belki biraz iddialı. gerçek dışı da görünebilir. ancak kadın ruhunun karmaşık yapısı düşünüldüğünde gayet yerinde bir önerme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. elbete boşanma ihtimalini en aza indirme hususunda söylüyorum bunu, yoksa dileyen dileği yaşta hatunla evlenebilir, 3-5 sene neyse ilişki yaşayıp yolları ayırabilir. ama şu gerçeği unutmayalım, kadınlarda "bilgi" ağırlık yapıyor. peygamberimizin küçük yaşta bi kızla evlenmesi tesadüf değil. ya da eskiden 13-14 yaşına giren her kızın bi an önce evlendirilmesi. bunları eski adetlere, zamanın şartlarına yoramazsınız. olay bu kadar basit değil.
sevgiliniz zaman zaman eski sevgilerini düşünür mü? ve düşünüyorsa bunu nasıl anlayabilirsiniz? erkeklere soruyorum bunu. heyecanlanmayın. şu an bi sevgiliniz var ve onun eski sevgililerini düşünüp düşünmediğini merak ediyorsunuz. hiç bi kadın eski sevgililerini düşünmez, eski sevgilisini düşünür sadece, bi tanesini. içlerinden birini ayırmıştır. bu hiç değişmez. adamın bi özelliği olmasına da gerek yok. bi tane ayıracaktır, ve o bi tane de o olmuştur. hee ayrılık sürecinde birazcık gururlu davranmışsa ve de son sevgiliyse, o biri olma şansı daha yüksektir.
evet, kadınlar eski sevgililerinden "birini" hep düşünür, ama asla hepsini, bi kaçını değil. erkeklerden şu farkla ayrılırlır. bi erkek geriye dönüp baktığında, eski sevgililerin hepsini hemen hemen aynı görür. nefret etmez. tiksinmez. büyük farklarla onları birbirinden ayırmaz. ilk aşkı hariç tabii...oysa kadında eski sevgili anlayışı farklıdır. o "biri" dediğimiz, sembolik erkek dışındaki hepsini harcarlar. adlarını duymak bişey ifade etmez onlara. nefret bile edemezler. hayatlarının o bölümünü yok sayarlar. utanırlar bi nevi. "ayyy ya ben bu çocukla nasıl sevgili oldum" derler sadece. yabancılaşır ona. bi yerde karşılaştılar mesela, onda yarattığı his, sokaktaki sıradan bir erkeğin yaratacağı kadardır. oysa erkek gördüğünde duygulanır, mazi gelir aklına, hislenir, fakat hemen unutur.
bi kadının eski sevgililerine baktığınızda aralarında en ufak bi bağ bile bulamayabilirsiniz. birbirlerinden tamamen ayrı tipler bile olabilirler.
sevgilinizin "eski sevgilisini" düşünme mevzuna gelince...evet, düşünürler dedim ya, ama korkmayın, zararsızdır bu düşünce. yeni ilişkilerinde zorluklarla karşılaştıklarında ya da zorluğa bile gerek yok, her şey yolundayken, sizi, eski sevgilisiyle karşılaştırır, eski sevgilim beni daha çok seviyordu, falan filan der, ama yine de ona dönmek istemediğini gayet iyi bilir. kadın ruhunun karmaşıklığından yapar bunu. şöyle söyleyeyim yani size, hiç bi kadın eski sevgilisiyle tekrar ilişki kurmaz, aşk yaşamaz, geri dönmez. istisnai durumlar olsa da, bunlar ya hırs, ya intikam ya da boşluktan olur, ki bu da uzun sürmez.erkekler her kadınla hemen hemen aynı şeyi yaşar. bütün aşkları aşağı yukarı birbirine benzer. oysa kadınlar o "büyülü" dedikleri şeyi çok az erkekler yaşar. ve yaşadıkları o büyüyü de aynı kişiyle tekrar yaşayamayacaklarını bilirler. yani sevgilinizin eski sevgilisinden korkmayın. bırakın düşünsün. o hastalıklı ruhundan kaynaklanıyor. siz yenilerden korkun.
gelelim 14 yaş mevzusuna... o sembolik. 13 de olabilir, 15 de. kadın ruhu birden fazla erkeği tanımayı taşıyamıyor. ne kadar çok erkekle beraber olursa huzuru bulma şansı o derece azalıyor. nedenini söyledim size. erkekler her kadınla hemen hemen aynı şeyi yaşıyor. fakat kadınların aşka ve ilişkiye yaklaşımı çok daha farklı bi yerden oluyor. bi sevgiliniz var. sizden önce 7 sevgilisi daha olmuş. yemek yiyişinizden tutun da yürüyüşünüze kadar her gördüğü şeyde aklına milyon tane çağrışım geliyor. kadın biriktirir. kadın saklar. kadın görür. oysa erkek her yeni ilişkisinde bildiği ne varsa unutur. dolayısıyla bi kadının ilk sevgilisi olmak hem erkek hem de kadın için en doğrusudur.
birden fazla sevgilisi olmuş bi kadın için mutluluk diye bişey yoktur. mutsuzluk ya da huzursuzluk vardır. içlerinden birini tercih eder, ona göre yaşar. kadın bildikçe, tanıdıkça, gördükçe kaybolur, yitirir kendini, biter.
çok doğru önerme... tabi canıım... 14 ünden gün alsa karta kaçmış olur. hem 16 dedin mi en az 10 sevgili eskitmiştir neme lazım düşünür müşünür şimdi, karşılaşırsın cinayet çıkar... ne gerek var. bas nikahı kapat 14 ünde eve. hatta günümüz şartlarında 14 büyük. 10 yaş ideal... basalım nikahı 10 yaşında. artık beraber barbie ve ken le evcilik oynayarak öğrenirsiniz bazı şeyleri. ken e iğneden bi yarrak takar gösterirsin kıza bak bu işler böyle böyle oluyo diye. sonra yaşı gelince çocuk doğurur, eski giysileriniz çok yıpranmadan çocuğa giydirir masraf olmasın diye. her açıdan karlı yani. ama dikkat etmek lazım, arada beraber doktorculuk oynadığı karşı komşunun oğlunu düşünmesin kızcağız, belli mi olur...
not : evlenmek yerine çıkmaktan bahsedilse belki bu kadar da saçma gelmezdi. ama evlilik sorumluluktur,evcilikle karıştırılmamalı.
bundan 20-25 sene öncesine kadar erkeklerin ve ailelerin düşüncesidir.
şimdi bunu ailelerin ve erkeklerin gözünden kayser sozer gayet güzel anlatmış. mantıksız herhangi birşeye rastlayamadım ben. zira benim büyükbabam ve anneannem de evlendiklerinde anneannem henüz regl bile olmamış. o kadar saf ve temiz(!) yani. hal böyle olunca onun ara ara aklına gelecek ne bir sevdiği nede o zamanın deyimiyle yavuklusu yokmuş. peki kayser sozer in ekekler açısından yorumladığı bu olaya bir de anneannemin gözünden baksak ya:
daha 12 yaşında bir kız. ev işlerinden kalan zamanda sokakta arkadaşlarıyla oynayan. büyükbabamda sokak arkadaşıymış anneannemin. diyor ki birgün annem çağırdı beni yanına "ali'yle evleneceksin baban öyle istiyor" dedi. e buna karşı çıkmak ne mümkün. sonra yine sokağa çıkıp oyun oynayası varken anneannemin düğünü oluvermiş henüz küçücükken. 12sinde bir kadın oluvermiş. diyor ki bazen ev işlerini yapıp sokağa çıkardım oyun oynamaya ama annem çok kızardı sen artık evlisin diye. eğer diyor o gerdek gecesini de yaşamasaydım oyun sanardım olanları. ama değildi. bu şekilde bir evlilik iştye onların ki. evet anneannemin düşüneceği arada sırada aklına gelecek bir sevdiği olamamış hiç. olmasına da izin verilmemiş. şimdi derin ama çok derin bir bağ var aralarında. ancak anneannem hayatında ilk kez 75 yaşına geldiğinde söz açıldığı bir anda "hiç sevemedim" dedi. hiç sevemezdi de zaten. içim sızladı birden. ama evet derin bir bağlılık vardı aralarında ancak o kadar.
evet 14 yaşında bir çocukla evlenmek iyi olabilir elbette. ama karşınızda sizi hiç sev-e-meyecek biri olacaktır. çünkü o yaşta ne sevginin değeri bilinir ne evliliğin. ve hal böyle olunca anneannem gibi 75 yılını hiç sevemediği biriyle geçirmek zorunda kalan çocuklarla doluverir ortalık...