11 mart 2007 ankaragücü beşiktaş maçı   

adana çık aradan

  1. saat 15:00 da 19 mayıs stadında başlayacak maçtır. çarşının kavgalı olduğu bursaspor taraftarının da maça geldiği söyleniyor. eylem gerçekse beşiktaşlı taraftarların çıkışta zor anlar yaşayacağı maç. şayet gecekonduyla bir olup voltronı oluşturabilirler.
    (aslan kraldır, 11.03.2007 14:15 ~ 14:16)
  2. ankaragücü'nün kalitesini gösterip beşiktaşa en az üç atmasını bekliyoruz ailecek. (bkz: galatasaray camiası)
    (hamsili ekmek, 11.03.2007 14:31)
  3. bir maç düşünün ki sahanın en iyi futbolcusu baki mercimek olsun. işte öyle bir maç. unutmadan, bursa'ya yine kapak olmuş maç.
    (damda deli var, 11.03.2007 17:05)
  4. son anlarda delgado'nun kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen yine de ayağında ki topu açması ve kalecinin hatalı bir şekilde uzanması sonucu beşiktaş'a galibiyet getiren maçtır.

    böyle böyle şampiyon olabilir miyiz bilemiyorum?
    (hansvoralberg, 11.03.2007 17:13 ~ 17:14)
  5. beşiktaşımızın 84.dakikada delgadonun golüyle 0-1 kazandığı maç olmuştur. gelecek hafta beşiktaşın inönüde fenerbahçenin ise deplasmanda olacağını düşünürsek puan farkı daha da kapanabilir.
    (mvpdirk, 11.03.2007 17:20)
  6. beşiktaş'ın delgado'nun attığı gol ile 1-0 kazandığı maçtır.
    patates tarlası görünümündeki bozuk sahaya ve ankaragücü - bursaspor seyircisinin tahriklerine rağmen beşiktaş kazanmasını bilmiştir. beşiktaş kesinlikle galibiyeti hakedecek bir oyun oynamamıştır ama kazanmasına en çok terbiyesiz ankaragücü - bursaspor seyircisine kapak olduğu için sevindim.

    edit: pardon haklısınız bursasporluların orada bulunma amacı kesinlikle barışçıldı, küfür ettiği için sesi sayısız kes kısılan taraftar da ankaragücü taraftarı değil herhalde kayseri taraftarıydı. ankaragücü taraftarı son derece medenice (!) maçını izledi. duymak istediğiniz buysa alın işte, gerçekleri ne kadar etkiler bilemem ama.
    (big bang, 11.03.2007 17:22 ~ 20:09)
  7. 60 dakika boyunca, tigana'nın muhtemel bi "serdar'ı dinlendireyim" fikri nedeniyle, beşiktaş'ın tel tel döküldüğü, fakat daha sonra tekrar normal düzene dönülmesiyle beşiktaşın top yaptığı bir karşılaşma olmuştur..

    beşiktaş tarafından çekilen ilk kaleyi bulan şutun gol alması ve bunun 3 puanı getirmesi ise ankaragücü'nün bir şanssızlığıdır sanıyorum, ama patates tarlası halini almış sahaya rağmen takımlardaki kalite farkı da apaçık belliydi zaten.runje ye de ayrıca alkışlar buradan...

    inşallah saha dışındaki olaylar daha fazla yaralıya müsaade etmez.ayrıca bir beşiktaşlı olarak bursasporun neden bize bu kadar kin duyduğunu anlayamıyorum.sen bütün sene puan alama, gol atama adam gibi, sonra son maçta beşiktaş yenilince bütün suçunu beşiktaşa yık.
    (cankush, 11.03.2007 17:28)
  8. maç esnasında çin çin grubu tarafından darp edilen birkaç beşiktaş taraftarının ambulanslarla hastaneye kaldırıldığı maç olmuştur.
    genel olarak vasat kalitenin üzerine çıkamayan maçın en iyi oyuncuları beşiktaşta runje ve delgado; ankaragücünde ise kıvrak futbolcu bebbe idi. teknik direktör hikmet karaman, 90 dakika boyunca hiç etkili olamayan mustafa özkanı maçta tutarak büyük hata yapmıştır. ankaragücünün yediği gol ise, 84 dakika boyunca hatasız oynayan kaleci serkanın kalesini erken terketmesi üzerine delgado tarafından kaydedilmiştir. ilk yarıda sayısız gol pozisyonundan faydalanamayan ankaragücü, izleyenlere 'atamayana atarlar' sözünü tekrar hatırlatmıştır. ayrıca beşiktaş galibiyetinin, ligin zirvesine yeni bir heyecan getireceği muhakkaktır.
    (dirk nowitzki, 11.03.2007 17:35)
  9. beşiktaş açısından elle tutulur tek şeyin 3 puan olduğu maçtır.
    böyle bir zeminde süper lig maçı yapılmasına izin verebilen federasyonu da ayrıca kutlamak istiyorum.
    ama asıl hakkında bir şeyler yazmak istediğim biri var. mert marcio nobre...
    beşiktaşa geldiği günden beri nerdeyse her maçta oynadı.önde baskı kurmasıyla, defansı hataya zorlamasıyla kimi zaman alkış alsa da asıl görevi olan gol atmayı unuttu. ligde sadece 3 maçta gol atabildi.evet sadece 3...şampiyonluğa oynayan bir takımın neredeyse her maçında forma giyen bir forvet oyuncusu sadece 3 maçta gol atıyor.sonra da takım niçin deplasmanda kazanamıyor diye sorular soruluyor.eğer bir forvet oyuncusundan beklenen sadece ordan oraya koşmasıysa milyon dolarlar harcamaya gerek yok.afrika'dan nobre'nin 3 katı kadar koşacak,aldığı paranın da 10 da 1 ini alacak binlerce oyuncu getirilebilir.forvet oyuncusu rakibe baskı yaptığı kadar aldığı topları verimli şekilde kullanabilmelidir.nobre'nin top sürebilme, adam geçebilme gibi özellikleri yok.bunun yanısıra hızlı ataklarda araya atılabilecek topları alıp gidebilecek kadar süratli de değil.son vuruşlarda da vasatın altında.eğer böyle bir forvetle deplasmanda maça çıkarsan kazanamazsın.madem hala oynuyor bu adam birileri çıkıp açıklasın neden oynadığını.ne gibi bir özelliği olduğunu biz de bilelim.yedek kulübesinde oturan ibrahim akın da, gökhan güleç de, burak yılmaz da nobre'den kötü değiller.onlara bu kadar sabır gösterilseydi eminim çok daha fazla katkıda bulunurlardı takıma.en azından bildiğim birşey var üçü de nobre'den daha çok beşiktaşlı.

    bu arada en başta bir şeyi atlamışım.bobo'nun mükemmel asisti... bu adamın her geçen gün daha da geliştiğini görmek güzel bir şey..umarım beni yanıltmaz ve bu takımın vazgeçilmez oyuncularından biri olur..
    (shotcrete, 11.03.2007 17:40 ~ 18:02)
  10. pimi çekilmiş el bombası baki'nin yine patladığı ancak son dönemlerin formda bomba imha uzmanı runje'nin yerinde müdahalelerle, bombanın etkisinin kitleleri etkilemesini engellediği, mustafa doğan'ın harika oynadığı, nobre'nin döküldüğü, tigana'nın taktik geliştirme özürlü olduğunun kanıtlandığı, beşiktaş'ın iyi oynamadan hatta; berbat, taraftarını kanser eden bir oyunla kazandığı, taraftarın tek tesellisinin fenerbahçe ile olan puan farkının açılmaması olduğu, maçtır.

    ankaragücü taraftarına da ayrı bir paragraf açmak gerekirse; bursaspor destekli tribünlerinizde beşiktaş'a güzel küfür ettiniz falan tamam ama be nohut kadar beyinlerine soktuklarım, ulan neredeyse bütün tezahüratlarınız çarşı'dan arak... ulan hiç utanma denen bir şey de yok sizde... bizim "runje, runje..." olmuş; "bebbe, bebbe...", bizim "kartal gol gol gol..." olmuş; "başkent gol gol gol..." ondan sonra söversiniz, ramazan gününde gelir boş çarşı basarsınız ötersiniz "biz çarsıyı bastık anuna goyim, tırstı herkes, bi tane adam çıkamadı dükkanlardan" diye...

    bir ayrı paragraf da başkent takımlarına açmak istiyorum... ulan 3 tane takımsınız, o oynadığınız 19 mayıs stadı'ndan utanın be... ulan 3 takım bir araya gelip o stadın çimlerini yenileyemiyor musunuz? ben gençlik spor müdürü genel müdür olsam alırım ellirnden stadı... ulan bakım yok, bir şey yok... ekmek elden su gölden... yapsınlar kendilerine birer tane stad orada oynasınlar... melih gökçek, ilhan cavcav, cemal aydın... yazıklar olsun size...

    sonuç olarak baki'ye sık sık küfür ettiğim -çok top çaldı ama adam bomba bi kere-, burak'a arada bir küfür ettiğim, delgado'nun "teknik futbolculuğuna" ana avrat düz gittiğim, rico paşa'nın isteksiz oynamasına üzüldüğüm, runje'yi ve mustafa doğan'ı ayakta alkışladığım maç olmuştur.
    (paleface, 11.03.2007 17:54)
  11. bursa ankaragücü kardeşliğine kapak olmuş maçtır. delgado attığı golün iki dakika öncesinde çok daha uygun pozisyonda gol yapamamış , saç baş yoldurtmuştur. maç başlar biter , lafım yok. uzun süre sonra deplasman galibiyeti aldık , bu da önemli. söylemek istediğim şey ise bursa taraftarının tribünde olması , sahaya atlamaya çalışması vs... bırakın bunları , hava civa. allah kimseyi başka takım için bağırttırmasın , amin.
    (hplovecraft, 11.03.2007 18:15)