zekasına hayran olmamak zor.şiiri bana sevdiren arabeskleşmeyen şiirlerin ve hayran bırakan denemelerin yazanı.şiiri sevmem diyenlerin kafasına bi özdemirasaf kitabı fırlatasım gelir
son şiirini hastanede röntgen kagıdının arasına iliştirir.
"hastanede
veya
hapishanede
hayatını yazma
sonucunu merak eden çıkabilir.
hastanede her gece insan birkaç yaşam yitirebilir.
ya da yaşayabilir
hapishanede ise her sabah.."
(28 ocak 1981'de 57 yaşında bir akciğer rahatsızlığı sonunda aramızdan ayrılır.)
sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
"küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden
seni öpsünler diye getiriyorum sana.
bana, kucaklarında seni getiriyorlar
ben de sonra o seni getiriyorum sana"
sensiz de denizi seyredebiliyorum.
hem dalgalarin dili seninkinden açık.
ne kadar hatırlatsan kendini boş.
sensiz de seni sevebiliyorum.
hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
karsılastıgımız zamanlarda.
sen, sevgiden şımaran çocuk,
ben şaşıran budala.
mesaj
ölebilirim genç yaşımda,
en güzel şiirlerimi söylemeden görürebilirim.
şimdi kavakyelleri esiyorken başımda,
sevgilim,
seni bir akşam-üstü düşündürebilirim.
ve daha birçok güzel dizenin sahibi.bir nevi kelime ustası.kelimelerle adeta dans eder,onlarla düşündürür,duygulandırır.
eğer yazsaydım yazmak isteyeceğim tek şiiri yazmış olan adam.
güler, gülümser bir şakacı,
güldürür, düşündürür,
arada - bir durur, gözleri dalar,
neler söyler, neler susar...
yoksa çok acı bir şakayı
şakadan da olsa,
çok yalın bir karanlığa mı saklar...
oynadığı oyunsa,
yaşamda oynadığı
oyununu mu yaşar...
oyunda yaşadığı,
yaşamını mı oynar...
yaşarcasına, oynarcasına,
öyküler anlatır olmuşcasına,
sonunu mutlu bağlar,
gider evinde ağlar...