sözlükle fazla haşır neşir olunca boku çıkan hadise. şöyle:
çalıştığım yerde "seyyithan" isimli bir usta çalışıyor. ismi her nedense bana "goncagül"ü çağrıştırıyor (çağrışım işte; ne alaka ben de bilmiyorum. belki hece uyumu filandır). birkaç sefer "goncagül" diye seslenecek oldum, zor tuttum kendimi.
ama bugün boş anıma denk geldi ve "goncagül usta, baksana bir buraya" dedim. şantiye durdu.
o değil, adam benden en az 10 yaş büyük. mesai arkadaşlarının içinde bir kadın ismiyle çağrılmak yeterince aşağılayıcı olmalı. bir de şefi söyleyince ses edemedi, lafı yediğiyle kaldı.
hayır adama diyeceğim "usta valla itü sözlük diye bir yer var, ben orada yazıyorum, serbest çağrışım falan fıstık" desem ne fayda?
ah be sözlük... serbest çağrışımın sınırlarını o kadar genişlettin ki bizim için; artık adama ne desem boş. adı "goncagül" kaldı.
sıkıldınız, patlamak üzeresiniz, içinizdekileri dışarı atmak ve rahatlamak istiyorsunuz. işte bu tür durumlarda elinize aldığınız kağıdın üzerine aklınıza gelen şeyleri yazarak yaptığınız eylemin ismi.
böyle teknik bir konstütüsyonda biraz daha diferansiyel, biraz daha yüksek mertebeli versiyonları görülmek istenilesi kemotropizmadır.
misal :: dubby, teknoloji levreği
yani bakın, "dabi mısır çerezi"ni "sunny uydu alıcısı"na benzetmişim sonra yetmemiş gevreği de levreğe çevirmişim. uçmuşum mütemadiyen, daldan dala.
gece serinligi ve sabaha kadar acik bir internet cafede durulma....
gunun gecip gitmesine sevinme yazdan bi gunu daha eksiltmenin- omurden
-keyfi... mesnevinin ilk 8 beytini anma.........
tekrarların ruya hissi yaratmasından kurtulma istegi
tekrardan kacamama....
hep bi tanrısal oyunun icinde olma...
rejisor tanrı ve ben ne oyuncuların oyunculuklarını nede bana verilen rolu
begeniyorum...oynamak zorundayım oynuyorum heryerde her zaman
nefes alıyorum cunku...........
kendime gomuluyorum sonra...
gozlerimi kapıyorum zamana ve herseye...................
bu dunyanın sozcukleriyle bu dunyayı tanımlamak
yalan...................
onlarca cilt kitap yazabilirim............
onlarca cilt hikaye birikti icimde onlardan kurtulabilrim..........
olmus olan herseyle oynayıp kurgulayıp kendi kendime terapi yapabilirim
yazarak
yalan oldugunu bilsemde yazarken
rahatlayabilirim.........................
sonra sonranın yorgunlugu...................
vazgecebilirim herseyden.................
herseyden hep her an vazgecebilrim................
milyon dolar otelindeki cocuk gibi pencereden dısarı bakıp
''su dunyaya bak ne kadarda hızlı donuyor bu dunyanın bir parcası
olmak icin bi seylere tutunmak isterdim''
diyebilirim............
nefret etmesem tanrıdan insanlardan onlara
kuslara ve bitkilere verdigimden daha fazla deger versem.....
dusmeye
bu kadar alısmamıs olsam ucurumlardan kanatlanmamıs olsam..........
sözcüklerden bi younluk yaratıp içinde erimeyi, su damlasının denize
dusunce kendini yitirmesini yani bir butun halinde orgazm halini
yasayabilirim..............
herseyden herhangi bir younluk
yaratıp..................
hatta acının içinde bile....................
her an.............
daha rahat gecer zaman...........
daha rahat ulaşabilirim sona...........
bi son varsa tabi....................
bu sozcuklerin bi sonu olması gerektigi gibi
'gokyuzunu ver bana ellerinden
ilk dizenden son dizene kadar yayılan...'
bu acı
bu hiçlik
dahasını istiyorum tanrı
dahasını
hepsi bu kadarmı
hadi
hadi hadi
hadiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
,--------------------------------------------------------------------------------------------------
şoreş haki çelik
sebest çağrışımlar isimli şiirlerinden alıntılar
bir tatlıcıda revani görünce "kıskançlık alevi/kalplere gireli/sen deli/ben deli/aşk deli/ruh deli" şarkısını söylemek ve gönül yazar'ın bu şarkıyı söylerken hep hislendiğini hatırlayıp kadına üzülmek
birinci örnekte, şarkının ortasında geçen "reva mı hiddetin?" cümlesindeki "reva mı" öbeği, tatlıyı çağrıştırmaktadır. ikinci örnekte ise, "keriz" sözcüğü anlam olarak aynı olan "hıyar"ı çağrıştırmakta ve sonuç olarak akıl sebzeye ulaşmaktadır. ayrıca keriz derken "kerrriz" gibi "r"ye vurgu yapılıyorsa, salatalığı yerken vuku bulan çıtırtı da akılda canlanabilir.
10 dakika içerisinde yapmanız gereken eylemi düşünüyorsunuz az sonra harekete geçeceksiniz,birden bir yere takılıyorsunuz ve o nesnenin ne zamandır orada durduğunu hatırlamaya çalışıyorsunuz sonra hatırlamakla ilgili arkadaşlarınızın söyledikleri akla geliyor ve o arkadaşın şimdi nerede olduğu...birden bulunduğunuz yere dönüyorsunuz yine serbest çağrışımla.bir şey düşünüyordunuz evet ama neydi,ne idi???bu şekilde şanslıysanız çağırarak serbestçe! başa dönüyorsunuz,yok şans o gün sizden yana değilse belki de kayboluyorsunuz.