ümit yaşar oğuzcan 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. sahibini arayan mektupları ile insanı ağlama noktasına getiren,
    bir çok kere intihara kalkışmış olan,
    "öyle değil böle yapılır" diyerek intihar eden bi oğula sahip kişi.
    (brq, 03.04.2004 21:38)


  2. "unutma ki
    her seven adsız bir kahramandır
    unutma ki
    insan sevebildiği kadar insandır" diyen şairimiz
    (athelas, 13.04.2004 21:22)
  3. (bkz. beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın)
    (wondrous, 24.07.2004 01:00)
  4. kendini aşkın ve ölümün şairi olarak adlandıran şairdir kendisi aynı zamanda aşağıdaki dizelerin de sahibidir.

    aşkı aradı bu ölü sen de
    öldü artık
    sevsen de sevmesen de
    (esdora, 10.08.2004 00:10)
  5. "...ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. sen
    bile buna karşı koyamazsın..."

    bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. sevenin
    sevdiğini bilmesi kadar; sevilen de anlar sevildiğini. sevgi
    her zaman belirli kelimelerle söylenmez. çoğu defa bir bakış yeter
    de artar bile...
    yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından
    alıkoyamaz.
    sevmek çoğu zaman var olmaktır. sonunda bizi yok olmaya
    götürse bile. ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
    sen bile buna karşı koyamazsın. sana gelinceye kadar sonu gelmez
    bir
    arayıştı sevgilerim. bir zaman başkalarında aradım seni, başka
    yüzlerde, başka ellerde aradım. aldandım, fakat birgün seni bulmak
    ümidini kaybetmedim . nasıl olsa gelecektin birgün.ve işte geldin
    de ! bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya , bilmediğim kederleri
    öğretmeye geldin acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir
    bir
    sen yaşatacaksın bana. birgün yaşamanın gereksizliğini de senden
    öğreneceğim. bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık .
    ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma . coşkun
    ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve
    benden
    birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. işte o zaman
    yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. ergeç
    gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin . yalnız
    bir
    iç kırıklığı kalacak senden , tesellisiz bir hüzün kalacak
    yıllardır
    aradığım sendin, ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
    gelmeyecek bile olsan ömrümün sonuna kadar arardım seni ama geldin
    bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden ...

    geldin ya ! şimdi herşey güzel seninle. yürümenin
    konuşmanın,
    nefes almanın bir başka anlamı var artık.sen varsın ya her şey
    bambaşka gözlerimde...

    ümit yaşar
    (cashmere, 16.09.2004 11:44)
  6. bir eylüldü başlayan içimde
    ağaçlar dökmüştü yapraklarını
    çimenler sararmıştı
    rengi solmuştu tüm çiçeklerin
    gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
    katar gidiyordu kuşlar uzaklara
    deli deli esiyordu rüzgar
    dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
    yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
    neydi o bir zamanlar
    sevmişliğim, sevilmişliğim
    o heyheyler, o delişmenlikler neydi
    ne bu kadere boyun eğmişliğim
    ne bu acıdan korlaşan yürek
    ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
    önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
    ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
    beni kötü yakaladın haziran
    gamlı, yıkık eylül sonuma
    bir ilk yaz tazeliği getirdin
    masmavi göğünle
    cana can katan güneşinle
    pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
    çiçekler açtı dokunduğun
    çimler büyüdü yürüdüğün
    ve güller katmer oldu güldüğün yerde
    basımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
    oldurduğun yemişlerin ağırlığından
    dallarım yere değiyor
    güneşi batmadan saçlarının
    bir dolunay doğuyor bakışlarından
    gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
    uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
    başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
    ölebilirim artık
    ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
    sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
    baksana; parmak uçlarım ateş
    lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
    hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
    benimle meydan oku her çaresizliğe
    benimle uyu, benimle uyan
    birlikte varalım on üçüncü aylara

    ümit yaşar oğuzcan
    (üzümlü draje, 16.09.2004 12:46)
  7. unutma ki

    sen uykusuzluk nedir bilir misin
    tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
    gözlerini tavana dikip
    düşündüğün oldu mu bütün gece
    ve bütün bir gün
    belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
    gelmeyince
    seni aramayınca
    ölesiye ağladın mı
    sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
    ona ait ne varsa
    bir bir hatırladın mı

    sen günden güne erimeyi bilir misin
    dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
    bir teselli aramayı
    ıssız parklarda, tenha sokaklarda
    ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
    deli divane yollara düşüp
    yaşlanmış bir köpek gibi
    eskimiş bir gömlek gibi
    atılmışlığını hissettiğin oldu mu
    sevmekten
    günler geceler boyunca yürümekten
    elin ayağın yoruldu mu

    sen yalnızlığın acısını bilir misin
    unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
    içinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
    bütün gururunu çiğneyip
    sevdiğinin geçtiği yollarda
    bastığı toprakları eğilip öptün mü
    sen çaresizlik nedir bilir misin
    sen yokluk nedir gördün mü
    yanan başını
    duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
    sen her gün bin defa öldün mü

    böyleyim diye ayıplama beni
    bir gün kendimi
    sonsuzluğun koynuna bırakırsam
    yaralı ve yenik bir asker gibi
    darılma
    unutma ki
    her seven isimsiz bir kahramandır
    unutma ki
    insan; sevebildiği kadar insandır.
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 13.12.2004 22:35)
  8. ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız. sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.şimdi nerdesin? ne yapıyorsun? güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini..
    zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. işte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!
    özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin. insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.
    özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var. bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
    seni bunca özlemesem; bunca sevmezdim ki!

    ümit yaşar oğuzcan
    (esdora, 25.12.2004 22:56)
  9. gitgide alışıyorum sana; hiç bir alışkanlık bu kadar güzel olamaz. ellerin ellerimden uzakta nasıl güçsüzüm bilemezsin. yanımda olduğun zamanlar sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun. durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan.
    alışkanlıklar daima korkutur beni; düşün ki ben yasamaya bile alışkın değilim... kendimi kendime alıştıramadım yıllardır fakat simdi sana alışıyorum.
    alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. yalnız içimde garip bir korku var. sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum. bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum. bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum. oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin. bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı. bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni. uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
    her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim.
    "bana alış," demeyeceğim. nasıl olsa alışacaksın bir gün. simdi çirkinliğimde güzellikler bulan o gözlerin o zaman en güzeli görecek bende! alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!
    ilk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. bencildim bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
    sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. sevginle bir aynayım simdi. bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde...
    bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. iki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan.
    alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni. durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden. saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
    kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri. teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum. boynunun en güzel yerini benden başka kimse bilemez artık; seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.
    gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu görüyorum. beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz bir gün bulutların üstünde. açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil.
    alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
    korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. özlem, kıskançlık, arzu, ne varsa içimizde hepsi birden bire tutuştu. hiç bir su bu ateşi söndüremez artık. bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
    önce bakışlarımız alıştı birbirine sonra parmak uçlarımız... en mutlu olduğumuz yerde en güçlü olacağız seninle.
    geçmıstekı tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
    ümit yasar oguzcan
    (esdora, 16.01.2005 22:24)
  10. bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarını yakıyorum.
    küllerini sana göndereceğim. işte! hepsi önümde
    duruyor. şu resim çekilirken karşında ben vardım,
    hatırladın mı? üzerini diyerek
    imzalamışsın. bu seni en çok anlatan resimdi
    biliyorum. bana en yakın olduğun resimdi... karşında
    ben vardım, gözlerin gözlerimdeydi... için benimle
    doluydu, bakışların gibi. önce bu resmini yakacağım,
    bu en çok sen olan resmini. sonra da diğerlerini
    yakacağım. hepsi birer birer kıvrılıp kül olacak
    sonunda. ya mektupların? herbirini çok çok öptüğüm
    mektupların...satır satır içimde çakılı duran mektupların.
    onlarda yanacak. senden madde olan hiçbir şey kalmasın
    istemiyorum bende. içimde bıraktığın eziklik yeter artık.

    artık seninle değil, verdiğin acılarla avunacağım. seni bütün
    arzuların üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde
    seveceğim artık. sensiz bir dünya yaratacağım senden.
    dünya duracak ama sen durmayacaksın. zaman bitecek,
    ama sen bitmeyeceksin. bir gün bütün çiçekleri solacak
    bahçelerin, yıldızlar ışık vermeyecek, güneş
    doğmayacak hiç. ama sen solmayacaksın, sen
    eksilmeyeceksin. seni maddenin dışına çıkarıyorum.
    ölümsüzlüğün kapılarını açıyorum sana... anlamıyor
    musun?

    daha düne kadar her yerini ayrı ayrı seviyordum.
    ellerini tuttuğum zamanlar ürperirdim, başım dönerdi
    gözlerine bakınca. dudakların her öpüşte yeniden
    dünyaya getirirdi beni. al işte, hepsini sana
    bırakıyorum. güzelliğinde senin olsun dişiliğinde..

    göreceksin, bir gün her yerin şu mektuplar, şu
    resimler gibi kül olup dağılacak.
    bir tel bile kalmayacak saçlarından. niceleri gibi sen
    de göçüp gideceksin bir gün... önce güzeliğin terk
    edecek seni. ellerin buruşacak, belin bükülecek,
    ak pak olacak saçların. boş bir çuvala döneceksin.
    gözlerinde o vahşi pırıltı kalmayacak, bütün ateşi sönecek dudaklarının...

    ama ben o halinle bile seni terketmeyeceğim. çünkü
    benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksın. taptaze,
    sımsıcak ve korkunç güzel! yalnız benim gözlerimde
    bir manası olacak bakışlarının. ben yok olduğum zaman
    da satırlarımda yaşayacaksın. hiç ihtiyarlamadan,
    hiç değişmeden, hiç tükenmeden... adım adınla anılacak,
    adın adımla...

    mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde
    bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. şu herkeste
    seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan
    ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi
    yakardım. tenimden yükselen alevler ta allaha kadar
    uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı.

    seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin
    hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime,
    senden kalanları yakacağım. ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak. unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım.
    biraz sonra mektuplarınla resimlerni tutuşturacak bir
    kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. her şeyiyle
    onu sana bırakıyorum. hayatın senin olsun. istersen
    hayatım da.. ama sen kendinin bile olamayacaksın
    artık. ben yaşadıkca, adım söylendikçe...

    seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..


    istanbul, haziran- eylül 1962
    (esdora, 16.01.2005 23:11)
  11. (bkz: bir gün anlarsın)
    (selenge, 06.03.2005 20:59)
  12. aşağıdaki mısraların sahibi.

    aşkımızın son çarşambası

    pazar
    pazartesi
    salı
    seni bir çarşamba günü
    terkedeceğim
    sonra başımı alıp
    perşembeye doğru gideceğim
    (esdora, 06.03.2005 21:48 ~ 21:48)
  13. iki ömür değil
    iki ayrı ve büyük yalnızlıktır yaşadığımız
    herşey aslında başka renkte
    yalan üstüne yalan
    oyun içinde oyun
    herşey bir yerde anlamsız ve boş
    gerçek olan şimdi senin yokluğun....
    (esdora, 18.04.2005 17:00)
  14. "aşk başlamadan güzel.."
    hakikaten de doğru söylemiş adam..
    (close2death, 18.04.2005 17:05)
  15. "ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
    sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
    baksana; parmak uçlarım ateş
    lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
    hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
    benimle meydan oku her çaresizliğe
    benimle uyu, benimle uyan
    birlikte varalım onüçüncü aylara
    ben bir eylül, sen haziran"

    -ben bir eylül, sen haziran-
    (posforanj, 04.07.2005 16:46)
  16. (bkz: milyon kere ayten)
    (bkz: ayten in sonu)
    (dedi ki normal, 13.10.2005 00:39 ~ 00:42)
  17. gözlerin bende kaldı
    aynalarda seni gördüm...

    ikiliğini yazmış ve beni derinden etkilemiş olan şair.
    (ylo, 08.01.2007 00:21)
  18. aşk acısını ancak bir şair bu kadar güzel anlatır. 'evet bu duyguyu bende yaşıyorum' dediğin nadir şiirlerin sahibi.
    (eroica, 22.02.2007 14:19)
  19. unutmak adlı şiiri..

    unut demek kolay gel bana sor bir de,
    unutamıyorum işte unutamıyorum,
    birşey var şuramda beni kahreden,
    şuramda tam yüreğimin üstünde,
    çakılı duran birşey var,
    elimde değil söküp atamıyorum.

    dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere,
    kimi görsem biraz sana benziyor,
    seni hatırlatıyor şu bulut, şu gökyüzü,
    şu kayalıkları döven deniz,
    şu hüzünlü melodi, şu napoliten şarkı,
    bir zamanlar beraber dinlediğimiz.
    (miaow, 22.02.2007 18:22 ~ 18:23)
  20. "uludağda karı seyrederim karı
    donsuz karı
    her yer ak
    gök ak
    taş ak...

    masımın üstünde buz gibi biram
    ya rakım
    ya rakım olmasaydı ne yapardım
    alırdım sikilerimi,
    uludağda ski yapardım...

    uludağda ski yparlar ski,
    ben ski yapamam uludağda
    skilerimi kırmışlar çözülmüş donlar arasında"
    (azwepsa, 01.03.2007 11:22 ~ 20.12.2007 00:49)
  21. hemen herkesin aaa olur mu çok iyi şair dediği ama nedense bende bir "ıhlamurlar altında" ne bileyim bir "aliye" duygusallığı yaratan ya tamam aşksa aşk kardeşim dememe sebebiyet vere aşırı duygusallığıyla içimi sıkan şairdir.
    (florianus, 01.03.2007 14:17)
  22. beni unutma,unutma ki gibi eserlerin sahibi, duygu yüklü,mükemmel insan
    (8ortalıharitametoddefteri, 01.03.2007 14:41)
  23. ümitsiz aşklar için



    ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım

    ayrılıklar için, sonsuz kederler için

    ne zaman ta derinden sevsem birini

    ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin

    en güçlü zehir olmalı aşk dediğin

    alkol gibi damarlarıma yürümeli

    sarmalı her yanımı gece olunca

    içimde bir çıbancasına büyümeli

    insan sevince her gün bir kez ölmeli

    her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun

    yollara düşmeli, perişan deli divane

    erimeli potasında o garip var ölüşün

    artık uzakbir anıdır huzur ve sükun

    o büyük yangın başlamışsa yürekte

    bir gün gelir de bu çaresizliğin

    aranır bütün tesellisi ölmekte

    o yerde sevilmek de yalan sevmekte

    nereye baksan dizboyu karanlık

    boşuna bir ışık arama göklerde

    her şeyinle aşkın içindesin artık

    böyle gitgide derinlere çeker o bataklık

    orada ölümsüz olur nice kara sevdalı

    sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel

    aşk dediğin karşılıksız olmalı
    (madalyonun güzel yüzü, 07.04.2007 00:01)
  24. bırakma beni

    bırakma beni sevdiğim
    gidişine dayanamam
    hasret gözyaşlarımla
    kendimi avutamam
    dönerim dersin ama
    kadere inanmam
    bıraktığın anılarınla
    ben sensiz yaşayamam

    ümit yaşar oğuzcan
    (madalyonun güzel yüzü, 07.04.2007 00:05)
  25. oldukça yalın bir dille sizi çok yoğun hissiyatlara sürükleyebilen,üstad. kasmadan,direkt. şiiri sevme sebebim, ilk göz ağrım.
    (muglak, 07.04.2007 00:05)
 sayfa  / 2