15 eylül 2007 ankaraspor beşiktaş maçı 

adana çık aradan

  1. maç saat 18'de.

    iki önemli ve değerli türk teknik direktörün takımlarının kapışması şeklinde geçmesinin beklendiği maçtır.

    her ne kadar ankaraspor lige kötü başladı ise de toparlanma sinyalleri veriyor ve çekinilmesi gereken bir rakip haline geliyor. bu bakımdan bu takımla ilerleyen haftalarda oynamamak beşiktaş için iyidir.
    (memento, 14.09.2007 09:49)
  2. an itibariyle 0-0 olan karşılaşma. gol, hatta goller bekliyoruz.
    (emrahman, 14.09.2007 10:13)
  3. beşiktaş'tan puan kayıpları beklenen karşılaşma.
    (bkz: 18 eylül 2007 marsilya beşiktaş maçı)
    (alter egoma yenik düştüm, 15.09.2007 13:15)
  4. (bkz: @1926157)

    "utandır beni kartalım, eve yanaklarım kıp kırmızı ama üç puanla döneyim n'olur" dediğim maçtır.
    (12monkeys, 15.09.2007 13:18)
  5. biletlerinin ucuz olması sebebiyle "gidip izleyim lan" dediğim ancak stadın yerini öğrenince "banane lan beşiktaştan" cümlesiyle gitmekten vazgeçtiğim maç. iki adım aşağıda kahvede lig tv var ne gidicem yenikente
    (dying brokenhearted, 15.09.2007 14:48)
  6. an itibariyle olan pozisyonda serdar kurtuluş'un acayip derecede recep çetin'in kendi kalesine rövaşatasını hatırlattığı maçtır.
    (şiirbaz, 15.09.2007 19:38)
  7. son dakikada beşiktaş'ın net bir golünün anlayamadığım bir nedenden dolayı iptal edildiği karşılaşma.

    edit: maç 0-0 sona ermiştir.

    edit: bakalım bu maçın hakemi de 12 eylül 2007 türkiye macaristan maçının hakemi gibi onurlu olup özür dileyebilecek mi golü haksız yere iptal ettiği için.
    (big bang, 15.09.2007 19:58 ~ 20:13)
  8. son dakikada beşiktaş'ın golünün verilmediği ve beşiktaş'ın haksız yere 1 puana razı olduğu maçtır.
    (sturridge, 15.09.2007 20:13)
  9. ertuğrul sağlam'ın hafta içindeki marsilya maçını da düşünerek, ricardinho ve delgado'yu dinlendirmek istediği maç olmuştur. aslında ertuğrul'a kızmamak lazım, zira higuain ve bobo gibi iki forvet koymuş, kanatları da en formda kanat oyuncuları ile doldurmuştur. ancak maalesef, bu kanat oyuncuları düzgün bir pas dahi atamamışlardır.

    serdar kurtuluş'un, geriden bindirmelerle çok isabetli ortalar açtığına hem de bir kaç maç öncesinde şahit olan bu gözler, bir türlü inanamadı, yerden ve isabetsiz ortalara. saç baş yoldurdu, desek yeridir yani.

    serdar özkan pek bir varlık gösteremedi, oysa ki kendisi en formda oyuncu idi türkiye liglerinde. ramazan yorgunluğu mu, başka bir şey mi anlamak mümkün değil.

    ertuğrul keşke ilk yarı delgado, ikinci yarı da ricardinho'yu oynatarak, forveti tek tutsaydı diyesim var. zira bütün toplar kanatlardan taşınmak zorunda kaldı ve bu durum da formsuz kanat oyuncuları yüzünden işe yaramadı. cisse ve koray defansa çok güzel yardım ettiler ancak orta alandaki boşluk baya bir göze çarptı.

    forvet hattında, bobo ve higuain'in yalnız kalması değil sadece, biraz da uyumsuzlukları göze çarptı. higuain'i oynatmak istemesi normal hoca'nın ancak batuhan oynasa daha etkili olabilirdik, zira uzun boylu bir oyuncu olarak en azından orta iştahı katardı kanatlara. higuain ortada kayboldu gitti. ancak söylemek lazım, çok çabuk ve etkili olabilecek bir topçu.

    defansa hiçbir sözüm yok, diatta gerçekten güven veriyor. korku saldı forvete. necati'yi harcadı resmen. ibrahim toraman ve sağ, sol beklerimiz de yerinde müdahelelerle iyiydiler. zaten cisse ve koray da yardım etti. daha ne olsun.

    beşiktaş'ın korku salan oyununu gören anadolu takımları sanırım bundan sonra, 0-0'a yatmaya çalışacaklar. son iki maçtır bunu görmekteyiz. umarım ertuğrul sağlam'ın "savaşan beşiktaş" sözü bir an önce uygulamaya geçer.

    keşke son 3-4 dakika kurmaya çalıştığı baskıyı, maçın son 20 dakikasında kursaydı beşiktaş da, sayılmayan gollere kalmasaydı galibiyet umutları.

    kısfmet artık.
    (şiirbaz, 15.09.2007 20:16)
  10. beşiktaş'ımın hakkının yendiği maçtır. göz göre göre 3 puanı çalınmıştır. bunun başka bir açıklaması yoktur.

    konuşma, sus, olur öyle, görmemiştir... ne lan bu? yeter mk. o hekemlerin işi görmek değilmi zaten? tamam olur insan hata yapar. ama bu kadar da olmaz. olur mu? beşiktaş'ımı sarsmaz. yenilir, berabere kalır, yener. bu sevda sürer gider...
    (deniz büyücüsü, 15.09.2007 20:25)
  11. bir fenerli olarak bile "ohayo" dedirten maç olmuştur..hakem bunun neresine faul çalmıştır niye golü iptal etmiştir ..anlaşılır gibi değildir..
    (profesore, 15.09.2007 20:33)
  12. bitime 20 dakika kala yapılan değişiklerin geç olduğunu düşündüğüm karşılaşma. 93 de gelen gole kadar hiç bir varlık göremedik, belki son 7-8 dakikalık canlanmayı sayabiliriz. yoğun bir dönem, ufukta şampiyonlar ligi ama üst üste 2 beraberlik hayra alamet değil.
    bugünkü beraberliğin (haklı olarak) sorumlusu olarak hakem gösterilecek ama diğer sorumlu akıllardaki marsilya maçıysa inşallah istediğimizi o maçta alırız
    (bkz: siyahın zindan olsun beyaz aydınlık)
    (goddamngenius, 15.09.2007 20:49 ~ 20:49)
  13. (bkz: haydan gelen huya gider)
    (togisama, 15.09.2007 20:54)
  14. beklediğim gibi kötü oyun.
    pozisyonu görmedim ama hiç ağlayıp sızlamaya gerek yok. böyle oyuna, böyle skor yakışır.
    higuain burayı arjantin, beşiktaş'ı da river plate sanmış herhalde. bekliyor ki oradaki gibi her maçta net 9-10 gollük top gelsin ayağına, o yüzden bol keseden harcıyor pozisyonları. hadi bugünkü oyunu adaptasyon dersin, yeni dersin kabullenirsin ama genel olarak oyun tipi bizim ihtiyacımız olan forvet değil ki! kanatların var ama orta açamıyorsun, açsan bile içeride vuracak adamın yok. bütün umutları bobo'ya bağladık ama tık yok.
    madem ertuğrul hocada bunları yapacaktı bari tigana kalsaydı. hiç değilse "tigana bu" der katlanırdık.
    bu beşiktaş'tan birşey olmaz diyemem. olur, ama oluncada tren kaçmış olur böyle puan kayıplarıyla.
    (butterfly, 15.09.2007 22:10)
  15. puan kaybının ertuğrul sağlam'ın hanesine yazıldığı maç. maçın özeti de bu. marsilya maçının provasını yapacağım diye koray-cisse ikilisiyle başla; higuain gibi ne idüğü belirsiz bir adamı bobo'nun yanına koy; yetmiş dakika boyunca bizimle beraber maçı izle... olacağı budur.

    aykut kocaman kanatları markajla kilitleyerek oyuna hakim oldu. serdar özkan da, tello da kendilerine yardım gelmeyince topları ezdiler. hadi koray'ı geçtim. peki cisse ne bok yemeye alındı ki? sadece top kesecek, it gibi koşacaksa fahri de yapardı o işi. ayağına hakim, savunma hücum bağlantısını kurabilecek biri lazım bu takıma. buraya yazıyorum: higuain ikinci bir nartallo. ertuğrul sağlam neye dayanarak onu sahada tuttu anlamak mümkün değil. takımın bütün pas düzenini bozdu. diatta'yı ilk kez izledik. müdahale zamanlamaları çok iyi. toraman'ın dağınıklığı onda ters yönde. sakin ve soğukkanlı.

    gelelim verilmeyen gole. orta hakem yanlış görmüş olabilir ama yardımcının tam önünde gerçekleşti pozisyon. resmen veremedi golü. adı üstünde, yardımcı hakem. gördüğünde ısrar etmezsen işin ne orada? bir de, biraz önce demirören'i dinledim; "beşiktaş'a komplo yapılıyor" dedi. tüpçü kardeş sen bizi mal mı zannediyorsun allah aşkına? git, kendine daha fazla güldürmeden.
    (kronstadtlı ölü denizci, 15.09.2007 23:51 ~ 23:52)
  16. beraberliğin en büyük sorumlusunun ertuğrul sağlam'ın olduğu maçtır.

    maç kadrosu açıklandığında, oyun kurucusuz, çift ön liberoyla başlayan beşiktaş, gol yollarında etkisiz kalacağının sinyalini vermekteydi. ertuğrul hoca, bir anadolu takımının başındayken, deplasmanda önce savunma diyerek hatta 1 puanı başarı sayarak, ona göre kadro çıkarabilir ancak, beşiktaş gibi şampiyonluğa oynayan bir takımla hele ki, her ne kadar bu maç öncesinde sağlam takviyeler de yapsa, ankaraspor gibi, 4 maçta, 3 mağlubiyet, 1 beraberlik alan bir takıma, böyle bir kadro çıkarılmaz.

    nobre'nin kadro dışı bırakılmasını ne kadar doğru bulduysak, bu adam eğer kadroya girmişse ve çift forvet oynanacaksa ilk 11'de oynar. madem ceza vereceksin, madem gösteri yapacaksın, getir ankara'ya, gönder tribüne. higuain, gayretliydi ancak 2 pozisyonda mutlak gol pozisyonu olabilecek paslar atmak yerine, dağlara taşlara vurup, kahraman olmak istedi. ertuğrul hoca diyelim ki, marsilya maçını düşündü ve delgado ve ricardinho'yu dinlendirmek istedi -ne dinlenmesi zaten 10 gündür maç yok- takım ilk yarıda pozisyona girememiş, görülüyor ki, orta sahadan forvete top aktarılamıyor, daha önceden 45. dakikada uygun değişiklikler yapan ertuğrul hoca neyi bekledi anlayamadık? bu sonucu değiştirebilecek futbolcular 45 dakika da mı oynayamazdı?

    beşiktaş'ın bir eksiği tamamlandı dedik... kanatlar yıllar sonra işler olmuştu ancak bu defa da göbekten gidemiyor beşiktaş. her topu kanatlara taşıma çabası ancak, ceza sahası içinde topu atacak adam yok. bu maçta ise kanatlar da durmuştu. hani 2-3 oyuncu kötü olur ancak, oyuncu tercihleri ve taktik anlayış yanlışlarla dolu tamam kabul ediyoruz ancak, futbolcular sanki beraber 1 maça çıkmayı bırakın, tek bir idmana çıkmamış gibilerdi. sanki maç öncesi sokaktan toplayıp, kadroya alınmışlar gibilerdi. topu alan oyuncuların topu atacak aramaları başlarını döndürdü. kimse topa yanaşmıyordu. öyle olunca da vurdumduymaz uzun toplarla çıkma çabası baş gösteriyordu.

    diatta "bu da bulunsun elimizde" türünden bir oyuncu gibi göründü. 20 metre etrafında kimse olmamasına rağmen, dikine pas atacak adam aramak yerine, sağına soluna veya genellikle hakan'a dönmesi tuhaftı.

    bobo'da inanılmaz bir düşüş var... hem mücadele etmiyor hem de fizik olarak çok kötü... zam yapıldıktan sonra yatıyor. ertuğrul hoca'nın acil olarak çözmesi gereken sorunlardan biridir.

    hakem vedat yüksel maçın başında sertliğe prim tanımayacak görüntüsü verdi. ancak erken çıkan kartların gerisi gelmedi. ankarasporlu oyuncular biçerdöver gibilerdi. kaleci bir faul atışı pozisyonunda oyundan yaklaşık 1 dakika çaldı. eldivenlerini çıkardı, tekrar giydi, düzeltti, arkadaşlarına ileri gidin dedi vs. sarı kart? yoktu... öyle veya böyle, beşiktaş bu maçı farklı kazanmalıydı...

    iki takım da kötüydü, iki takım da pozisyonsuzdu. ankara 2. yarı beşiktaş ceza sahası çevresinde fazla top yaptı ancak, verimsiz ataklardı.

    maçın hakkı beraberlikti ancak, nizami bir golü, pozisyona vakıf olmadığı halde iptal eden vedat yüksel'in iyi bir maç yönettiğini söyleyemeyiz. keza, maç içinde standart kararlar uygulayamadı, sertliğe prim verdi.

    her maçı iyi oynayıp kazanacaksınız diye bir şey yok... iyi oynamadan kazandığınız maçlar sizi şampiyonluk yarışında tutar... beşiktaş iyi oynamadığı bir maçta, hatalı oyuncu tercihleriyle, hatalı taktikle, zamanında oyuncu değişikliklerine gitmeyerek kendi kendine durumu kayba çevirmiştir ancak, vedat yüksel'in nizami bir golü iptal etmesi, beşiktaş'ın 3 puanını çalmaktır.

    bir söz ertuğrul hoca'ya, biz, "sağlam kalsın, sağlam olsun, kaçıncı olursa olsun" dedik.. ancak biz demedik ki, korkak bir anlayışla oynansın, biz demedik ki, takım çıkarılabilecek en salak taktikle, en kısır taktikle çıkarılsın... biz istedik ki, takım mücadele etsin, pozisyon bulsun kazanamazsa kazanamasın...

    kasımpaşa maçından sonra "beşiktaş'ı bu kadar kötü oynarken bir daha görmeyeceksiniz" diyen ertuğrul hoca, bu maçtan sonraki 2 maçta, kasımpaşa maçında oynanandan çok daha kötü futbol oynadı...

    bu beraberliğin gerçek sorumlusu ertuğrul hoca'dır. ancak, işin sonuç kısmında, sorumlu vedat yüksel'dir. beşiktaş'ın 3 puanını gasp etmiştir.
    (paleface, 16.09.2007 01:47)
  17. maçtan bahsetmek gerekirse öncelikle o stad neydi oyle git git bitmedi... gerci giderken takım otobusune denk gelerek istanbul yolundan itibaren takıma eskortluk yapmak güzeldi... stada gelince manzara da enteresandı. etrafta tarlalar üstünde koyunlar . maratonda normalde ankaraspor'a ait iken birden mavi beyazlılardan besiktas sesleri gelmeye basladi. artık onlari da bi tarafa toplamak zorunda kaldilar ve orasi da doldu....
    ha bi de verilmeyen gol vardı... iste o kadar
    (pingus, 18.09.2007 13:41)
  18. beşiktaş yönetiminin verilmeyen buz gibi golde kural hatası yapıldığı iddiası ile mhk'ya karşılaşmanın tekrar oynanması talebi ile itirazda bulunduğu maç.
    (bkz: la havle ve la kuvveten)
    (memento, 18.09.2007 16:34 ~ 17:01)