amerika birleşik devletleri'nin önceden haberdar olmasına rağmen göz yumduğu , savaş sebebi saymak için kullandığı terör eylemidir.bir belgeselden hatırladığım kadarı ile ikinci dünya savaşında almanyanın polonyaya bir kundaklama olayı sonucu savaş ilan etmesi de bu olaya oldukça benzerlik göstermektedir.bahis konusu tarihten 63 sene önce yani 11 eylül 1939 tarihinde almanyanın savaş ilanında bulunmaksızın polonya sınırını aşması ve de bahis konusu olgunun amerikan devletinin afganistan'a saldırmak için kullandığı anlayışla aynı olması da gözden kaçmamaktadır.
rivayete göre olayın akabinde, kalda lise3te okumakta olan bir ablamız hüngür hüngür ağlamaya başlar.insanlar merak eder acaba tanıdığı biri mi vardı binada diye. bir süre sonra kızın ağlaması hafifler konuşabilecek duruma gelir.
- ya inanamıyorum yaaaa, tam da world trade centerdan aldığım krem bitmişti üühüühühü. ve en kötüsü ne biliyo musunuz....ühüühüh
bi daha alamıcam çünkü artık öle bi yer yok ühühühühühü
dünya hakimiyeti için çıkarılan savaşlara güzel bir bahane olsun diye çölde kıçına tuvalet kağıdı bulamayanların terör eylemi hazırlıklarına göz yummaktan öte bir hadise değildir.
pentagon'a uçak falan düşmemiştir ayrıca , pentagonun içerisinde 1-2 metre çapında bir delik ortaya çıkmıştır ki bu anca bir roket olabilir.aynı zamanda boeing 747'nin yere bir iki feet yüksekliğinde gitmesi de imkansızdır.amerikan savaş uçağı pentagonu füze ile vurmuştur , ayrıca sözüm ona boeing 747'nin geçtiği yol üzerindeki binaların güvenlik kameraları halka gösterilmemiştir ki bunun sebebi bilinmemektedir.*
emperyalist amerika birleşik devletleri'nın işine yaramış gündür, olmasaydı mazeret bulmakta pek zorluk çekerlerdi, bu fırsatı değerlendirdiler de, ki bu fırsatı da dolaylı olarak kendileri yaratmışlardı*, yoksa dolaysız mı?
amerikan mitosunun beşgen yüreği pentagon'un hedef alındığı ve liberalizmin sağladığı yapay özgürlük göstergelerinin simgesi özgürlükanıtının ardından newyork siluetinin başlıca simgelerinden olan emperyalizmin sembolü ikiz kulelerin indirildiği gün.tabiki bu ikiz kulelerin yerine terörizmi lanetleyen bir barış parkı yapılamazdı.sam amcanın güç sanatı böyle buyurmuyor çünkü.
video.google.com/videoplay?docid=-5137581991288263801&q=loose+change adresinden izlenebilen 80 dakikalık belgesele göre dünyanın en vahşi filminin vizyona girdiği gün. senarist,yönetmen ve oyuncular malum.
amerikanın ipini kopardığı tarihtir. amerika için bir savaş çıkarma sebebidir veya terörist bin ladin'in vahşi saldırısıdır. kesin olan ölen masumlardır.
tüm dünyanın canlı yayında bir uçağın bir gökdelene çarpışını izlediği ve iki kulenin içinde binlerce insan ile beraber çöktüğünü gördüğü gün. ayrıca çaresizlik içindeki insanların kendilerini peşpeşe gökdelenin tepesinden bıraktığına şahit olduğu gün... unutulur gibi değil.
abd ve batı, bu olayla birlikte radikal islamın artık uluslararası bir tehdit olduğunu açıklamıştır. soğuk savaş zamanındaki komunizm tehlikesi gitmiş, yeni milenyumun radikal islam tehlikesi gelmiştir. batılı düşünceye göre; radikal islam uluslararası için bir tehdittir, çünkü batının değerlerine düşmandır ve her fırsatta bu değerleri yok etmek için çalışır. şariat ile yönetilen devletler, barışa ve uzlaşmaya kapalıdır. onlara göre, liberal ekonomi kaynaklı, globalleşen yeni dünya düzeninde bu tür oluşumlar olmamalıdır. bu düşüncelerden dolayı, abd, şeriatla yönetilen düm devletlerin demokrisiye geçmelerini sağlamak ister. çünkü, liberallere göre demokrasiler asla çatışmaz ve böylelikle birlik oluşur. evet, abd, birlik ve beraberlikten yanadır, çünkü böylelikle istediklerini daha kolay elde edecektir. ortadoğu petrol zengini bir bölgedir ve bu yüzden burada abd ve batı değerlerine karşı bir sistemin olması onlar için son derece rahatsız edicidir. 11 eylül olayı abd'nin bu açıdan işini kolaylaştırmıştır. birleşmiş milletler hemen bir karar çıkararak radikal islamın uluslararası barışa karşı somut bir tehdit olduğunu tanımlamış ve bütün ülkelerin bu tehdite karşı yapılacak bütün önlemlerde ortak çalışması gerektiğini söylemiştir. radikal islam'ın barışa karşı bir tehdit olduğunun tanımlanmasıyla da, abd'nin ortadoğu'ya müdahalesi hukuksal açıdan da meşruluk kazanmıştır. böylelikle, radikal islam tehditi adı altında petrol kaynaklarına sahip olma savaşı başlamıştır. dünyamıza hayırlı uğurlu olsun.
bundan 50 yıl kadar sonra 3. dünya savaşı'nın görünen sebeplerinden biri olarak tarih kitaplarına geçmesi muhtemel olan bir olayın yaşandığı tarih.
(bkz: ne dedim ben)
duke universitesinde ölenleri anmak amacıyla chappel'in önündeki heykelin önüne binlerce ufak amerikan bayrağının konulmasının nedeni olan büyük yıkımın günü.
birinci uçak,ilk kuleye çarpalı epey olmuş.üst katlarda bir ölüm kalım savaşı..kaos..
canını kurtarmak üzere alt kata doğru koşmakta olan kazazede x(bazen akılda kalamıyor isimler),mahsur durumda kalmış y'yi(bak bunu da hatırlayamadım)yardım dilerken buluyor.yanına yaklaşıyor ve bu giriye sebebiyet veren o soruyu soruyor:
"kiliseye gidiyor musun??"
karşıdan cevap geliyor:
"evet gidiyorum..ne olur yardım et bana"
"tamam dostum kurtaracağım seni"
şaşırdım,korktum.çünkü x'in;müslüman,musevi,budist hatta tanrı tanımaz birine denk gelmiş olma ihtimali beni ürküttü.bu tür durumları analiz etmede empati gibisi yoktur.empati kuramadan edemedim..
"kiliseye gidiyor musun"
"hayır abi ateistim ben"
"fuck off son of the bitch"..
ya da;
"kiliseye gidiyor musun?"
"hayır camiye giderim ben"
"go to hell.."
saldırının en dehşetli anlarında yaşamdan başka bir şeyi düşünmek bu kadar zor;üstelik yaşamak için yardım dileyene yardım etmek bu kadar gerekliyken " nerde eski paskalyalar" tarzı dialogları başlatıcı cümleleri tercih etmeyi yadırgadım doğrusu.
x'in o soruyu sormadaki gerekçesini kestirebiliyorum ancak saldırı anında kulelerde olmayı tercih etmiş saldırıdan haberdar "keriz" bir müslümanın var olabileceğine inanmadım.
edit:ilk diyaloga sebebiyet veren olay gerçekte yaşanmıştır.movie max te yayınlanan bir 11 eylül belgeselinde anlatılanları aktardım.diğer iki dialog ise olaydan yola çıkarak kendi uydurduğum dialoglardır.bu böyle biline..
11 eylül 2001'deki saldırının, yahudilerin yaptığını laf arasında diyaloğa sokuşturan borat'ın hala nasıl altın küre aldığını, şaşarak düşünmeme neden olmuş olaydır.