bir yıl süremeyebilir. o kadar uzun yaşamayabilirsiniz. ama böyle bir yaşta yaşıyor olmanın şöyle bir rahatlığı olabilir: zaten uzatmalardasın. artık dünya üzerine, gerçeklik üzerine, sorumluluklar ve vicdan üzerine, kim olduğun üzerine düşünmene gerek yok. rahat.
yüzsüzlüktür. ulan bunca insan en fazla 60-70 ekadar yaşarken 85 e gelebilenlere "ohh ohh allah uzun ömürler versin." denirken böyle yüzsüzlük olmaz. 102 ye kadar yaşamış, kazık çakmış utanmaz.
100süz
hiç olmak istemediğim bir yaş.zaten yaşlandıkça annanemin babannemin neden "elim ayağım tutarken al canımı allahım" dediğini daha iyi anlıyorum.tamam mı allahım, 75 gibi gelirim yanına fazlasını istemiyorum biliyorsun sende.hadi görüşürüz.
annemin babannesi vardı rahmetli 95inde ölmüştü.kaç yaşındasın diye sorduklarında kızardı.ne varmış benim yaşımda 60-70-80-90 çok mu.60dan başlardı saymaya ondan öncesini ya hatırlamaz ya da hayat onun için 60ından sonra başlamıştı.diyeceğim o ki 102 dediğin nedir?60-70-80-90-102. çok mu?
torununun torununun torununa "dur yapma evladım" diyecek gücünün kalmadığını fark ettiğin anda, "ne bokum var da uzun yaşamayı ister şu insanlar" diye söylenmektir. (sanırım)
100 yaşından sonra vücudun yenilenir falan derler öyleyse 2 yaşındaki bir bebeğin ipeksi tenine sahip olacak insandır...
babannemin göreceğini düşündüğüm yaş. şu an 90 yaşında falan. saçında beyazı yok denecek kadar az. tavuk, cips, kola üçlüsüne bayılır.
not: en son dişlerini taktı kafaya rahat yemek yiyemiyormuş, yaptırmalıymış..
102 yaşında hayatı anladığını sanan gerizekalılar diyenlere inat hayatı hatta kainatı çözmektir. kavimler göçünü görmek, göçen kavimlere el sallamaktır. bu açıklama sonucunda da gerçek doğum tarihimi vermiş olduğumun farkındayım, gene de sormayın. sahneye çıkabilmek için üç yaş büyüttürmüştüm ayrıca.
muhtemelen en güzel yanı öylece durabiliyor olmaktır. o değil kemik erimesinden nasibini almış güzel bacaklarını uzatıp, artık evreni sorgulamaktan vazgeçmiş olmak, kaygılanmadan ''hayatı'' akışına bırakıp olağan güzelliğiyle seyreylemek, öylece durmak fena olmazdı hani.
torunlara "senin ezber ettiğin tarihi ben bizzat tecrübe ettim" denilesi yaşta olmak.
bir nevi lanet. memlekette millet 60 yaşını zor geçerken, sen devamlı sevdiklerinin mezarlarına gitmek zorundasın. eşin, hatta eşlerin, çocukların, torunların...