türkiye süper ligi'nin (eski adıyla 1. lig) en az 10 yıldır görülmüş en şaibeli maçıdır. şimdiye kadar bu kadar haksız bir takıma hediye edilmiş bir maç ben duymadım, duyacağımı da sanmıyorum.
fenerbahçe bundan sonra hiçkimseye, hiçbir şekilde lig maçlarını ve şampiyonlukları hakkıyla kazandığını iddia edemez, daha doğrusu etmemelidir, bence etse de inandıramaz. maçın 61. dakikasında rakip kaleye ilk şutunu çekmiş bir takımın 2-0'dan maçı çevirmek için tek şansı bu tarz bir hakem faciasıdır, daha doğrusu becerisidir. çünkü o dakikada hakemin yapmak istediği çok aşikar bir biçimde
fenerbahçe'ye kazanma şansı tanımaktır. bunun için eline gelen müthiş fırsatı değelendirmiş ve an"el"ka'nın hem faul hem elle oynama yaptığı pozisyona golü vermiştir...
olayı açalım, ilk yarıyı 2-0 önde kapatmış ve oyunun tek hakimi olan bir
konyaspor var sahada. (bir tek yorumcudan tersini okumadım, duymadım) ama
fenerbahçe için az sonra sayacağım nedenlerden dolayı çok önemli olan bu maçın kazanılması için tek yol hakemden geçmektedir. hakem de ikinci yarı limit dakikalara girildiğinde yapması gerekeni yapar ve maçı alır
fenerbahçe'ye hediye eder. artık tehditle mi olmuştur, maddi destekle mi olmuştur, yoksa
fenerbahçe'nin kullandığı daha başka yöntemler mi vardır ve tüm bunlarla kim veya kimler uğraşmaktadır bilinmez. bunun farklı bir açıklaması olamaz. şu kesindir ki görme engelli bir insanın bile rahatlıkla görebileceği bir poziyonu sahadaki 3+1 hakemin hiçbiri görememiş olamaz. hani görmüş de %100 değil de %99 emin olmuş olma olasılığı bile yoktur. hadi 4. hakem "acaba" korkusuyla orta hakeme yardımcı olma cesaretini gösteremedi diyelim. maçın içindeki 3 hakem bu golü iptal edemiyorsa onların iyi niyetli olma olasılığı yoktur. (dikkat: özellikle 3 hakem diyorum, galatasaray'ın 2 sene evvel elle attığı bir golü ters taraftaki yan hakem iptal ettirmiştir. üstelik o poziyon tv görüntülerinden ağır çekimde bile ilk izlemede bazen fark edilemiyor.) kesinlikle görmelerine rağmen çalmamışlardır. gözleri o pozisyonu göremeyecek kadar bozuksa karantinaya alınıp tedavi görmeleri gerekir çünkü bir gece burunların ucunundaki eşlerini (eşleri varsa) göremeyip mazallah hırsız diye öldürebilirler. bir hakemin de bir poziyonda görmesine rağmen ters karar vermesinin de iki sebebi olabilir. birincisi oynayan takımlardan birine sempati veya antipati duymasıdır. ama bir insanın sırf sempati veya antipatisinden dolayı bu kadar bariz bir yanlışı yapması olasılığı yoktur veya ihmal edilebilir derecede küçüktür. çünkü bir insan vicdanı bu kadar küçük olamaz. insan vicdanını bu kadar küçültebilecek bilinen iki şey vardır. birincisi ciddi bir kişisel çıkar, ikincisi de ciddi bir korkudur. (gerçi bu ikisi de tek başlık altında toplanabilir) bu ikisinden birinin varlığı olmadan an"el"ka'nın poziyonuna gol demek mümkün değildir...
şimdi maçın
fenerbahçe için neden önemli olduğuna deyinelim.
fenerbahçe hafta içinde çok iyi bir maç
* oynayarak avrupa'da ilk kez başarılı olma yoluna girdiğini göstermiş, hepimiz de tebrik etmiştik. ancak bu tarz galibiyetler sonrasında gelen lig maçları yorgunluk ve rehavet gibi nedenlerden dolayı hep risklidir. ama kazanılması da takıma bundan sonrası için güven verir. özellikle bundan sonraki benzer maçlarda daha rahat olmalarını sağlar. üstelik bu şekilde avrupa ve liglere ayrı ayrı konsantre olabilme şansı doğar. ancak bu tarz bir maç kaybedilirse çekişmeli giden bir lig yarışında bir maç oynanırken, akıllar diğer maçlara kaymaya başlar. "ulan şimdi bu maçı alsak bile 3 gün sonraki maçta yine zorlanırız" fikri oluşur.
konyaspor maçı da ilk kez gelen bir avrupa başarısından hemen sonra olduğu için bu ayrımı yapabilmek için mihenk taşıdır...
maçın diğer bir önemli tarafı ise
fenerbahçe'nin ezeli rakibinin bu haftaki durumudur. ligler başladığından beri taraftarlıyla barışık olan bir takım (yönetim değil) ilk kez bir hüsran yaşamıştır. ilk kez hem takım içinde, hem de tribünlerde "buraya kadar mı?" sorusu sorulmaya başlanmıştır. üstelik bu takımın ne kadar kötü durumda olursa olsun ciddi bir rakip olan
trabzonspor'la maçı vardır. yani
galatasaray'ın bu sene çökmesi için en uygun hafta bu haftadır. bu da
uefa kupası'ndan sonra lig liderliğinin de ezeli rakibe kaptırılması sonucu olur. lig liderliğinin kaybedilmesi de
fenerbahçe'nin kazanmasından geçer tabi ki. böyle haftalar basit gibi görünse de ligin bundan sonraki gidişatı için çok önemlidir. eğer
galatasaray bugün ağır bir yenilgi alırsa, malübiyetler ve puan kayıpları ligin sonuna kadar aralıklı da olsa düzenli olarak devam edecektir. örneğin
beşiktaş meşhur 5 kırmızı kartlık maçtan sonra tepetaklak olmuştur. (kartların haksız olduğunu söylemiyorum yanlış anlaşılmasın) hatta
fenerbahçe'nin bir gün önceki bu haksız galibiyeti de
galatasaray için ekstra bir moral ve konsantrasyon kaybı getirmiştir. diğer olası rakip
beşiktaş da şimdilik yarışın uzağında kaldığına göre bu şartlar altında
fenerbahçe'nin önü tamamen açılmış olacaktır. ha bir de eğer kayseri takımları böyle gitmeye devam ederlerse eninde sonunda bir şekilde ayakları zaten kaydırılır. bu sebeplerden bugünkü
galatasaray -
trabzon maçının
* hakemine çok dikkat edilmelidir. bu maçta da operasyonun ikinci kademesi beklenebilir. ne de olsa
fenerbahçe "yetkili mercileri" tüm bu önemin farkındadır...
sonuç olarak bu maç, bazı
fenerbahçelilerin dediği gibi "her zaman görülen, olası bir hakem hatası" değil, "kasten bir takıma maçı hediye etmek için yapılmış" büyük bir hatadan ibaret bir maçtır. eş seviyede kasıtlı bir hata bulmak çok zordur. bu maç için futbol konuşmaya gerek yoktur. çünkü oynan şey futbol değil; bir çeşit mafya, gerilim filmidir. anlaşılan
fenerbahçe bu sene ne yapıp edilip şampiyon yapılacaktır çünkü önünde kırması gereken 4 sene üstüste şampiyonluk rekoru vardır ve avrupa'ya konsantre olduğunda ligi anca bu şekilde götürebilmektedir. ikisini birden idare etme yeteneğine sahip değillerdir...
ek: maçın sonundaki kritik açıklamalar faulle ilgili olanlar değildir.
christoph daum'un "oyuncularım bu maçtan çok ders çıkarmalılar" açıklamasıdır. gereğinde çok bariz faul ve elle bile gol atabilecekleri dersini çıkarmış olmalılar. yarın öbür gün topu koltuk altlarına sıkıştırıp doğru rakip kaleye girerlerse şaşırmayın...
bir ek daha: böyle hatalar olur diyenler için dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta, başka hangi hatanın bu kadar bariz olduğu, özür dilemek zorunda kalan mhk başkanı dahil, herkes tarafından kabul edilmiş? başka hangi hatadan sonra hakkı yenen teknik direktör mesleği bile bırakma noktasına gelmiş? başka hangi hata sırasında iki takımın oyuncuları birden normal olarak ters kararı bekler hareketler sergilemişler? (poziyonda anelka'ya dikkat edin gol verildiğine en çok şaşıran adam o, fenerliler'in hiçbirinde gol attığına dair bir emare yok, konyalılar ise düğmeye basmış gibi hep birlikte hakeme koşuyorlar, biraz şüphe olsa bir tane adam farklı davranır değil mi?)