acayip sinir olduğum soru. ne yani şimdi söyleyeceğimiz üç şey kişiliğimizi mi gösteriyor? ben zaten adaya düşmüşsem bir şey alacak imkanım olmaz; adaya düşeceğimi bilsem adaya düşmem ben yahu! bu arada adaya nasıl düşülür?* zaten önemli olan o üç şey değil; hazırlıksız yakalanılan durumlarda insanların verdiği tepkiler kişiliğin en büyük göstergesidir. baştan aşağı saçmalık bu geyik ya!
ıssız bir adaya düştükten sonra yanımıza 3 değil 1 şey bile alamayız.."ıssız bir adaya düşecek olsanız yanınıza alacağınız 3 şey" diye düzeltilmesi gerek zannımca..
ortaokullarda yanında hatıra defteriyle dolaşan kızların "eksiksizuyum, benim hatıra defterimi doldurur musun" sorularıyla sık karşılaşırdık. o zamanlar pek kısa boylu olduğumdan beni tehlikesiz bir erkek olarak görmekte, defterlerini emanet etmeye çekinmemekteydiler. hatta "ayyh; istediğin sayfayı okuyabilirsin. hihihihi" diyerek 1 saatliğine defteri bana bırakıp giderlerdi. ben de sakin sakin doldururdum: "sevgili yeliz... evvela bu kalbin kadar temiz sayfayı** bana ayırdığın için pek şanslıyım..." böyle giderdi. sonra o can alıcı soru gelirdi: ıssız bir adaya düşsem yanıma ne alırdım? ama 3 hakkım vardı. dördüncüyü yazamazdım.
gün oldu devran döndü; sınıfın en güzel kızı bana hatıra defteriyle geldi. "doldurur musun" dedi. hemen atladım. (bu kız sonradan manken oldu. pek güzel bir kızdı kendisi. okulda dizüstü etek yasağını "kıçıma kadar açarım" yaklaşımıyla delen ilk insandı kendisi).
defteri aldım. en sevdiğim aktör, en sevdiğim yemek, en sevdiğim hayvan** sorularını yanıtlayınca yine can alıcı soruya geldim: ıssız bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 nadide şeyi sormakta idi.
yanıt olarak "seni alırım. başka hiçbir şeye ve hiçkimseye ihtiyacım yok güzelim" diye yazdım*.
çok sinirlendi tabii. ama beni şikâyet edemedi. defteri hocaya verse ve "hocaaam. bakın eksiksizuyum bana ne demiş" dese defterin her yaprağı incelenecekti çünkü.
sonra bırakın ıssız adayı, kamuya açık sahalarda bile denk gelemedim kendisiyle...
velhasıl-ı kelam; gençlik anılarımızın nadide sorularından biridir bu. yaptığımız hayvanlıkları, kırdığımız potları hatırlatır. arada güzel şeyler de hatırlatmıyor değil hani...