kaybeden takımın gruptan çıkamamayı garantileyeceği maç. kendi taraftarı önünde oynayacak isviçre'de kaptan frei'nin oynamaması avantaj. fakat 7 haziran 2008 türkiye portekiz maçı'ndaki gibi kötü oynarsak milli takıma hiç şans tanımıyorum. fatih terim'in önünde bir ikilem var. ya düzgün bir kadro çıkarıp hem bu maçı, hem de 15 haziran 2008 türkiye çek cumhuriyeti maçını kazanırız, fatih terim de şampiyona sonrası bir avrupa takımına transfer olur; ya da terim yine bildiğini okur, kahraman olmak için abuk sabuk bir kadro çıkartır, kalan iki maçı kaybederiz, terim'de teknik direktörlük kariyerine katar'da devam eder.
ve öngörüm:
bir taraflarımıza girecek maç olacaktır. 'isviçreliler yerlerinde durmaz yine' diyorum ve topu sevgili dostum nostradamus'a atıyorum: nos, dünyanın sonunu da senden alalım lütfen.
colin kazım üzerine kurulu taktiğimizle sağ tarafa doğru 2354343 tane pas yapacağımız maç olacak yine. kazım yine bu toplarla süratle rakip yarı alanda rakibinin üstüne üstüne gidecek, rakibine yaklaşınca durup topa basacak. arkasını dönecek ve defansımızın ortasındaki futbolculara (kendi yarı sahamıza) topu atacak. sonra yine top oradan sağa kazıma gelecek kazım orta yapacak top dışarı çıkacak. portekiz maçındaki gibi sadece sağ kanattan yüklenelim, hep sağ kanattan yüklenelim mantığıyla kazım yine milli takımda en çok topla oynayan futbolcu olacak ve yine millet en iyi kazım'dı, mükemmel oynadı diyecek. 1 tane pas yapamamış, 1 tane çalım atamamış, 1 tane top kapamamış, 3 pozisyonun 2sinde rakibine faul yapmış futbolcu yine takımın en iyisi ilan edilecek. kaybedersek fatih terim yine talihsizl bir gol yedik ondan oldu diyecek, gökhan zan oynamazsa eğer onun yerine emre aşık girip hiçbir şey yapmayacak. emre belözoğlu yine aşırı defansif görev altında ezilecek. mevlüt yine 35 metreden kaleye şut çekecek kaleyi bulan tek şutumuz o olacak. fatih terim yine kenardan embesil benzeri yüz ifadeleriyle kameralara şov yapacak. yine 15 dakika yop çeviren rakip karşısında topun peşinden aptalca koşup yorulacaz. ama en korkuncu ise ibrahim toraman, ümit karan, mehmet topuz, fatih tekke bu maçı yine evinden izleyecek. gökdeniz karadeniz ve arda turan yine yedekte olacak, hamit altıntop defansta sabri sarıoğlu ise orta sahada olacak. yine futbol adına sahada bir şeyler yapan takım rakibimiz olacak, biz yine kişiliksiz, karaktersiz, amaçsız, mücadelesiz futbol oynayacaz.
çek maçında sakatlanan isviçre kaptanı alex frei'nın oynayamayacağı karşılaşmadır.bu haberi sporx.com ise yokum diyooor! başlığı ile duyurarak yarmıştır.
euro 2000'deki belçika, 2002 dünya kupasındaki japonya ve güney kore maçlarını düşünürsek bizim takımın ev sahiplerini hep yaladığını görürüz. bu maçla ilgili tek güvencem de bu valla. bir de bu maç ölüm kalım maçı olduğundan ve bizim milletin aklı başına hep götü sıkışınca geldiğinden ilginç bişeyler olabilir sahada diye düşünüyorum. yoksa teknik taktikle kolay kolay maç kazanamayız biz hele ki fatih terimle.
kazanmak istediğimiz ancak hem isviçre'nin çek cumhuriyeti karşısında hem de türkiye'nin portekiz karşısında oynadığı oyunlarına bakıldığında "pek ümitli olunmazsa acısı daha az olur" dedirten karşılaşma.
çift forvet oynamadıkça gol atamayacağımız maçtır.
çünkü topu ileride tutacak yaratıcı bir 10 numara'dan yoksunuz. onun için, kanatlardan bindirmeler, orta alanda verkaçlarla topu rakip sahaya taşımamız lazım. bunun için de ortada gelecek toplara müdahele edebilecek adamlar olmalı.
ayrıcana, emre ile aurelio çok sağlam bir ikili olabilir ortada. kanatlarda arda ve kazım değerlendirilmeli. ileride de nihat ve semih ikilisi diyorum, zira semih top indirebilen tek forvetimiz galiba. en azından onun indirdiği topları nihat'ın kapma şansı mevcut.
arda'nın önemi de şudur ki, sadece kanatta oynamıyor, içeri girip pas yapıyor, top saklıyor, forvetle yardımlaşıyor... bunu uğur boral yapamaz mesela. fakat uğur boral'ın bindirmelerine de ihtiyaç var. bu nedenle hakan balta yerine tercihimdir.
sağda hamit'ten iyisi olmaz bunu bilmek lazım. kazım'la anlaşabilmeleri şart ama. çalışsınlar bence. defansta da servet ve emre güngör'ün sene içinde beraber oynadıklarını düşünürsek, gayet orjinal olabileceğini düşünüyorum. keşke ibrahim toraman olsaydı.
son olarak, isviçre'yi iyi bir oyun ve skorla yenersek, çek'lerle en kötü berabere kalabiliriz gibi geliyor bana. takımın kendine güvenmesi gerekir. isviçte maçı bunu sağlayacaktır. fakat bu maçta kendine güvenen kadro ve taktikte değişiklik yapıp, çek maçına defansif çıkarsa terim, kaybederiz. demedi demeyin...
en azından berabere kalmamız gereken maç. kadro itibariyle isviçre'den üstünüz fakat oturmuş bir takım ve sabit bir taktiğimiz yok. 2006 dünya kupası baraj maçlarında olaylarımızın olduğu takımın ülkesinde maç oynayacak olmamız ateşlendirecektir tribünleri. bu da sahaya yansırsa çekişmeli bir maç olacak büyük ihtimalle.
imkanlar ne kadar kısıtlı, ufuk ne kadar karanlık olsa da, bir anda gaza gelebilen bir milletiz. oyuncularımız da sistemi-taktiği bırakıp onurlarıyla oynayacaklardır. gaz verme ustası fatih terim de zaten maç öncesi yeteri kadar aşılayacaktır yine. aman diyorum fazlasına gerek yok; acı sonuçlarını biliyoruz.
bu arada berabere bitmesi biraz zor gibi bu maçın. iki takım da ilk maçlarını kaybetti, kazanmak zorunda ikisi de ve iki takım da birbirinden çekinmiyor. iki takım da kağıt üzerinde gruptaki en kolay maçlarını oynayacaklarını düşünüyorlar.
kesinlikle kazanmamız gerektiği için, hücüm futbolu sergilememiz gereken maçtır. portekiz maçını gibi ne idüğü belirsiz defansif bir oyun sistemiyle çıkmamız durumunda turnuvaya erken veda etmemiz kaçınılmaz olacaktır.
bunun içinde topun hücum bölgesinde kalması gerektiğinden dolayı ayağında top tutabilen futbolcuların oynaması gerekmektedir. top tutacak,indirecek, verkaç yapacak bir hedef santrafor oynamalıdır. mevcut kadromuz içinde bunu yapabilecek tek futbolcu ise semihtir. bu yetmez ayrıca çift forvetle oynamalıyız genç semih ve nihat. terim illaki dökülen tuncayı oynatacaksa yıldırayın yokluğunda takımda orta saha için oyun kurabilen arda ya da gökdeniz de mutlaka oynamalıdır. kısacası topu hücum bölgesinde olabildiğince tutabilmek için ne varsa yapılmalıdır. bu kadar dökülen bir defans oyuncularıyla topu kendi sahanda kabul edip kısa sprinter forvetlerle kontratak hücum yapmak (ki portekiz maçında bir kere dahi olsa bu şekilde hücum üretemedik) bize göre değildir. şunu bir kez daha gördük ki biz defans yapmasını becermeyen bir takımız kardeşim. üstelik defansımızda patlama hazır iki-üç tane bomba var. her an kızmızı kart görebilecek, penaltı yaptırabilecek, topa ıska geçip rakibe tekme atarak pozisyon verebilecek hatta bu yetmiyormuş gibi ilgili pozisyonda kendini sakatlayabilecek potansiyeldeler. onun için ofansif oynamalıyız ki bu defansif iç tehditleri en aza indirelim. ayrıca kazanmamız gerekiyor bunun içinde gol lazım.
sinyor fatih terim, manchester united sistemini uygulama çalışıyor aklınca ama senin kadronda bu özellikte adam yok sevgili terim yapma lütfen. portekiz'in türkiye'yi yenmesini kadro kalitesi açısından değerlendirirsek gayet normaldir ama san marino linçeştayn, malta, andora vs. takımları gibi ne idüğü belirsiz bir oyun şekli ve defansif futbol oynamak bize yakışmıyor. şu ana kadar oynanan maçlar içinde en rezil futbolu biz sergiledik. turnuvanın en kötü takımı olarak görülen avusturya bile yenilmesine rağmen hırvatistanı silkeledi resmen.
türk milli futbol takımının uzun zaman sonra gerçekten güzel futbol oynayacağı maçtır. muhteşem futbolu gollerle süsleyip isviçreye ders vereceğizdir. ama bu maçtan sonraki çek maçı için aynı şeyi söyleyemem.
türkiye milli futbol takımı ve türk takımlarının genel görüntüsüne bakılırsa; hiç bir zaman ellerini kollarını sallıyarak bir turnuvada gruptan çıkamamışlardır. ya son maça kalmışlar ya da diğer maçların sonuçlarını beklemişlerdir. hal böyle olunca neden kazanmayalım demek geçiyor içimden...
portekiz maçında milli takımdan soğumuş birisi olarak, iki sene evvel milli marşımıza yapılan saygısızlık ve futbolcularımızın ilk maçta hakem kararlarıyla ezilmesi aklıma geldikçe galiba gene büyük bir hevesle, coşkuyla izleyeceğim maç olacaktır.
gelelim kadroya...
volkan'ın yeri garanti gibi. ilk maçın sonunda fatih terim'in "gökhan zan sakatlandı, planlarımız altüst oldu" demesi beni hayretleri için bırakmıştı. lan sistemi onun üzerine mi kurdun. ne olacak, hamiti stoper yaparsın, bir onu yapmadın zaten. servet fedakarlık yapacakmış. hakan bata-uğur boral tam bir muamma imiş ki ikisi de sol bek falan değil.
ortasahada yeri garanti 3 kişi var. arda, çakma mehmet, hamit. dördüncü mehmet topal, tümer ya da ayhan olacak.
ilerde nihat süprizi olabilir. ah şu çılgın, kompleksli terimler ! semih garanti. tuncay forvet çıkabilir.
yahu bir gökdeniz vardı ne oldu ?
fenerlisi, çoğu fatih terim düşmanı onlar bile ümit karan'ı soruyorlar bana...
aa bir de fatih terim demiş ki "emre'nin sakatlığı başkasının sakatlığına benzemez, herşeyi onun üstüne kurmuştuk"...yahu fatih, emrenin üzerine sistem mi kurulur, bu ne şimdi özür mü ? emre 7 yıldır üst üste 3 maç oynamış mı ki ?
nerde o hagi bile sakatken "saha 11 kişi çıktığımız sürece eksik yoktur" diyen fatih terim ? nerde ? italya seni bozmuş çukurovalı fatih ağa. bu maçı alsan da gruptan çıksan da yaptıklarınla başarısızsın artık. nasıl ki feldkampa rağmen galatasaray şampiyon oldu, eğer biz de bir şey yaparsak bu grupta sana rağmen yapmış olacağız.
son bir dileğim var senden fatih, hamiti sol açık oynak...belki olur ha ? neden olmasın...