türk dili bu yüzyılda daha da çok işlenip gelişmiş manzum- mensur pek çok eser bırakmıştır. 1257'den sonra moğol imparatorluğu'nun parçalanması timur ve çocuklarının kurdukları devletin anadillerinin türkçe olması dilin güçlenmesini sağlamıştır.
doğu türkçesi (hakaniye) de özellikle çağatay, harezm ve altınordu sahalarında gelişme göstermiştir.
anadolu selçuklu devleti'nin 13. yüzyılda yıkılmasından sonra 14. yüzyılda beylikler devri başlar. bu dönemde türkçe, edebi bir dil olarak öne geçmiş, telif ve tercüme olarak bir çok eser yazılmıştır.
beyliklerin yöneticileri bir yandan mimari eserler yaptırırken bir yandan da alim ve sanatkarları yanlarında toplayıp himayeleri altına alarak eser yazdırmaya yönlendirmişlerdir. böylece türk milli kültürü ve sanatının güçlenmesine katkıda bulunmuşlardır.
kur'ân surelerinin açıklamalı çevirileri yapılmış, peygamber kıssaları, velilerin menkabeleri, nasihat nameler gibi konularda tanınmış arapça ve farsça eserler türkçe'ye çevrilmiştir.
gündelik hayattaki ihtiyaçlarını karşılamak için tıbba ve veterinerliğe, avcılığa, kıymetli taşların özelliklerine, rüya tabirlerine dair telif eserler yazılmıştır.
edebi alanda dini, destani, manzum ve mensur eserler, manzum hikayeler, tasavvufi ve romantik mesneviler, divanlar, kelile ve dimne, marzuban nâme gibi didaktik nitelikli hayvan hikayeleri, kabus nâme gibi öğüt kitapları yazılmıştır.
13. yüzyılda anadolu'da yerleşmiş olan tasavvuf akımı 14. yüzyılda mevlevilik, âhilik, babâilik ve hurufilik gibi inanç ve tarikatların taraftarları arasında etkisini kuvvetle sürdürmüştür. yine bu yüzyılda anadolu'daki bazı kültür merkezleri de dikkatleri çekmektedir. orta asya kültürünün yansıdığı kırşehir ve mevlevilik geleneğinin merkezi olan konya önemli örneklerdendir.