sırf tuba büyüküstün için,geriye kalan sahnelerde bülent ecevit konuşsa,zekeriya beyaz striptiz yapsa,reha muhtar şarkı söylese bile izlenebilecek dizi.mübalağa bi yana gidişatı tahmin edilse de sezonun başarılı dizilerinden biridir.
kaynak:agb
ayrıca (bkz: tuba büyüküstün)
(bkz: hastasıyım)
müziği insanın içini gıcıklatan,pencereden dışarıya haykırma hissiyatı oluşturan,cuma geceleri için çemberimde gül oya nın eksikliğini bir nebze de olsa hafifleten dizi..
nasıl bi girizgahı vardır o dizi müziğinin ya.. söze hiç gerek yok umarım söz yazmazlar o güzelim müziğe.. dün dizinin sonunda farkettim de bir romandan alıntıymış dizinin senaryosu..
kara gün hatırına
acını kalbine saplayıp
gözlerine... gem vurdun ya...
biliyorum... ağlama...
söyleyemediklerin gözyaşında
her gidişin bedel masum yalnızlıklara
ağlasan da ne fayda
söz biter, çaresizlik hüküm gözyaşına...
-
ya beni vur...
ya bırak geceye
sen gittin ya...
gelgit sevdalar koydum yerine
sen koydum yüreğime... gitsen de...
sevdan canımdan toprağa benle
senle bitsin bu ömür....
aşkın gönlüme son demse...
-
daha kaç gece geçer yar hasretinle
söyle..
kaç gece gözyaşın yağmur olur üzerime?
hiç gitmediğin düşler kurmak ölümse her gece...
varsın ölüm senden gelsin!
hüznüm sürgün, sevdan bir ömür esir bende...
-
gözler düşer yüreğime
zindan gözlerini
gördüm ya bugün
kilit vurdum gözyaşıma
mevsimsiz hüzünler
yaşıyorum sende
güzler düşer
sen düşersin yüreğime
n'olur gitme.
gidersen ne kalır geriye benden...
suçluyum...
affetsen de geçmedim...
geçemedim
kırık sevgilerden...
gitme...
kal gönlümde...
koyma beni yalan gözlere...
-
ey istanbul...
ne kaldı alacağın benden...
neye yarar tüm sokakların boş şimdi o yokken.
onu benden aldın...
sana yenildim bir günahkar yüzünden...
verme istemem...
bırak üstü kalsın...
alacağım yok senden...
-
gitme ruhum...
sen yokken hicran düşer bu şehre
gitme sevgim...
sen yokken tutsak düşerim bir isyan gecesine
ölürüm...
sen yokken...
-
bugün ağlamayacağım...
sen adıma tövbeler yaktın!
olmadın ya her gece!
ben seni damla damla gözlerimden attım!
ölümdür bende
sensizliği yaşamak, ama seninle!
canımsın!
sonlar dinmez kederde...
gördüm ya seni! kaybolsam da gözlerinde!
yemin olsun sevdama
hazırım bir kere daha ölmeye
seninle...
-
aşkı bedel nakd-i ömrüme
dayanamam
giderim buralardan yoksan bende
seni sensiz yaşamak çareyse
bırakma
tek tesellim ölümdür senden öte...
-
yalnızım...
hayalin düşmez duvarlarıma
sen gittin ama silinmedi ayak izlerin
sokağımda hala...
isyanım tanrıya
isyanım dönüp bakmadan ardına
gittiğin akşama...
dizideki bütün fakirlerin birdenbire bir şekilde zengin olduğu dizidir. neden fakir sevmez bu diziler merak ederim. rahmetli elif zengin bir koca bulup evlendi zengin oldu, yılmaz hapishanede bir iş adamının hayatını kurtardı zengin oldu, zengin olduktan sonra arkadaşı salih'i yanına aldı onun da durumu düzeldi, sonra kardeşinin fakir eski kocası ortalıktan kayboldu 4 sene sonra zengin olarak geri döndü, elif'in konfeksiyonda çalışan arkadaşı sema açıkpazarda müdür oldu o da durumu düzeltti. şimdi herkes rahat, sefil fakirler yok ortalıkta.
bir itirafla başayalım; ilk sezonunda dizinin müptelasıydım(bkz: @506656). müziği, karakterleri ve senaryosuyla sanki revize edilmiş özel bir türk filmiydi. sonra ben askere gittim, döndüğümde ise sezon bitmişti. vs. vs. uzun hikaye özele girmeyelim. neyse.
bu sezon ilk kez az önce izledim ve gördüm ki o muazzam dizi yerini kansorejen bir piyasa dizisine bırakmış. en heyecanlı sahneleri filizle yılmazı kavga ettirip barıştırmak üzere kurgulanmış. ve de diziyi bunun etrafında döndürerek saçmalıklar yumağına çevirmişler. bravo.
ya bak tamam, güzel temadır, hani sevdikleri halde ayrılırlar, sonra gurur yapıp barışamazlar, deli gibi sevdaları katlanarak büyür, kapıyı çarpıp arkasına dayanarak ağlarlar, sevdikleri halde sevmiyorum derler uzaklaştırmak için, falan. iyi ekmek çıkar burdan ama yeter ya. ama ama bu kadar da sömürülmez ki aynı muhabbet ama ya. el-insaf ama ama ya.
2 bölümüne şöyle bir baktıktan sonra 3-4 kişi etrafında döndüğünün farkına vardığım dizi. tabi dönen muhabbet de bir yere kadar.
(bkz: sene 1900 çift sıfır)
kısır bir konuyu evirip çevirip, tekrar ısıtıp ekrana verdikleri dizi. bu konudan en fazla 20 bölümlük malzeme çıkar; bilemedin 30. ha, 100 bölüm de çekersin ama 30 dan sonra saçmalamaya başlarsın tıpkı şimdi oldugu gibi. ayrıca, osman sınav da bu dizinin konseptinin kendilerinden çalındığı iddiası ile dizinin yapımcılarına dava açmıştır.
bu diziyi izliyorum, evet itiraf ediyorum hemde beğenerek her hafta takip ediyorum. neyi beğendiğimi de tam olarak bilmiyorum aslında. belki de tek sebebi şu yakışıklı adam; haksızlıklara karşı kabadayı, ama aynı zamanda sevdiklerine karşı nazik, alçakgönüllü, eski fakir günlerini unutmayan, vefakar, yardımsever, kültürlü ve bir okadar da gelenekçi, gururlu ve dürüst bir adam, ve dünyalar güzeli sevdiceğiyle yaşadıkları masalsı aşkı. bu aşkı hayallere dalarak izlemek hoşuma gidiyor. bu kadar fazla mükemmellik tabii ki insana hayal ötesi geliyor. ama gene de bir çekiciliği var işte hayallerin.
yanlız kardeşim, insanlara mide spazmı geçirtmeye ne hakkınız var yahu. soruyorum burdan yetkililere, bir dizinin izlenmesi için illaki sevenlerin kavuşamaması mı lazım yani. kavuşsunlar artık, evlensinler, evlendikten sonra yine yeni problemler bulursunuz siz bir şekilde. yani kavuşamamaları bir yana, bu kadar salakça engeller olmasın bari, biraz inandırıcı olsun. hem bu kadar büyük bir aşk olacak ortada, hem de böyle salakça bahanelerle konuşamayacaklar bile. nedir yani, bir kadın hamile olduğunu söyleyecek altı üstü, ne kadar zor olabilir ki bu. yok ayaküstü olmaz, yok özel bi an olsun, yok başkasıyla mı ilgileniyo, yok telefonlarıma çıkmıyo. yapmayın etmeyin yiğitler, memleketin sorunları yedi bitirdi zaten, bi de siz üç kuruşluk eğlencemizi zehir etmeyin. *