4. golden sonra boşalmayan futbolsever tanımıyorum ulan!
ilk maç (bkz:
@2469657) çok şeyin habercisiydi esasında. portakallar maça iyi başladı gene. gole kadar da topu istedikleri gibi kullandılar. golden sonra ise anlamsızca skoru koruma yoluna gittiler ki bu onların alışık olmadığı bir sistemi icra etmesi anlamına da geliyordu. zaten
fransa'nın iyi oynamaya başlaması ve çok sayıda pozisyon bulması da bunu doğruladı.
ikinci yarının başlamasıyla ise dünya üzerinde hiçbir teknik direktörün kalkışamayacağı bir işe kalkıştı
van basten. hala şoktayım. 1-0 öndeyken 56. dakikada 2 oyuncu değişikliğini kullandı, yani resmen delirdi. orta sahadan defansa yönelik bir oyuncuyu alıp yerine
robben'i, bu da yetmedi fena oynamayan
kuyt'u alıp yerine
van persie'i sürdü. portakallar, bu dakikadan itibaren topa yeniden hakim oldu ve zaten ikinci golü sadece bu ikili yarattı. sonrasında
henry'nin akıl dolu vuruşuna saniyesinde robben "yarı-tanrısı", imkansız golüyle karşılık verince fransa maça havlu attı. belki de turnuvaya!
son golü anlatmaya ise dimağım yetmiyor. ohohoho!
grupta ise son maçlar itibariyle ilginç bir durum mevzu bahis. son maçlarda italya-fransa maçı berabere biter de hollanda, romanya'yı yenerse hollanda harici takımlar 2'şer puanda kalıyor. yani; olay üçlü avareja esasında hollanda'nın kime ne kadar gol attığına kalıyor ki kelimeler kifayetsiz yemin ederim.
hollanda'nın görece az gol attığı takım -bi' zahmet- çeyrek finali hak edecek! yani hollanda "sen gel" diyecek! (bkz:
sen gelme ulan ayı)