|
|
- ilhan irem'in çarpıcı sözlere sahip bir şarkısı.
- pavlov'un köpeklerinin sahip olduğu olgu*..
(doaaa, 18.04.2004 20:43)
- bisiklete binmek, yüzmek gibi bir kere öğrenilen ve daha sonra beyinin otonom olarak idare ettiği işlerdir..
(bkz: pavlov'un köpekleri)
(bkz: pavlov'un köpeğiyim ondan şartlı refleksiyorum)(zeus, 07.01.2006 14:20 ~ 15:09)
- şartlı refleks, çevreden gelen etkilerin belli bir süre tekrarlanması sonucu organizmanın da hep aynı tepkiyi vermesidir. fakat asıl önemli olan hep aynı tepkiyi verirken bunu hiç düşünmeden yapmasıdır. buna en basit örnek olarak her şartlı refleks tanımı duyulduğunda pavlov amcanın köpeklerinin akla gelmesi verilebilir...
- kendi üzerimde yaptığım bir deneyle nasıl bir şey olduğunu çözdüğüm olgu. anlatayım:
günümüzde pek çok insanın yaptığı gibi, sabahları uyanmak için cep telefonunu kuruyorum. yeni model cep telefonlarına kıl olan biri olarak kullanmakta inat ettiğim eski model cep telefonumda topu topu 3-5 tane zil sesi var. birini mesaj, birini gelen arama, birini de alarm melodisi olarak atamıştım zamanında. yani her fonksiyonun sesi birbirinden farklı.
zamanında haftanın 7 günü (ve hatta kimi zaman geceleri) durup dinlenmeksizin çalıştığımdan dolayıdır ki, geceleri uyuduğum birkaç saatlik uyku bana yetmemeye başladı. zamanla telefonun alarm sesine uyanamaz oldum. sabah 6'da alarm çalıyor ve ben uyanmıyordum ya da alarmı kapatıp uyumaya devam ediyordum (çoğu kez uyandığımda elimde telefon oluyordu ve ben işe en az 1 saat gecikmiş oluyordum). artık bu alarm sesini sallamamanın bilinçaltımda yer ettiğini düşünmeye başlamıştım. yorgun olmasam dahi ya alarma uyanmıyor, ya da alarmı kapatıp uyumaya devam ediyordum ve bunu yaptığımı dahi hatırlamıyordum.
biraz üzerinde düşününce aklıma etkili bir çözüm geldi. şöyle:
işim gereği telefonum 24 saat açıktır. gece yarısı veya sabahın köründe birileri bir derdi için (hatta kabız olsa dahi beni arayan bir usta ile çalışıyordum o zamanlar) beni arayabiliyordu. bazen de patron aniden telefon açıp "işe ne zaman geliyorsun" diye sorabiliyordu. bu yüzden, ne kadar yorgun olursam olayım, telefon en fazla üç defa çalar ve yanıt veririm. ayılırım yani.
ben de bu "yeteneğimi" göz önüne alarak alarm melodisini gelen çağrı melodisi ile aynı yaptım. artık sabahları telefonun alarmı sanki biri arıyormuş gibi çalıyor, ben de hemen uyanıyorum.
işte şartlı refleks böyle bir şey olsa gerek... pavlov amca'nın köpekleri gibi zil sesine odaklanmak. tabi ben daha gelişkin bir canlı olarak farklı zil seslerine odaklanabiliyorum. pavlov duysa gözleri yaşarırdı...
[tabi bu çözüm bir sorunu da beraberinde getirebilir. zamanla telefon çalınca "amaaan... alarmdır" deyip gelen aramayı sallamama durumu oluşabilir. zaten bu da şartlı reflekse girer. öyledir.]
- bir grup lise bir öğrencisi ile yapacağımız araştırmada (gamsız insanlar lazım bize) deneklerimize bir film seyrettiriyoruz. şöyle:
sahte kabadayı filminde babanın ölümünün ardından mıntıkasının dışına taşmaya başlayan dikiş tutmaz sabri’ye babanın oğlu kemal’in bir ayar vermesi iktiza etmektedir. mekanına gidilip sabri’ye göz dağı verilecektir.
bu noktada ayağındaki nasırlar temizlenirken ziyadesiyle acı çeken sabri, işlem bittikten sonra, gizlice elemana arka kapıdan yol verir. zira mafya işinde zaafın ayyuka çıkarsa madara oldun gittidir. bu ezadan kurtulmuşluğun şevki ve özgüven yenilemenin celaliyle elemanına gürler:
“arnavuuut, çalıştır ulan votkayla eriği”
film in tamamı seyrettirildikten sonra öğrencilerden yukarıdaki sufleyi ezberden söylemeleri istenmiştir. öğrencilerin büyük çoğunluğunun sufleyi:
“arnavuut, çalıştır ulan votkayla ciğeri”
şeklinde söylediği tespit edilmiştir. bir kısım öğrencinin ise sufleyi doğru söylemelerine rağmen yöreden yöreye papaz, can, hincaz gibi kelimelerle tamlanan yeşil eriğin, zihinlerinde oluşturduğu tesir ile ağızlarının fena halde kamaştığı saptanmıştır. bu iki sonuçtan ilkine psikojenezde, dikiş tutmaz sabri aymazlığı, ikincisine ise papaz köprüsü adı verilmiştir. evet üniversiteler dışında da bilimsel araştırmalar, tespitler gayet kolay ve zevkle yapılabilmektedir.
- ticari amaçla kullanılabilen refleks türü.
deneyimlemesi bedava. kurt tüccarlar bundan inanılmaz faydalar sağlar. örneğin "burger king".
gidin mesela bir gün burger king'de oturun, yarım saat -bilemedin- bir saat bekleyin. fonda çalan müziğin loop'a alınmış 45'lik bir kaset veya 8 parçadan müteşekkil bir cd olduğunu farketmeniz uzun sürmeyecektir.
peki burada amaç nedir?
orada oturup bunları sürekli dinleyen müşteri, eğer ki bir de bir kaç gün üstüste gittiyse bu şarkıları zihnine yazacaktır. burger king'e gitmediği bir gün bu şarkılardan herhangi birini duyduğu anda ise aklına burger king gelecek ve acıkacaktır. ve malesef bu açlığı ancak burger king'de giderebilecektir.
kısaca "pavlov'un köpekleri", "burger king'in köpekleri"ne evrimleşmiştir.
burger king'i her ne kadar sevsem de bunu burada açıkladığım için mutluyum. sakınınız.
edit: en başta "denemesi bedava" demişim. yanlış o. en basitinden whopper menü 7,40 ytl. bedava değil yani.(gxix, 02.03.2007 22:32 ~ 22:32)
- yalnızlığa bürünmek buna en iyi örnektir. sürekli yenen darbeler bir süre sonra o kadar canınızı acıtır ki, her defasında yeniden denemek yerine yalnızlığı hayat felsefeniz yaprsınız. bir gün bir bakarsınız yalnız değilsiniz, kendinizle birliktesiniz.
- sözleri şu şekilde olan ilhan irem şarkısı:
yaşamak nedir dost, yemek, içmek, sevgi, seks
hepsi birer şartlı refleks
arıyorsan beni sen / arıyorsam seni ben ve seviyorsam seni
birazda bildiğimden, beni istediğini
gerisi hayat işte, bir sürü ve bir kompleks
ve yaşanan herşey, şartlı refleks
bazen bir müzik çalar bazen bir dalga sesi
bazen ilgisiz bir şey, hatırlatıyor / anımsatıyor seni
arıyorsam seni ben, aramıyorsan beni
birazda bildiğinden seni istediğimi
arıyorsam seni ben ve seviyorsan beni
birazda bildiğinden seni çok sevdiğimi
yaşamak nedir sence? yemek, içmek, sevgi, seks
hayat değil seninki, şartlı refleks
- kedilerde de bu olay gözlenebiliyor.
evde boşta bi kobay* vardı. 1 aylıktı daha. her whiskas verişimde "gel lan kedi" diye çağırmaya başladım. artık alıştı "gel" deyince geliyor. "lan" deyince şaşkın şaşkın bakıyor. 9 kilo oldu şimdi..
- deneyimler ile kazanılabilecek refleks türüdür. kalıtsal reflekseler gibi omurilik tarafından kontrol edilir. kalıtsal refleksten bir farkı ise bireyden bireye farklılık gösterebilmesidir.
- (bkz: aşık olmak)
|