kanlı 1 mayıs'ın 30.
disk'in kuruluşunun ise 40. yıldönümü nedeniyle
taksim 1 mayıs alanında kutlanılması beklenilen
işçi bayramıdır; bazı örgütler ise şimdiden bu kararı almış ve disk'le görüşmelere başlamıştır.
orda olmayanların işçilere destek vermeyenlerin hakkında en çok atıp tuttuğu bayram...30 yıl önce kazancı yokuşuyla birlikte bu ülkenin çok şey kaybettiği günün 30. yıldönümü...
taksimde toplanacak örgütlerin, toplumda hüküm süren laik-antilaik kutuplaşmasını yırtarak, halkın asıl sorununun emperyalizm ve kapitalizmle olduğunu vurgulayacaklarını umduğum gün..
kalabalık bir kitlenin toplanmasını arzu ettiğim gün.
cumhuriyet mitinglerine katılanlarla 1 mayıs'a katılanlar arasında fark olduğunu düşünen insanların sayısı oldukça fazla olsada ,unutulmaması gereken bir şey var.zaman birlik olma zamanı.tarihimizde ne yazık ki hiç birleşememiş olan sol,bir kaç gün arayla gerçekleşecek bu mitinglerde birleşmesini arzu etmekteyim.
şu an sen darbecisin sen komünistsin diye birbirimizi yeme zamanı değil.yoksa birileri değişik bir devrime doğru emin adımlarla ilerlemeye devam edecek.
disk, 1 mayıs salı günü saat 10.00 dolmabahçe'de toplanılarak taksim'e çıkılacağını açıkladı.
medya kuruluşlarının televizyondan canlı olarak vermeyeceği, tarihi gün.
pek çok okulun her zaman yaptığı gibi, katılımı baltalamak için sınav zamanlarını denk getirdiği gün.
büyük gün.
yeni yıl kutlamalarının taksim' de yapılmasına müsaade eden lalelerin, söz konusu işçinin, işsizin, emekçinin bayramı olduğunda, çocuk azarlar gibi, "taksim' de kitlesel eyleme izin yok!" demesi insanı düşündürüyor doğrusu. bizi düşünmeye sevk ettikleri için de kendilerine teşekkür eder, "bu neyin korkusu" diye sormak ister, asayişlerinin berkemal olmasını dileriz..
vali de haklı aslında; o kadar çapulcu taksim' de örgütlenip bütün istanbul' u kapıp kaçacaklardı..
(stokman, 30.04.2007 16:13 ~ 16:14)
nihayet dolmabahçe- taksim arasını kızıla boyayacağımız bayram günümüz.
ellerinde pankartlar
gidiyor bu çocuklar
kalkın ayağa, kalkın
gidiyor bu çocuklar
bu pazar, kanlı pazar
dert yazar, derman yazar
kalkın ayağa, kalkın
gidiyor bu çocuklar
bu meydan kanlı meydan
ok fırladı çıktı yaydan
kalkın ayağa, kalkın
biz şehirden, siz köyden
ruhi su'nun bu türküsü kulaklarımızda, katılanı katılmayanı tek yumruk, tek haykırış, tek isyan aynı barikatlardaymışçasına direniş... insanlar bedenlerinin, alınterlerinin cellatlarına bu sesi haykırmalıdır.
geliyoruz zincirleri kıra kıra hey!
faşistlerin kafasına vura vura hey!
*
4.levent-taksim metro hattının saat 7.30 dan sonra 4.levent-şişli arasında çalışacağı gün. ayrıca taksim-kabataş füniküler hattı çalışmayacakmış.
devletin -yani iktidar erkinin- yani recep tayyip erdoğan'ın halkın meydanlardaki tepkisinden korktuğunu alelen bütün dünyanın yüzüne vuran yasakları da beraberinde getiren gündür..
olayı biraz açalım, bu yasaklar iki ihtimal dahilinde getirilmiştir..
recep bey 1 mayısta taksim meydanında toplacaklarlar için güvenliğini sağlamaktan aciz bir emniyet teşkilatına sahip olduğmuzu düşünüyor..
ya da demokrasinin halk tarafından seçim harici zamanlarda birinci derecede kullanım alanı olan meydanlardan korkuyor.. evet korkuyor.. bir insan neden korkar? suçlu olduğunu bildiği için korkar..
"durun bi ya zamanı gelince açıklarız" diye diye ülkenin temsil makamı olan cumhurbaşkanlığı seçimi için ülkeyi bir yay gibi germesi yetmezmiş gibi, 3 kafadarın karar verdiği bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak -zaten büyük bir kısmı tekkelerden yetişme, tekke mantığıyla büyümüş hocası ne derse kabul edecek olan akp kadrolarının- önüne koymuştur..
türk milleti kendisine tandoğanda yanıt vermiştir, beyim bu iş böyle olmaz diye..
recep bey bu milli hareketi, meclisteki çoğunluğuna güvenerek, büyük bir kibirle küçümsemiştir.. ortamı daha da germiştir.. çünkü kendisi bu zamana kadar hocası ne derse ona itaat eden bir oluşumun içinde büyümüştür, yaşamaktadır.. türkiye cumhuriyetini de o hale getirebileceğini zannetmektedir..
türk milleti kendisine bu sefer çağlayanda haykırmıştır "biz mürit değil, atatürk ün genç neferleriyiz, beyim yanlış yoldasın" diye..
bir ay önce bir medya grubunu da devletin bünyesine katması yetmezmiş gibi türkiye radyo televizyonu'nu resmen akp radyo televizyonu gibi kullanmış, halka halkın televizyonunda yer verdirtmemiştir..
çağlayan mitinginin ertesi akşamı televizyonda hala kandırabileceği bazı kitleler olduğunu varsayarak, milli eğitim bakanı müsteşarlarının daha birkaç ay önce "cumhuriyetin kuruluşundan beri ilk defa okullarımızda bu kadar çok bilgisayar var" cümleleriyle anlattıkları masalı devam ettirmiştir..
halkın çığlıkları karşısında üç maymunu oynamaya devam etmiştir..
şimdi bakıyoruz kktc dahil bütün dünyada "emeğin, çalışmanın bayramı" olarak kutlanacan 1 mayıs günü, halkın elinden ulaşım özgürlüğünü alıyor!
kısmi sokağa çıkma yasağı..
neden?
iktidar korktuğu için..
çağlayan mitingine giden özel halk otobüslerine yolcu alınmaması rezaleti yarın valiliğin ve ibb ulaşım a.ş.'nin marifetmiş gibi 8-10 saat önceden haber vererek "yarın taksime götürmiycez heee" diye açıklanmıştır..
neden?
iktidar korktuğu için..
korktuğu şey ne? türk milleti..
milletinden korkan bir iktidar nasıl o milletin geceleğini tayin edebilir ki? milletinin sesini duymayan, onların konuşmasına, buluşmasına alelen engel olmaya çalışan bir iktidara hangi dünya devleti saygı gösterir ki?
atamız zamanında uyarmış:
...bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler. üstelik, hainlik de yapabilirler. daha kötüsü, iş başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler....
diye...
iktidar erki isterse taksime giden otobüsleri kaldırsın, isterse bütün yolları kapatsın, isterse çağlayan meydanını çimento ile doldursun, isterse tandoğanı bindirilmiş kıta diye tanımlasın..
bu millet eminönünden taksime yürümesini de bilir,
çağlayandaki çimentoyla ampulü kırmasını da bilir,
değil tandoğandan, karstan koşup izmirde düşmanı denize döktüğü gibi bütün yurdu adım adım dolaşır, egemenliğini zorla eline alır..
bu millete bu eziyeti çektirenlerin ne bu dünyada ne de öbür dünyada yatacak yerleri yoktur..
bugün bayramını kutlayacak olanlar kimler?! bu ülkenin emekçileri, insanları. bazıları gibi kartvizitlerini kendilerine paravan yapmaya gerek duymadan sayıgıdeğer olabilmiş insanlar. o yüzden bugün varlıklarını tüm masumiyetleriyle ortaya koyabilecekler çünkü arkasına saklanmaya gerek duydukları bir paravanları yok. çoğu fazla mesai saatinin ücretini alamamış, içerde parasını tutan patronundan adalet sistemimizin mükemmel işleyişi sebebiyle hakkını soramamış, çalışan olarak maddeten ve manen her daim taciz edilen insanlar. başımızdakiler kendi insanından bu kadar mı korkuyor ki neredeyse iki yaka arasına set çekecek. dünyanın hiçbiryerinde görülmemiş oranlara sahip vergileri toplarken eli titrese, asıl o zaman çekinse ya işçisinden emekçisinden halkından. bizim için hiçbirşey fark etmeyecek, her ne şekilde olursa olsun orada dolmabahçe'de saat 10:00'da toplanıcaz.
süper zeki valilik sayesinde tüccarbaşı'ndan nasıl maslak'a gideceğimi, derslere nasıl gireceğimi kara kara düşünmekteyim. zira valilik sağolsun beşiktaş'a kadıköy'den geçememekteyim. bu nasıl bir mantıktır madem böyle yapacaksın üniversiteleri okulları tatil et kardeşim, tatil ettir. bugün bayram olsun kimse gitmesin işine okuluna. lab'a da giremezsek kalıyoz hani...
oldu mu şimdi, sağladın mı güvenliğimi ?!
(skuba, 01.05.2007 01:17 ~ 01:18)
türkçe konuşamayan veya benim anlayamadığım muhterem istanbul valisinin sözüm ona taksim'deki mitingi engellemeye çalışıp, istanbul trafiğinin içine ettiği tarihtir.
böyle bir zaman diliminde cumhurbaşkanlığı konusunda sert bildirilerin ve göndermelerin yapılacağı işçi bayramı mitinginin hükümet tarafından engellenmek istendiği aşikardır.
140 işçinin çalıştığı fabrikada kimsenin bayramdan haberi olmadığını, birbirlerinin en anlamlı bayramlarını bırakın kutlamayı, "bayramınız kutlu olsun" diyene de "la git işine" dediğini gördükçe, marmarisli paşamızı hatırlayıp, orduyu göreve çağıranlara bravo diyebildiğim gündür.
köprüleri resmen kapatarak istanbul'un tamamen felç olmasını sağlayan.bununla yetinmeyen vapur,feribot,otobüs gibi toplu taşıma araçlarını toptan kesen,bunlada yetinmeyip tramvay vs gibi şeylerinde mecidiyeköy'e kadar gitmesine izin veren istanbul valisi ve istanbul emniyet müdürü'nün taksim'de kutlama yapılmasını engellemeye çalıştığı işçi baramı'nın günüdür.
an itibariyle polisin beşiktaş'ta toplanan emekçi kitleye saldırdığı ve ardından da sokaktan geçen, kafelerde oturan istisnasız herkesi göz altına almaya başladığı, benim de gözaltına alınmamak için bir internet cafeye girdiğim gündür.
(bkz:
gelişmelerle birlikte olacağız)
fındıklı, taksim ve beşiktaş'ta polislerin sivil, öğrenci, işçi kimi gördülerse saldırdıkları gün.
tarihinde hiç bir zaman bayram havasında geçmemesiyle bayramlıktan çıkmış, meydanları işçilerden çok polislerin doldurmasıyla meşhur gün.
yıldız teknik üniversitesi'nde sınavları erteletmiş gün. öğrenci sitelerinde hocaların bile okula gidemediği yazıyor.
gerenk yok böyle engellemelere.
bırakınız yapsınlar,bırakınız geçsinler...
metro kapanmış, vapur seferleri iptal edilmiş, köprü ve otobanlar tıkanmıştır.hiç kimsenin hiçbir yere gidememesi sağlanmaya çalışılmıştır.bir günlük sokak darbesi, sıkıyönetimi de diyebiliriz buna.
5 hatlı otobanın tek hatta indirilerek (güya araçları kontrol etmek için; ama nedense hiç kontrolle uğraşan yok) tüm ulaşımın felç edildiği, insanların saatlerce yollarda süründüğü gündür bugün.
dünya'da eşi benzeri görülmemiş bu uygulamalardan sonra hükümet karşıtlarının sayısında ciddi bir artış yaşanması muhtemeldir.