1 ekim 2004 anathema istanbul konseri   

adana çık aradan

  1. diskonnektus erektus'un evinde kolalarımızı ve sigaralarımızı depolamış uzun bir cm serüvenine yelken açacakken, ortama gelen hayvan bir arkadaşın ısrarları sonucu oluşan hayvan gaz bir ortamın tetiklemesiyle gittiğimiz ve pişman olmadığımız bir konser oldu. daha önce anathemayı iki kez izlemiş biri olarak son iki albümleri de gözönüne alınınca açıkçası fazla bir beklentim yoktu. playlist dengeli ve güzeldi, herşey normal gidiyorudu ta ki bise kadar. seyircinin büyük desteği altında (bkz: anathema elele hep beraber sahneye) bise çıktılar ve öyle bir bis yaptılar ki ağzımız açık kaldı. ardarda patlayan angelica,fleetwood mac'in albatross coverı, sleepless, a dying wish ve comfortably numb coverı gözlerimizi yaşarttı. sırf bis bölümü için bile verdiğim parayı ve cm ihanetini helal ediyorum kendilerine.
    bunlar dışında hatun vokalleri lee douglas'ın eşlik ettiği şarkılar konsere ayrı bir hava kattı. yanlarında getirmişken bir de parisienne moonlight söyletselerdi ne güzel olurdu dedirtti kızımızın performansı bizlere.
    konser mekanı yeni melek, 2 film birden sinemasından bozma olduğundan olsa gerek herhangi bir müzikal amaca hizmet etmeyecek bir yer. bir sürü düzgün mekan varken burayı nerden bulduklarını çok merak ettim.
    sonuç olarak grubun performansı iyiydi.angelicayı bir kez daha canlı dinlemek güzeldi..
    (sizzle, 02.10.2004 18:34 ~ 18:35)
  2. efendim bu konserin vuku bulduğu geceyi sadece konserle kısıtlamak çoğu noktayı atlamak olur. ben başağrısı problemimle * başedebilmek için majezikimi yutmuş ılık duşumu almış sizzle ile beraber yeni bir eve network kurup cm oynamak macerası için sabırsızlanıyorduk. bir de evde bende kalması icab eden ankaralı bir arkadaş vardı. o da trt2'de ameileyi izlemeye hazırlanıyor, filmden önce alin taşçıyan'ın film hakkındaki yorumlarını zevkle dinliyordu. işte tam o anda piyangodan gelmiş olan ve cmye başlamak için konsere gitmesini beklediğimiz arkadaş sizzle'ı dolduruşa getirmeye başladı. sizzle ikna olmamak için tüm gücüyle direniyor, bir gemici olan diğer hayvan arkadaşımız ise tüm kartlarını bir bir oynuyordu*. sizzle artık dayanamadı ve topu bana attı: "ben gitmek istiyorum ama diskonnektus erektus gelmezse gitmem". o andan sonra yapabileceğim bir şey yoktu. bir adet daha ağrı kesici alıp aslında seveceğimi bildiğim ama o ruh haliyle asla gitmek istemeyeceğim bir konsere doğru yelken açtım. tabi evde kalan son arkadaş da yalnız kalmamak için bize katıldı. sonuç itibariyle bir hayvanın gazı, 3 kişinin rahatını bozmuştu. daha girişte 25 yerine 30 milyon vererek başağrımı eksponansiyel olarak arttırmaya başladım. içeride 18 yaş sınırı olmadığı için olsa gerek dallama nüfusu da bir hayli fazlaydı. konser boyunca bildiğim şarkı sayısı çok azdı, fakat adamlar güzel çalıyorlardı. migrenim ise sıcaktan, sigara dumanından, yenimelek denen eski ve kelek ortamın betliğinden, ve tabi ki gürültüden patırtıdan infilak etmek üzereydi. işte tam o anda konser sonra erdi. daha sonra bis için grup yeniden yerini aldığında beni dev bir sürprizin beklediğini nereden bilebilirdim ki? tam bir pink floyd çalmaya başlayacaklardı ki (tam çıkaramadım ama echoes'un girişi olduğundan şüphelendim) seyirci baskısıyla kırk yılda bir çaldıkları angelicayı çok güzel çaldıktan sonra uzun süre doğaçlama psychedelic takıldılar. takılmanın sonu fleetwood mac'in kulaklara çok tanıdık gelen bir melodisiyle son buldu. anathemanın en sevdiğim şarkısı olan sleepless da çaldıktan sonra birden "is there anybody out there?" sözleriyle salon titredi ve kendine geldi. anathema, comfortably numb'ı çalmaya başlıyordu. hayatımda dinlediğim en güzel pink floyd coverı idi çünkü şarkıyı neredeyse hic değiştirmeden, noktasına virgülüne dokunmadan, saygı ve huşu içerisinde muhteşem icra ettiler. seyirciye ise bu anda saygı duydum çünkü nerede herkes bu şarkıya ezbere eşlik etti. diyebilirim ki hayatımda her hangi bir şekilde duyduğum en güzel pink floyd çalan gruptu. zaten konser boyunca teknik olarak hiç falso vermeden çok güzel çaldılar ve bir milyon konser verseler çalmayacakları kadar muhteşem bir playlist çaldılar. comfortably numb başladığı zaman tavan yapmış olan başağrım şarkı başlar başlamaz bir daha geri gelmemek üzere geldiği cehennemin derinliklerine doğru yol aldı ve beynim beni bir kaç yıl daha idare edecek kadar endorfin salgıladı. velhasılkelam, 30 değil 300 milyon versem yine helal olsun derdim. son kuruşuna kadar helal olsun liverpoollu bu gençlere. müzikal olarak muhteşem bir gece yaşattılar bizlere. eve döndükten sonra ise tabi ki cm'ye devam edildi, sabaha kadar takılındı. teşekkürler anathema, teşekkürler sizzle, teşekkürler denizci öküz çağatay.
    (diskonnektus erektus, 02.10.2004 18:55 ~ 19:00)
  3. sahne performanslarıyla bir kere daha hayran oldum kendilerine...one last goodbye ve angelica da konser salonunu inletmişlerdir.
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 02.10.2004 20:52)
  4. dallama insanların abuk hareketleri yüzünden rahat rahat izleyemediğim, koruma içgüdümün daha ağır bastığı, sadece erkek erkeğe gidilmesinin çok daha iyi olabileceği konser.
    (kornish, 03.10.2004 11:01)
  5. herkesin bir hikayesi vardır herhalde bu konser ile ilgili. konser başlamadan 1 saat evvel elimi cebime atıp baktığımda kocaman "2" yazısını farketmem ile kaynar sulara boğulmam 1 oldu. evet cumartesi gecesine idi elimdeki bilet. arkadaşlar kontrol etti, aynı yerden aldığımız biletlerimiz * farklı tarihlere idi. derhal bir karaborsacıdan ölü fiyatına 1 ekim gecesinin biletini temin edip elimizdeki 2 ekim biletini kaktıracak pardon, satacak birisini aramaya koyulduk. atlayıp mephistonun kapısında bilet soranlara abi 2ekime bilet var lazım mı dememiz ve bulgaristan'dan gelen kullara muhteşem ingilizcemiz ile iletişime geçip satmamız büyük avantajımızdı. basit bir matematikle : kârlı bir konserdi;
    2 ekim tarihli bileti alış : 25 milyon
    1 ekim tarihli bileti alış : 20 milyon
    2 ekim tarihli bileti satış: 25 milyon
    +5 milyon cepte evet.
    neyse efendim gelelim yeni melek faslına. erkenden içeriye girenlere dinletilen ısıtıcı müzikler konserden daha bir etkiliydi sanki. en azından daha akılda kalıcı oldular. bryan adams'tan summer of 69, bon jovi'den runaway; ardından gelen blind guardian ve led zeppelin türküleri ile beklemekten ve bunaltıcı ortamdan sıkılanları yeterince doyurmuştu. kafa sallatıcı parçalarla biraz daha şenlenen ortam, 2130 da sahneye teşrif eden grup ile doruğa ulaştı.
    ön saflardan kader ortağımız (konser ardından çorba içmeye davet ettiğim) bankacı ve muhtemelen gay abimizin "anhelika anhelika" diye bağırmasının ardından angelica'yı çalmaları ayrı bir güzellikti gece açısından. sorduk ki dayıya niye "anhelika" diye bağırıyorsun diye; "latincesi öyle okunur" dedi. kafası güzeldi belki de kim bilir.

    konser genel olarak; ses sistemi kötü ve havasız ve bunaltıcı ve dar ve pis kokan mekan yüzünden kötüydü diyebiliriz. vincent'ın *"my amplifier is fucked up" sözünü duymamız ve konserin yarım saat rölantideki bateri ile bizleri ayakta tutmaya çalışması iyice uykumuzu getirdi, bunu da not düşelim.

    ek : *grup, en güzel şarkıları olan forgotten hopesu çalarken, bağıra bağıra eşlik etmek konserden akılımda kalan tek güzel andı.
    "did i punish you for dreamin
    did i break your heart and leave you cryin
    don'tchu ever dream of escaping"
    (azureel, 04.10.2004 18:17 ~ 06.10.2004 19:42)