|
|
- bayburt'un aydıntepe ilçesi'nde işadamlarının katkılarıyla, kaymakamlık tarafından düzenlenen ‘10 kitap okuyana 1 altın’ kampanyası. kampanya sayesinde okuma oranının 5 kat arttığı söyleniyor.
milli eğitim bakanlığımızın yaptığı araştırmaya göre, türkiye'de televizyon izleme süresi, dizi filmlerindeki artışa paralel 3.5 saatten 4 saate yükseldi. bu artışla, abd ile birlikte en fazla televizyon izleyen ülke konumuna gelen türkiye, kitap konusunda ise dünya ortalamasının çok altındadır. bir japon yılda 25 kitap okuyor, türkiye’ de ise 6 kişi 1 kitap okuyor. türkiye'de bir yılda yayınlanan kitap sayısı, ingiltere’nin onda biri, almanya'nın yedide biri, italya'nın ise dörtte biri oranındadır.(sahra, 02.04.2007 17:37)
- zorla güzellik olmaz mantığı düşüncelerimde dolanmaktadır. keza para karşılığı yapılan bu işlem isteksiz olur ve içtenlikten muaf kalır. birşeyi sevmediği için yapmayan insanlara o işi yaptırmanın en önemli yolu maddiyattır. e sevgi olmayınca da yapılan şey manasız kalacaktır. tabikide birilerine kitap okutmaya çalışmak çok önemli bir kampanya modelidir, düşünenler tebrik edilesi insanlardır. ancak uygulama ve yöntem ülkemiz için yalnıştır.
önce kitap okunmayan zamanlarda yapılan zararlı aktiviteleri ortadan kaldırmak lazımdır. saçma sapan kadın programları, at yarışları, kahve kültürü (kumar yönünde işleyen), magazin programları, ve gereksiz tartışma programları gibi halkın ilgisini aşırı derecede çeken ancak halkı boşluğa, tembelliğe ve cahilliğe iten kültürel (!) etkinlikleri en aza indirmek (yokedemezsiniz) öncelikli olmalıdır. daha sonra böyle boş aktiviteleri bulamayan halk mecburen daha faydalı ve kendini geliştirmeye dayalı aktivitelerde bulunacaktır. yok efendim ben sana para vereyim kitap oku, ev vereyim operaya git, uçak vereyim şarkı söyle gibi absürt işler şuna işarettir:
"ben yönetime geldim, okuma yazma oranı %ebesinin..ı kada arttı.", " ben iktidara geldim, haydı kızlar okula gidin, gidenleri gebertmeye devam edin"
bunun gibi düşünceleri alkışlayıp vay anasını helal olsun demektense, aslında altında yatan asıl yöntem ve düşünceler araştırmalıdır. halkı cahillikten kurtarıp kitap okumaya sevketmek, sanki kendi ceplerinden çıkan paralarla yapılan basit bir iş yoluyla halkın cebindeki parayla yapılırsa, bu kısır döngü ne sana yararlı olur ne bana.
hala uyanamıyoruz, hala akıllanmıyoruz aslında, yazının başında çok temkinli başladım, biraz sert bitiriyorum. ironik olucak ama bu ülkede herşey böyle. aslında ne kadar güzel dediğimiz bir çok şey, getirirken aynı zamanda götürüyor da. dikkatli olalım.
- suni bir kitap okuma aktivitesinin önüne geçemeyek olan kampanya.
kitap okumanın özünden kopartan bu kampanya, sadece gösteriş ve ödül için; kitap okumak gibi -zaten hayatın sıradan akışında olması gereken- bir eylemin, olağandışı bir şey gibi gösterilme çabası!
kampanya sayesinde okuma oranının 5 kat artması çok normal bir durumdur. kampanyayı yürütenlerin veya destek verenlerin bu sonuca sevinmesi de doğaldır. asıl baz alınması gereken durum, ortada bir ödül olmadan kaç kişinin kitap alıp okuyacağıdır.
sorun okumakla bitse yine iyi, ama bu kadarı da kitap okumak için yeterli değildir. öncesinde kitap okuma bilincinin aşılanması gerekiyor; bu da bilmem kaç kitap okudum değil; şu kadar kitabı anladım zihniyetini hayata geçirebilmekle var olacak bir durumdur.
|