|
|
- 30 saniye süren ve ölü sayısının 845, yaralı sayısının ise 4948 olduğu depremdir. depremin görüntülerine http://duzce.meb.gov.tr/deprem adresinden bakılabilir.
- bolu istasyonunda doğu-batı doğrultusunda alınan ivme kaydına göre 0,8 g (1 g=9,81 m/sn²) anlık ivmeye sahip bir depremdir. bu, çok yüksek bir değerdir. hatta dünyada örneklerine az rastlanan bir ivme değeridir. bu ivmenin sadece anlık etkimesi ve uzun zamana yayılmamış olması sayesindedir ki düzce'de kimi yapılar halen ayaktadır.
eğer ki bu ivme anlık olarak değil de takriben 10 saniye gibi bir zamanda etkiseydi düzce'de taş taş üstünde kalmayacaktı. korkunç bir yıkım olacaktı.
doğanın bu kıyağına rağmen yıkımlar, ölümler yaşanmıştır. ve maalesef bilinmeyen bir zamanda bir daha olması neredeyse kesindir.
- depremin merkezi : 40,768 n 32,148 e
google earth'den bakınca depremin düzce'de değil bolu'nun güney doğusunda meydana geldiği gözükmekte.(skuba, 25.10.2006 11:03)
- büyük kayıplar verdiğim, doğduğum, büyüdüğüm ve öldüğüm şehir olarak andığım düzce'nin yıllar geçmiş olmasına rağmen toparlanamamasına, en verimli dönemindeyken bir anda çöküş dönemine girmesine neden olan doğal afettir. ki her zaman ki gibi gölgesinde kalmıştır 17 ağustos 1999 marmara depreminin.
--
şimdi tutamıyorum zamanı..
12'ye 1 kala
aklımda dostlarım var,
kalbimde sızım,
evimin yıkılan her bir duvarının tozu yapışmış bedenime..
7yıl geçiyor
ve ben
tutamıyorum zamanı!..
yaşanmışlıklar kalmış geride artık.
bütün yazılar küflü geçmiş kokusunda..
direnç denilen olgu
ha koptu ha kopacak..
nasıl da utanmadan geçiyor dakikalar..
dün kadar yakın oysa
paramparça herşey
siren sesleri kulağımda
çıkmaya çalıştığım enkaz yığınından
gördüğüm gökyüzü var gözümün önünde
ulaşmak isteyip ulaşamamak
anlayamamak
kavrayamamak
acı çekmek...
evsiz kalışımın,
bir parkın bankında uyumanın ne demek olduğunu,
hiç su içilmeyen musluklardan
yıllardır su içmemişcesine su içtiğimin,
utana sıkıla yürürken yollarda
anılarımın paramparça olduğuna seyirci kalışımın,
uyandığımda insanların bana garip bakışlarının verdiği garip hüzünlerimin,
kalbimin ikinci kez yıkılışının
15 yaşımda öldüğümün
7. yılına bir kala..
nasıl geçtiğinden bihaber koskoca 7yıl
ömrümden çalınan 7yıl
bir daha asla dönemeyeceğim kayıp 7yıl...
ne sesimi duyan var
ne sesim duyulacak kadar net...
daha ne kadar ölerek geçecek zaman
kaç yıl daha her sarsıntıda geberirken
yalanlar olacak hayatımda
daha ne kadar nefret edeceğim
her şeyimi gömdüğüm üstü açık şehirden.
daha ne kadar sürecek bu hasret
yıldızlar da oynamayı bekleyen arkadaşlarla.
kaç yıl daha yazacağım matemin kara lekesini ...
--
- düzce'de yaşadığım depremdir.deprem gecesini sallantılar arasında ufak bir çadırda 25 kişi ile geçirdiğimizi unutamam.
düşmanımın başına gelmesin dedirtecek olaydır.
- 17 ağustos depreminden sonra ikince darbeyi yiyen düzcenin çöküşü o kada sene sonra bile düzce hala toparlanamamıştır. resmi rakamlara göre 845 olan ölü sayısının daha fazla olduğu sanılmaktadır. bir daha öyle günleri yaşamamayı umuyoruz
- unutkanlığımızın resmidir, hani şu siyah gri tonlarda.
- düzce'nin il olmasını sağlayan acı olay.
artık neyi çözdüyse...
- eski fotoğraflara bakıyorum da aklıma geldi, tarih: 17 ağustos 1999. didimde tatildeyiz. sabah babam uyandırıyor. "duydunuz mu çocuklar deprem olmuş". deprem ilk defa adana depremiyle duymuşum. korkuyorum. öğreniyorum ki sallanan, depremde hasar gören yerlerden biri düzce. haberlerde binlerce ölüden bahsediliyor. gölcükten bahsediliyor. yalovadan, düzceden bahsediliyor. tabi o zaman cep telefonu yeni çıkmış. dayımda var bir tane biz de yok. otel telefonlarından ulaşmaya çalışıyoruz. hatlar o kadar yoğun ki başarısız oluyoruz tabiki. otelde bir panik havası, herkes yakınlarına ulaşma çabası içinde. çoğu garson, müşteri oteli terkediyor. yollara çıkıyor. sonra bir aile dostuna ulaşıyoruz. dışarda arabada yatıyoruz diyor. sonra dedemlere ulaşıyor. herkesin iyi olduğundan emin oluyoruz. buraya gelmeyin diyorlar, kalacağınız kadar kalın perişan haldeyiz. dönüyoruz tatil bitince. herşey kolay geliyor, oturduğumuz ev sağlam. çıkıyoruz eve hazırlıklar falan derken bir deprem,artçı. kendimizi eylül ayında dışarda buluyoruz. giremiyoruz evlere. yağmur yağıyor, o ana kadar ben öyle yağmur görmedim, tam bir rezillik her yer su, çamur. zaman geçiyor, çadırlarda kalmaya devam. sonra artık deprem tehlikesi geçti diyorlar, çadırları toplatıyorlar. zorla eve çıkartılıyor pek çok düzceli korkularına rağmen. bir hafta sonrası 7.2yle vuruyor deprem ki o hafta içinde düzcede olanlar bilir. her gün akşam üzeri orta şiddetli depremler olmaktadır. 5.2, 5, hatta 6 şiddetinde sarsılıyor düzce. uzmanlar uyarıyor. deprem olduğu gün pek çok jeolog düzceye tv programına katılmaya geliyorlar. babamlar okulda şakalar yapıyorlar aralarında. "sıkıldık artık gidelim şu fay nerdeyse gidip kıralım rahatlayalım.". o akşam rahatlıyoruz hepimiz. ilk darbe ev yıkılıyor. benim için harika bir cuma akşamı. televizyon izleyip, sevdiğim ingilizce ödevini yapacağım, arkasından yatana kadar fifa99. daha ne isterim ki. yemek yerken vuruyor. duvarlar, tuğlalar düşüyor her yerden. hazırlık yapmışız güya önceden, hepsi yalan oluyor. annem kapıya koşuyor babamla. ben kardeşimle kalıyorum salonda. ışıldak var odada duvarların yıkıldığını görebiliyorum. öleceğim heralde diyorum, bir dua okumayı beceremiyorum. neyseki bitiyor. 2.kattayız. 1. kat tamamen çökmüş. dışarı çıkıyoruz hemen. allaha şükür bir şeyimiz yok bir iki ufak sıyrık sadece. şanslıyız. sonra akrabalara ulaşıyoruz falan. belki de depremi en az hasarla anlatanlardanız. ne aileler yıkıldı hakikaten. ne umutlar söndü o enkazların altında. sonra hayat değişti birden. çadırlarda geçen zor bir kış. 2 sene prefabrikler saçma sapan hayatlar. psikolojisi bozuk olduğu her halinden belli olan insanlar. düşünüyorum da. deprem olmasaydı hayatımda bir değişiklik olur muydu? nerde olurdum şimdi? nasıl biri? bulunduğumdan daha iyi bir konumda mı yoksa daha mı kötü? hayat hakikaten bazen kontrolümüzden çıkıyor. bizi alıp sürüklüyor istediği yere. kaderci bir insan sayılmam ama sanırsam öyle bir şey var.
- 9 yıl önce bu saatlerde düzce'de okuyan abimden haber almaya çalışan annemin ve babamın suratındaki korku ve endişeyle hatırladığım deprem.
- gerçekten unutmuşum, bugünün 12 kasım olduğunu düzce depreminin üzerinden 9 yıl geçtiğini unutmuşum. utanıyorum hakikaten kendimden. canlanan başlığı görmeseydim, okuldan çıkıp önlüğümü savurup direk futbola gittiğim günlerimi bitiren depremi, beş katlı binaları toprak seviyesine getiren, sapasağlam evinden tüp almaya giden bir insanın üzerine bina deviren, köprüleri yıkıp arabaların uçmasına sebebiyet veren depremi hatırlayamayacaktım. yazık bana!
- sol frame de görünce utandığım kendimden, hayatta herşeye alışıyormuş sahiden insan. olan ölene olur, kalan yaşar gider demişler, çok doğru söylemişler
|