|
|
- ilk baskısı 1987 de yapılmış emre kongar kitabı.
kitapta 12 eylülü bir geçiş dönemi olarak ele alan emre kongar; darbe sonrasında türkiyenin değişik kesimlerinden insanların durumunu, darbenin türkiye -avrupa ilişkisine etkilerini anlatmaktadır.
- (bkz: apolitik gençlik)
(galak, 04.01.2007 01:34 ~ 06.01.2007 23:47)
- (bkz: benim memurum işini bilir)
- 12 eylül
(bkz: zifiri karanlık)
sonrası
(bkz: alaca karanlık)
- sonrası aslında koca bir sessizlik koca bir hüzün büyük bir hayal kırıklığıdır benim adıma.okuduklarım,dinlediklerim
özellikle babamın anlattıkları ile bütünleştirdiğim ve bugünle birebir bağdaştırdığım...12 eylül düşünme zahmetinmi alıp götürüvermiş gibidir genç nesillerin hayatından. belkide bundandır umursamaz bakış açıları.okumayı sevmeyen çalışmayı araştırmayı sevmeyen oturduğu yerden ahkam kesen hoşuna gitmeyen beğenmediği düzeni değiştirmek adına taşıyabileceği yükü bırakın parmak ucunu kıpırtdatmayan nesil bu yüzdendir belkide.bundandır artık pskolojik rahatsızlıkların günümüzde moda haline gelmesi ve herkesin üstüne bir anlaşılmamazlık hırkası giyinmesi ve bunu salt oturarak oturduğu yerden ahkam keserek yapması...12 eylül önceside bilinmezdir buna neden gerek duyulduğu,ülkenin bütünlük ve bağımsızlığının tehdit altında olması türünde söylemlerin ardından...hepsi kendi içinde bir büyük başlık olmak üzere halen tartışılmaktadır lakin skora göre konuşmak buysa ki bundan kaçınmak gerektiğini düşünürüm ama bu konuda gönül ferahlığıyla diyebiliyorum ki kardeşin kardeşle savaşmaması adına kardeş kardeşi öldürmüştür.ve ne olmuştur bize dar gelen demokrasi daraltılmışmıdır??bu dönemin ardından turgut özalın gündeme oturması da nasıl bir çelişkidir halen anlayamamışımdır.'sayın kenan evren kaybolan devlet otoritesini tekrar kazanmıştır,kaybolan hayatlar,canlar,ocaklar bunun yanında nedir ki zaten' gibi biraz arebesk tadında bir cümle geçer hep aklımdan 12 eylül denilince...
- “yurdun camları her gün aşağı indirilirdi, okula da gitmezdik doğru dürüst, her gün bir arkadaşım kanlar içinde sürüklenirdi oradan oraya. bir gün yurdu bastılar, selma’yı öldürüp cesedini sürükleyerek götürdüler” şeklindeki hikâyelere çok alışkınım, evde o dönemin en göz önünde üniversitelerinden birinde okumuş biri var ve ne zaman "darbe" lafı geçse takılmış plak gibi tekrarlanır hatıralarda kalmalarına izin verilenler. aslında var olan şey; o günleri yaşamamış olmanın güvendeliği hissiyle birlikte korkunç bir hırs, düşmanlık ve kin sanıyorum. kim bilir, belki yaşanan o iğrenç yıllara saygım, belki gençliklerine acımam, belki de korkaklık. ama büyük bir ihtimalle sağımı solumu karıştırmam çok da rastlantı değil.
(63, 09.07.2007 02:46 ~ 10.07.2007 21:18)
|