mario vasconselos'un mutlaka okunması gereken, çocukluk yıllarında hayata dair sonuçlar çikarılabilecek, güzel, eğitici ve sayısız ödül almış bir kitap.
sonrasında güneşi uyandıralım ve delifişek diye devam eden üçlemenin ilk kitabı. çocukken dönüp dönüp 4 kere falan okumuştum, vakit boldu tabii, hey gidi günler.
bu kitap hakkında şöyle söylenmişti zamanında:
bu kitabı üç kere okuyun
10 yaşlarında gülersiniz
sonra 20 yaşında elinize alın, hüzünlenirsiniz
30 yaşında okuduğunuzda gözyaşlarınız sizin kontrolünüzden çıkmıştır
bir de şey derler:
zeze'yi hiç unutmayın, hayatınızın her anında karşınıza çıkabilir.
ek: allah allah neden derler, demişler şeklinde yazmışım ki? bunları bana aynen bu şekilde dayım söylemişti aha da kendisini burda anmaktayım, teşekkürler dayıcım...
ilkokulda çocuk kalbi ile birlikte okutulan, çocukluğumu şekillendiren en önemli kitaplardan biri. ders çalışmadığım zamanlarda, öğretmenine haber veren kuş fenomeninin çıkış kaynağı da olabilir ayrıca. zira zeze'nin etraftaki nesneleri öğrenmesini sağlayan içsel bir kuşu vardı.
okuyanın bir oturuşta bitirip yüreğine bir yumruk oturmuş şekilde rafına geri koyacağı bir kitap. ayrıca bana kitap okumayı sevdiren iki kitaptan birisi.
zeze adında çok zeki ve duygusal bir çocuğun rio de janerio'nun dış mahallerinde yaşayan yoksul, kalabalık ailesi ile beraber geçirdiği çocukluğunu konu edinmiştir.
devam bölümleri güneşi uyandıralım ve delifişektir.
yazarın kardeşim rüzgar kardeşim deniz romanını da tavsiye ederim.
ortaokulda bu kitabı okuduktan sonra kitaptan esinlenip kısa bir hikaye yazarak edebiyat dönem ödevimi hazırlamıştım. ayrı bir yeri vardır bu kitabın; hem kalbimde, hem kütüphanemde.
josé mauro de vasconcelos tarafından yazılmış muhteşem eserlerden yalnızca biri. akıcı anlatamı ve süper kurgusuyla özellikle çocukları kendine bağlayan hatta delifişek romanın da kendine aşık ettiren josé mauro özellikle çocukluk döneminde okunması gereken yazarlardan biri.
konu bakımından çok güzel olan;ama ilkokul yıllarımın türkçe yazılılarında hep karşıma çıktığı için,isminin zikredildiği anda bana korku dolu anlar yaşatan başyapıt.
hatırladığım kadarıyla 16 günde yazılmış kitap. ancak yıllarca içimde taşıdım diye belirtmiştir yazarı. bir çocuk kitabı değil içimdeki çocuğun kitabıdır, belli aralıklarla okur ve her okuduğumda aynı duyguları yaşarım.
okumaya başlandığında bitmesin dedirten her çocuğun okuması gereken,ama sadece çocuklara değil,her yaşa hitap eden bol ödüllü kitap.şeker portakalındaki küçük zeze,güneşi uyandıralımda biraz daha büyümüş,delifişekte ise artık genç bir adam olmuştur. 3 kitap da okunasıdır.
jose mauro de vasconcelos'un 1968 yılında yazdığı ve onu ülkesinde en ünlü yazarlardan biri yapan romandır. yazar bu romanı on gün içinde yazmıştır. 'ama onu yirmi yıldan fazla taşıdım yüreğimde,' diyerek çocukluğundan bilinçliliğe doğru atılan adımları anlatmaktadır. zeze çok meraklı, gelişime açık ve topluma karşı 'sağır' olmayan bir kişiliğe sahiptir. ailesi çok fakir ama kişilikleri, yaşama dair farkındalıklarıyla bambaşka bir boyut vardır romanda. iç konuşmalarla, hayatı sorgulayan bilinçli bir çocuktur zeze. ağacı -şeker portakalı- da onun en yakın arkadaşıdır. çocuğun dünyasının- gerçek dünyayı- ne kadar saf ne kadar güzel olduğunu her satırda yoğunluğuna hissediyor insan.okurken, için için ağlarken dünyasına hayran kaldım. annesinin çalıştığı fabrikayı ' her gün insanları yutan, akşam olunca da çok yorulmuş insanlar kusan bir canavar' cümlesiyle betimlemiştir. gerçekten de kitabın dili akıcı ve kitap her seviyeye hitap ediyor.
çocukken okunup hiç akıldan çıkmayan kitaplardandır. brezilyadaki varoşları anlatır. o dönemlerde okuduğum ve hala aklımdan çıkmayan diğer bi kitapta "şili de neler oluyor" du.burada da çocuk gözüyle allende ve pinochet dönemleri karşılaştırılmıştır. okunmalı ve okutturulmalı
yazarı jose mauro de vasconcelos olan, küçük bir çocuğun bir portakal fidanıyla olan diyaloğunu anlatan, çocukluk döneminin unutulmaz duygu yüklü kitabı.
bir çocuğu ve onun şeker portakalı fidanı ile yaşadıklarını anlatan harika bir çocuk romanı.devam kitapları da vardır.ama ilki kadar zevkli değildirler.
küçük yaşlarda ilk defa okuduğum zaman epey sıkılıp bıraktığım seneler sonra tekrar okuduğumda beni göz yaşlarına boğan, küçük bir çocuğun hikayesi. o dayak yedikçe benim canım yanardı. sonu çok acıklıydı. kesinlikle her yaşta okunması gereken öykülerden biridir. her dönem insanda farklı hisler uyandırır.
bogazınızda bir yumru ile okunulan hüzünlü ve bir o kadar da güzel bir kitap. zeze'nin yaşamı , çevresindekiler ile dialogları etkileyici bir kitap aynı zamanda.