa kaldıranlar, ağzına geleni söyleyenler, bu olaylar karşısında sadece susuyorlar. (ya da biz öyle sanıyoruz, belki de içte içe kıs kıs gülüyorlar).

    bu olaydaki en önemli nokta gazete adı altında kağıt israfı yapan bi paçavranın bu insanları alenen hedef göstermiş olması.

    işte onların anladığı özgürlük anlayışı bu. insanları hedef gösterme özgürlüğü, kendisi gibi düşünmeyenleri öldürme özgürlüğü.

    artık uyanın ey insanlar!!!

    ayrıca (bkz: tehlikenin farkında mısınız)
    (bulenthus, 17.05.2006 13:11 ~ 13:12)
  11. bugün danıştay'a saldıranlar, yarın orduya da saldırırlar. aç köpek gibi etrafta gezinip istediklerini yapıyorlar. bunlar ki ülkenin şerefsiz evlatlarıdır. bunlar ki bu ülkede yaşamayı haketmiyorlardır. bunlar ki toplu katliam yapılıp yakılarak imha edilmelidirler.
    (guenhwyvar, 17.05.2006 13:42)
  12. evet bazıları kabul etmek istemese de provokasyondur. bu tür eylemlerin en çok akp'ye yaradığı da bir gerçek. verilen tepkilerden görüldüğü üzere laik-dinci ayrımına güzel bir örnek teşkil etmiştir bu olay. "bunlar provokasyon değil!" diyenlere öncelikle yazdıklarını okumalarını öneririm. ülkücü-komünist, türk-kürt'ten sonra şimdi de laik-dinci ayrımı gündeme taşınıyor. oh ne ala memleket, sazanlar da atlasın oltaya hemen.

    lütfen şunu söyleyin bana;

    tayyip'in papaz kıyafeti giydiği, elit yahudi konseylerinden cesaret ödülü aldığı ve iktidarı döneminde memlekette binlerce kilise açtığı,

    fetullah gülen'in hristiyan-yahudi lobileriyle derin ilişkiler kurduğu, cia raporlarında adının geçtiği, dinlerarası diyalog safsatasının ne anlama geldiğinin ortaya çıkarıldığı,

    28 şubat döneminde "devleti ele geçirmeye çalışan dinciler var!" "irtica geliyor!" diye sokaklarda tanklar yürüten, "laikliğin savunucusu general" denilen çevik paşaların bugün dinci denilen kesime danışmanlık yaptığı,

    bir ortamda siz neden bahsediyorsunuz?

    ek: ha bi de bu olayın arkasından iran çıkartılırsa hiç şaşırmam! bu olayın gazıyla ne güzel abd ile kol kola gireriz iran'a! uğur mumcu'nun şehit edilmesinde de aynı teraneyi döndürmediler mi?
    (strateji, 17.05.2006 13:54 ~ 15:44)
  13. 11 yıl önce gümüşhane barosu başkanı ali günday avukatların türbanla duruşmaya girmelerini istememesi üzerine vakit gazetesi tarafından hedef gösterilmiş ,izzet kıraç tarafından öldürülmüş , ifadesinde konu ile ilgili gazetedeki yayınlardan etkilendiğini söylemiş ,7 yıl sonra şartlı salıvermeyle tahliye olmuştur.
    kanımca eylem türban taraftarlarına moral vermek amaçlıdır.
    devlet erkanında sözler aynı nakarat (kınıyoruz,lanetliyoruz,vs)
    (dmoment, 17.05.2006 14:12)
  14. (bkz: provakatör olarak rte)
    (si, 17.05.2006 15:08)
  15. işte karşımızda birçok hukuk mezunun dikkatle üzerinde durması gereken bir olay. mezun olmadan önce bu arkadaşların üzerinde ehemmiyetle durması gereken ciddi bir olay. bu meslekteki insanların toplumdaki düzeni sağlamadaki en önemli ayak olan olan yargı sistemine ve ilkelerine sahip çıkmaları gerekmez mi? bir hukuk mezunun insanların cezasını kendisinin vermeye kalkması için söylecek birşey var mı?

    bakın arkadaşlar burda başbakanın ve cemil çiçek'in dediklerinden ya da verdiği tepkilerden çok daha önemli şeyler var. emin olun onlar kalıcı değil. geçiciler. ama her daim bu ülkede avukatlara,savcılara,yargıçlara ve diğer hukukçulara ihtiyacımız olacak. bu insanlar da birbirine silah doğrultmuşsa vay halimize!!! şu an üzerindeki kimliği soyunun ve kendinize sorun. 17 mayıstaki saldırı kime ya da neye hangi mantıkla yarar sağlayabilir?aslında danıştaya yapılan saldırı toplumdaki düzeni ve birliği sağlamaya çalışan hukuk sistemine yapılan bir saldırı değil midir? hem de kim tarafından. son olarak derim ki;
    (bkz: ilimsiz bilim kitap taşıyan merkep gibidir)
    (tonguç, 17.05.2006 15:22)
  16. bülent arınç, basın açıklamasında saldırgan'ın meczup olabileceğini ima etmiştir. böyle bir iddia ortaya atması saldırganı daha önceden tanıdığına dair şüpheler doğurmuştur. yoksa nerden bilsin saldırgan deli midir değil midir?! değil mi?!!!
    hele de böyle hassas bir olay için meclis başkanının saldırgan hakkında meczup açıklamaları yapması, bu olayın hiç de öyle basit, lalettayin bir olay olmadığının bariz göstergesidir. ya da ortada bir sahiplenme vardır. ya da başkan kendisine görev bilerek saldırganın avukatlığına soyunmuştur.
    (okulluserseri, 17.05.2006 15:25 ~ 15:30)
  17. bariz bir provokasyon. sanrım artık insanımız bunu yaptıran güçleri az çok tahmin ediyordur. hedefi istikrarı bozmak olan bir saldırıdır. ve saldırgan yine yobaz terörist rolünü oynayacaktır.
    (zoko, 17.05.2006 17:09 ~ 17:14)
  18. bu ülkede hiç kimsenin güvende olmadığının kanıtı.tekbir getirip ateş eden müslüman bozuntularının allah belasını versin.bu kaos ortamı olduğu sürece bu işten bölücüsü ve şeriatçısı karlı çıkacak.vakit
    müsveddesinin gerçek tepkisini merak ediyorum ama her zamanki gibi takiyyesini değil.
    (orcinus orca, 17.05.2006 18:15)
  19. ülkede gerici bir terörün tırmandırıldığı bir dönemde pek de şaşırılmaması gereken bir saldırı olmuştur malesef.

    geçtiğimiz günlerde, sürekli olarak iran'daki gericiliğin ve şeriatın ne kadar kötü bir rejim olduğu, resmi kaynaklar ağzından sarf edilmekteydi. bu da elbette siyasal islamcı kesimi rahatsız etti.

    üstelik burada laiklik savunucusu odaklar da yanılgıya düşmüştür. cunhuriyet gazetesi de, yeri geldiğinde gericilik karşıtı çıkışlar yapabilen ve bir odak olarak değerlendirebileceğimiz bu kurum da, oyuna gelmiştir. öyle ki, abd'nin akp'yi dini eğilimleri kontrol altına alma hususunda uyarmasından, gericilik karşıtlığını abd'den beklemeye başlayan kurumlardan biri haline gelmiştir. burada, birçok şey gözden kaçırılmıştır. abd'nin geçmişte türkiye'deki gerici örgütlere destek vermesi, bugün islami terör odaklarının hepsinin abd menşeli olması, vs.

    önümüzdeki günlerde bu terör daha da artacaktır. iran gündemi önemlidir. iran'a yapılacak bir saldırıya, dinci gericilik ırak'a yapılan saldırıdakine benzer bir tepki vermeyeceklerdir. bugün türkiye'de siyasal islamın hayallerindeki devlet dünya üzerinde sadece bir tanedir, o da iran'dır. (burada bir parantez açmak gerekiyor, özellikle afrika'da da şeriat ile yönetilen devletler vardır, fakat bunlar birçoğu bağımlı, refah seviyesi olmayan, bütün halkın açlıktan kırıldığı ülkelerdir.) üstelik, türkiye de böyle bir saldırıya çanak tutacağını açıkça ilan etmiştir. geçen sefer yaptıkları hataya(!) (1 mart tezkeresini kabul etmeyip ırak'a asker göndermemek) iran'da düşmeyeceklerini açıkça belirtmişlerdir. hatta, artık ülkenin pazarlık payı dahi yoktur, ülkemize kurulacak yeni amerikan üsleri ile herhangi bir izin alınmasa da iran'a saldırı gerçekleştirilebilecektir.

    iran'a türkiye'den asker gönderilmesi, türkiye'de bu saldırıya benzer olayların artması anlamına gelecektir. üstelik bir de bunu akp gibi tabanını islamcı bir kesimden alan bir partinin yapması, kendisinin intiharı olacaktır ve "müslüman kardeşlerine kurşun sıkmamak" söylemi, siyasal islamın sloganı olduğunda, kelimenin tam anlamıyla hortlama fırsatları doğacaktır.

    değinilmesi gereken bir diğer nokta da, abd'nin tutumudur.

    abd'nin türkiye'deki gericilikten rahatsız olduğunu düşünenlere gülerim, başka da birşey demem. abd'nin en büyük korkusu olan komünizm, gericilik ve milliyetçilik sayesinde durdurulabilmektedir, bunu sokaktaki çocuklar bile bilir.

    fakat, iran'a saldırma nedenleri arasında bu da varken, türkiye'de de aynı yönde adımlar atılmasına göz yumması, abd'nin ikiyüzlü politikalarını fark etmeyen veya reddetmek isteyen kesimin de gözünden kaçmayacaktır, ki bu kesim pek de küçük bir kesim değildir. fakat türkiye'ye saldırma gibi bir ihtiyacı yoktur, bu sadece maddi kaynak israfı olacaktır. çünkü, böyle bir saldırı yapılmasa bile türkiye'den isteyip de alamadığı birşey yoktur.

    en iyisi, şöyle bir kaşlarını çatıp göstermelik şekilde kızmaktır, yaptığı da budur. burdan sonrasında ise, yazının başına geri dönülebilir.
    (chaghdash, 17.05.2006 20:41 ~ 21:57)
  20. şeriat yanlısı hükümeti ahtapota benzetip, bu saldırıyı da onun çirkin kollarından birinin yaptığını pekala söyleyebiliriz. her ne kadar lanetleneseler de saldırıları, ağızlarına yüzlerine bulaşmış olan kanı temizlemekte başarısız olduklarını görüyoruz. tehlikenin ne derece yaklaşmış olduğunun herkes farkındadır sanırım bu çirkin saldırıdan sonra. ne danıştaya, ne bireylere yapılmıştır bu saldırı, uğruna dedelerimizin kanının aktığı laik türkiye cumhuriyetine yapılmıştır.
    (arch angel, 17.05.2006 20:49)
  21. türkiye cumhuriyeti'nin temel değeri olan laiklik ilkesinin içini boşaltmaya onu ortadan kaldırmaya çalışan rte, sözde meclis başkanı bülent arınç,işe yaramaz akp hükümeti ve onun göt yalayıcısı medyasının oluşumuna en büyük katkıyı sağladığı olaydır.adalet sistemimiz içinde de böyle bir kadrolaşmanın olduğunu görmekte endişe verici. ayrıca bu olay türbanın siyasal bir simge olduğunu da tekrar göstermiştir. cumhuriyet tehlikenin farkında mısınız? diye sorarken bu tehlikeyi görmeyip verilen mesajı başka bir taraflarından anlamaya çalışan bünyelerinde üstünde düşünüp, kendilerine çeki düzen vermeleri, laikliğin türkiye cumhuriyeti için ne kadar önemli olduğunu anlamaları gerekmektedir.
    (songoku, 17.05.2006 22:06)
  22. başbakan ve meclis başkanının türbanla alakası olmadığını ileri sürdüğü saldırıdır. konunun bizimle alakası yok demeye getiriyorlar akıllarınca. o zaman buyrun, nutuktan bir bölüm:

    " 'parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır' prensibini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? bu bayrak, yüzyıllardan beri cahil ve mutaassıpları, hurafelere inananları kandırarak özel menfaatler sağlamaya kalkışmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? türk milleti, yüzyıllardan beri, sonu gelmeyen felaketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakarlıkları gerektiren pis bataklıklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi?

    cumhuriyetçi ve ilerici olduklarını zannettirmek isteyenlerin aynı bayrakla ortaya atılmaları, dini taassubu coşturarak, milleti, cumhuriyetin, ileriliğin ve yeniliğin büsbütün aleyhine kışkırtmak değil miydi? yeni parti, dini düşünce ve inançlara saygılı olma perdesi altında 'biz hilafeti yeniden isteriz; biz yeni kanunlar istemeyiz; bizce mecelle yeter; medreseler, tekkeler, cahil softalar, şeyhler, müritler, biz sizi koruyacağız; bizimle beraber olunuz; çünkü mustafa kemal'in partisi hilafeti kaldırdı. islamiyete zarar veriyor, sizi gavur yapacak; şapka giydirecektir' diye bağırmıyor muydu? yeni partinin kullandığı slogan, bu gerici haykırışlarla dolu değildir, denilebilir mi?"
    (bulenthus, 18.05.2006 01:23)
  23. (bkz: http://www.acikistihbarat.com/...)
    (strateji, 18.05.2006 01:25)
  24. mustafa yücel özbilgin'e öncelikle allahtan rahmet dilerim. yaralılara da acil şifalar.

    bu saldırının arkasında başka birileri var mıdır bilemem ama glock marka silah ile yapılan bir diğer saldırı için trabzon santa maria klisesi papazının öldürülmesi olayına bakabilirsiniz.

    bu saldırıdan dolayı bazı kesimlerin yarar sağlayacağını özellikle de rte nin yarar sağlayacağını nedense hiç düşünmemekteyim. tam tersi her zamanki gibi bundan zarar görecek olan başörtüsü ile bu ülkede yaşamaya, okumaya çalışan kadınlardır. veya bu konuda ortak bir noktada buluşmak isteyen ve artık bir oh çekmek isteyen her türk vatandaşının rahatı, huzuru bir kez daha zarar görecektir.

    benim anlamadığım böyle olayları bir kadın yapmış olsa (lafın gelişi) amenna diyeceğim ama nedense kadınları ilgilendiren bu gibi olaylarda hep erkekler ön planda olmaktadır. hep erkekler karar almakta, konuşmakta, vurmaktadır!!! bu ülkede inkar edilemeyecek bir gerçek varsa hala kadınlar ikinci plandadır. anayasamızda kadınların giyimine müdahele edilebileceğine dair herhangi bir madde yokken buyrun siz karar verin, konuşun, biz kadınları istediğiniz gibi giydirin... sabahtan akşama kadar başörtüsü pardon türban konusu konuşulurken kadınlara mikrofon nedense uzatılmaz. uzatmayın zaten kendi kendinize kararları verin, bu kararlara tepki gösteren kesim kendi kendine kalkıp adam vursun. oh ne ala memleket... nereye gidiyoruz? ne yapıyoruz? bu hallere gelmemesi gereken türban meselesi! bu memleketin başına neler açıyor farkında değil misiniz? türban! takanları siyasete alet olmakla suçlayanlar acaba kendileri siyasete alet olmuyor mu? sadece türbanlılar mı bu olayda suçlu? bu duruma sadece bir karar alınmasından dolayı mı gelindi? yoksa 1997 senesinden beri önegelen olayların, konuşmaların getirdiği değil mi? bir taraf laikliği dolasın diline, bir taraf türbanı senelerce dilden düşürmesin, ondan sonra birileri çıldırsın... bana laikliğin tanımını yapın. anayasamızda ikinci maddede geçen laik kelimesinden başka açıklayan bir madde gösterin. fransadan aldığımız laikliğe sonuna kadar uyacaksak buyrun onların sadece ortaöğretimde türban yasak, üniversitelerde değil. kimse laikliğin gerçek düşüncesine laf uzatmamaktadır. laikliği kendi düşüncesine göre yorup ona göre hareket edilmesine sonuna kadar karşıyım. atatürk laikliği din ve devlet işleri birbirinden ayrılsın diye çıkarmıştır. artık devletin içinde din konuşulmaktadır. atatürk dine hurafelerin girmesini engellemek için de diyanet işlerini açmıştır. atatürk ün laikliği ile şu anki türban meselesini hiçbir şekilde bağdaştıramıyorum. bağdaştıranların da at gözlüklerini ve cehaletlerini biran önce gidermelerini diliyorum. hani deriz ya "atatürk yaşasaydı" diye; atatürk yaşasaydı kahrından tekrar tekrar ölürdü. gençliğimizin bizlerin gidişatına bakın. birisi avukat eline almış silahı türbanlıların hakkını arıyor! çok değil üç gün önce bir fb li gs li bir bayanı kadıköy meydanında döverek burnunu kırıyor. bir dizi türkiyenin ağlanacak bir çok gerçeğini ortaya dökerken örnek alınan tarafı silah kuşanmak, takım elbise giymek oluyor. çoook şükür ki okur yazar oranımız arttı!!! okur yazar olduk ama cehalet etrafımızı daha da sıkı sarmaya devam ediyor...

    bu konuda medyamızı ayakta alkışlıyorum! roj tv olayı patlak verdiği zaman manşetten vermesi gereken medyamız bir paragraf ile geçiştirmiştir olayı. ama manşette yine türban! başörtüsü vardır. bir kaç gün sonra roj tv olayı ön plana çıkarılmıştır. tabi ya bizim için terörle mücadele en son maddemizde yer almaktadır. birinci sırada türban, ikinci sırada futbol, üçüncü sırada paparazzi. türban hakkında konuşmak istemediğini ve devamlı bu konu hakkında yorum yapmayacağını söylediği halde devamlı mikrofonları bülent arınç a uzatan muhabirlerimiz. sorarım size gündemi yaratan iktidarın yaptıkları söyledikleri midir yoksa medya mıdır? devamlı ısıtıp ısıtıp önümüze sürdükleri bu meselenin doğurduğu sonuçlar da ortadadır. afiyetle yesinler efenim. afiyetle manşetlerinden günlerce düşürmeden bu olayı kendi çıkarları doğrultusunda yazsınlar....

    medyanın çıkarı doğrultusunda çalıştığını daha ortaokula giderken şahit olduğumdan kesinlikle inanmamaktayım. insanların namuslarına asılsız iftiralar atmaya kadar gidebilmektedirler. günümüzün büyük gazetelerinden birinin muhabiri aynen bu olaydaki gibi kendi kimliğini saklayıp polis olduğunu söyleyerek vuku bulan olay ile ilgili bilgi toplayabilmektedir. ertesi gün 3. sayfada kendince bir hikaye uydurarak ölmüş bir insanın namusuna dil uzatabilmişlerdir.

    son söz; yeter artık! yeteer. 50 yıl önce sağcı-solcu diye dün terör ile bölündük, daha sonra da kürt-türk... şimdi de dindar ve olmayan diye mi ayrılmak istiyorsunuz. buyrun ayrılın. buyrun birileri sadece ve sadece inanıyor diye başını örtsün diğerleri de buna karşı çıksın. sesinizi yükseltin yükseltemediniz vurun. birbirinize tahammülsüzlüğünüzü her yoluyla gösterin. her yol mübah. şu 90 yıl önce kanlarını bizler için döken atalarımız için devam edin. oturduğunuz evlerin altında onların kanları, onların kemikleri dururken devam edin. her türk bayrağını gördüğünüzde o kırmızı rengi nerden aldığını hatırlayarak devam edin. o kan sadece laikçiyim, dinciyim, şeriatçıyım, koministim, kürdüm, türküm diyenler için değil... hepimiz kardeşlik içinde, özgürlük içinde, hoşgörü içinde ve saygı içinde yaşayalım diye döküldü... o kırmızı rengi gördüğünüzde şunu hatırlayın; sadece kendi dedeniz değil, başı örtülü olanların, açık olanların, kürtlerin, çerkezlerin, lazların kısacası şu an türkiye sınırlarında yaşayan herkesin dedelerinin kanları o kırmızı rengi oluşturmakta... ister hoşunuza gitsin ister gitmesin bu böyle.
    (spoiled, 18.05.2006 01:57)
  25. vakit gazetesinin açıkça hedef gösterdiği kişiler vuruldu, bir tanesi hayatını kaybetti, diğerleri ise ölümle pençeleşiyor. hukuk fakültesi mezunu bir insanın bir gün önce aynı yerde saldırı girişiminde bulunmayı kafaya koyup bir anlamda son anda farkedilmesi ve bir gün sonra saldırıyı gerçekleştirmiş olması hayret verici. ülkemizin en önemli kurumlarından birisi olan danıştayın girişindeki kameranın da bozuk olup görüntü alamaması da bu kadar aymazlık olmaz dedirtiyor insana. bu kadar allaha emanet yaşamak başka bir ülkede yoktur sanırım. allah da bir yere kadar koruyor demekki. artık bu saldırıları sadece lanetlemekle kalmayıp birşeyler yapmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. sanırım sözün bittiği yerdeyiz hepimiz. "yok başka bir cehennem, yaşıyorsunuz işte" demekten başka.
    (madam butterfly, 18.05.2006 11:55)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil