ırki saflık   

adana çık aradan

  1. yeryüzünde hiçbir milletin tam olarak saf olmadığı gerçeğine rağmen günümüzde halen çeşitli ulusların milliyetçilerinin düştüğü yanılgıdır.nazilerin döneminde ırki bir saflıktan sözedilebilirdi çünkü o zamanlar genetik ilminde konu ile alakalı yargı belirtmeye yetecek bilgi ve altyapı yoktu.kimya bilimi de konu ile alakalı yetersiz kalıyordu.bu sebeple her kafadan bir ses çıkmasını olanaklı kılabilecek bir cahillik ortamı mevcuttu.bugün ise genetik bilminin ilerlemesi nisbi olarak o döneme göre oldukça hızlıdır , kimya bilimi de buna paralel bir çizgide gelişmektedir.ayrıca alınan kan örnekleri , veri toplanmasını ve işlenmesini kolay kılacak bilgisayarlar vardır ve bu bilgiler ışığında yorum yapmak eskiye nisbi olarak daha sağlıklıdır.

    gerek tarih gerek kimya ve moleküler biyoloji alanlarındaki bilgiler , istila ve göçlere nisbi olarak daha az maruz kamış japonya ve izlanda gibi ülkeler dışında saflığın mümkün olmadığını göstermektedir kaldı ki izlanda ve japonya bile göreceli olarak saftır.aslında eşeylü üreyen canlılar için saflık sanılanın aksine olumsuz bir özelliktir.bune örnek olarak soyları tükenmek üzerek olan cheetah'lar verilebilir.

    vaktinde büyük toplu ölümlere maruz kalan cheetah'lar nüfus olarak oldukça azalırlar parmakla sayılacak kadar az sayıda olanı hayatta kalır.bu kalan birkaç kedi ürüyerek çoğalır ve ataları sayıca az olduğundan nisbi olarak çok yüksek oranda saf bir ırk olarak betimlenebilirler.(10 tane almandan 50 milyon alman ürese birbirlerine oldukça benzerlerdi) bundan dolayı neredeyse bütün cheetah'lar birbirleri ile aynı millete mensup herhangi iki insandan çok çok daha fazla benzerdir.bunun biyolojik karşılığı , kan proteinlerinden , kas dokularına kadar klonlanmış gibilerdir , birçok genleri ortaktır.eğer bir cheetah'nıngenlerinde istatistiksel bir anomali var ise bu neredeyse bütün cheetahlarda vardır anlamına gelir.

    hal böyle olunca bir tanesini öldürebilecek olan bir nezle tipi ortaya çıksa bütün cheetahlar ölür önermesi doğrudur.çünkü genetik havuzları oldukça dardır , farklılıklar yoktur dolayısı ile melezleşmeleri de mümkün değildir.yani bütün bir cheetah populasyonu her an tarih sahnesinden silinebilir.

    aynı şey insan için de geçerlediri , daha genel olarak bütün eşeyli üreyen canlılar için geçerlidir.bir ırk ne kadar saf ise o kadar tehlikelere açıktır.ayrıca ;

    "
    izlandalılarla ilgili veriler, genetik mühendislerine birtakım deneyler için bulunmaz bir fırsat sağlıyor. on yıllar boyunca özenle tutulmuş tıbbi dosyalar, otopsi raporları mevcut. doğum ve ölüm kayıtları yüzyıllar öncesine dek uzanıyor. hastalıkların kalıtsal mı yoksa çevre koşullarından mı kaynaklandığı sorusuna yanıt bulmak için izlanda çok büyük bir araştırma potansiyeli sunuyor.
    bu genetik hazineye talip olan ve ada halkının tüm genetik dökümünü satın alan amerikan şirketi izlanda nüfusu üzerinde ilk incelemelere iki yıl önce başladı.
    şirket yetkililerine göre, izlandalılar'la ilgili veriler sayesinde biyolojik örnekleri ve klinik verileri çok kısa sürede toparlamak mümkün. şu anada kadar çıkarılan hastalık tarihçelerinde en çok dikkat çeken hastalık: multipl skeslorosis. genellikle genç yaşta insanların merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık bu. kısa sürede önemli veriler toplanan bir başka hastalık, daha çok yaşlıları etkileyen, hareket merkezindeki rahatsızlığın yol açtığı titremeyle ilgili. bu kalıtsal rahatsızlık izlanda'da çok sık görülüyor ve araştırmalara başladıktan üç ay gibi bir süre sonra, hastalığın genetik yapısıyla ilgili yeni bir keşifler yapıldı bile.
    "

    bahis edilen ms yani multiple sklerosis hastalığı beyaz ırkta , özellikle kuzey ülkelerinde sık rastlanan bir hsatalıktır.sözgelimi bu hastalığa sahip 10 bireyden bir deneme ırkı olsa idi , bu ırkın yaşama ihtimali (özellikle olağanüstü koşullarda) oldukça az olacak idi.çünkü
    hasatlığa sebebiyet veren protein'in ırktan/populasyondan uzaklaştırılması mümkün olmayacaktı ya da başka bir deyişle bunu mümkün kılabilecek büyüklükte bir genetik havuz olmayacaktı.çünkü populasyonun genetik varyasyonlara sahip olmaması herhangi bir "crossing over" olayının genetik bir melezleşmeye sebebiyet vermesini imkasız kılacaktı.sonuçta su ile suyu karıştırıp çorba yapmaya benzeyecekti.


    bütün bunlardan çıkan iki sonuç vardır ;

    1-bugün en genel olarak insanoğlu yaşayabilmiş ise bunu bir şekilde ırki saflıkların olmamasına borçludur çünkü insanoğlunun yaşamasını sağalayacak kadar çok melezleşme ırklar arası ya da içinde mevcuttur. bundan dolayı ırki saflık diye birşey yoktur ya da ırkların varlığı bile tartışmalıdır.

    2-eşeyli üreyen bir canlının yaşayabilmesi için yegane ihtiyaç ya da biyolojik yeti , o canlı türünün populasyonlarında olabilecek melezliktir , genetik havuzun genişliğidir.
    (skuba, 24.01.2005 09:37)