ültimatom oyunu   

adana çık aradan

  1. iki kişiyle oynanan bir oyun. karşınızdaki adamın yüz lirası var. bu paranın (kendi belirleyeceği) bir kısmını size teklif edecek. eğer teklifi (ültimatomu) kabul ederseniz size ayrılan para sizin, geriye kalan da karşınızdaki adamın olacak. teklifi reddedersiniz para buharlaşacak ve ne siz ne de karşınızdaki adam bir şey kazanamayacaksınız.

    oyun teorisine göre ne olacağını söylemeden önce olası bir kaç durum örneği inceleyelim.

    a) size elli lira önerir. reddetmeniz hâlinde oyunu sıfır lirayla bitireceksiniz. sizin için mantıklı hareket teklifi kabul etmek. iki taraf da elli lirayla mutlu mesut ayrılır.

    b) size otuz lira önerir. reddetmeniz hâlinde oyunu sıfır lirayla bitireceksiniz. sizin için mantıklı hareket teklifi kabul etmek. siz otuz lirayla o da 70 lirayla oyunu bitirmiş olursunuz.

    c) size bir lira önerir. reddetmeniz hâlinde oyunu sıfır lirayla bitireceksiniz. siz de mantıklı hareket ederek kabul edersiniz. siz bir lirayla o da doksan dokuz lirayla oyunu bitirmiş olursunuz.

    kafanızda bir şekil oluşuyordur. oyun teorisi bu durumda karşı taraf için rasyonel hareketin sıfır lira önerip tüm parayı kendine saklamak olduğunu söylüyor. çünkü size teklif edilen para sıfıra doğru giderken ne kadar küçük olursa olsun bir miktar parayı kabul etmek hiç etmemekten daha iyi. pazarlık gücünüzün sıfır olduğu bir oyunda kazanmayı bekleyebileceğiniz para da sıfır yani. eğer rasyonelseniz her zaman para kazanma yönünde hareket edeceksiniz, bu da teklifi asla reddetmeyeceğiniz anlamına geliyor. yani pazarlık gücünüz hakikaten sıfır.

    gelelim oyunun ve ekonominin rasyonalite varsayımının zırtladığı yere. insanlar deneysel ortamlarda tanımadıkları kişilerle bu oyunu oynadıklarında rasyonel davranmıyorlar. karşı taraf sıfırdan epeyce büyük bir miktarı teklif ediyor çoğu zaman. küçük bir teklif alan da bazen "sadaka mı veriyorsun sen?" diyip irrasyonel bir şekilde teklifi reddediyor ve oyundan çıkıyor. işin garibi kültürel farklılık gösteriyor bu davranışlar. bal tutan parmağını yalar gibi bir atasözüne sahip bizim gibi bir kültürde otuz kırk lira civarı bir şey teklif ediliyor. bazı ülkelerde genel eğilim tamamen eşit fifti fifti paylaşım yönünde. daha da garibi bazı kültürlerde oyuncular elli liradan daha fazlasını karşı tarafa teklif ediyorlar.

    oyunu biraz değiştirmek de mümkün. oyuna başlamadan önce bir karşı ültimatom çekseniz pazarlık gücünüzü arttırabilirdiniz belki. mesela "eğer bana otuz liradan az bir para teklif edersen bunu hakaret sayıp reddeceğim.". eğer karşınızda ben olsam ve rasyonel olduğunuzu bilsem bu ültimatomu ciddiye almazdım. çünkü bilirdim ki size yirmi lira teklif etsem bile sizin için rasyonel davranış sözünüzü yutup teklifi kabul etmek olurdu meğer ki sözünüzü yutmanın size aradaki on liradan daha fazla bir maliyeti olsun. o zaman da bağlayıcı ültimatom kavramıyla tanışmış olurduk.

    (bkz: bağlayıcı ültimatom)
    (recai pengül, 03.06.2007 00:54 ~ 22.02.2008 21:34)