ömer kavur   

adana çık aradan

  1. 12 mayıs 2005 tarihinde kaybettiğimiz değerli yönetmenimiz.
    (tünel, 13.05.2005 03:17)
  2. başımız sağolsun, bayağı bir üzüldüm vefatına... keşke başka bir giriyle yazsaydım kendisine.

    (bkz: anayurt oteli)
    (geleceği gören kunduz, 13.05.2005 03:36)
  3. ustanın filmleri izlenmezken ilkokul müsamerelerelerinin kameraya kaydeden ve yönemtmenin diye ortalıkta gezinen insanlara ilgi gösterenlere bugün akşam gazetesi yazarı barış bardakçı harika bir yazı yazmış yazıyı aynen ekliyorum umarım ilerde -ummakta başka yapacak ne kaldıysa elimizde zaten- ülkemizin yetiştirdiği bu önemli insanlara gereken önemi yaşarken verelim cenaze törenleri ve sonrasında değil.


    'şu filme gittim, çok sıkıldım, çişim geldi, susadım' kıvamında düşüncelerini yansıtan bu medyatiklerin sevmeyeceği türden filmlerdi üstadınkiler

    beyoğlu'nda emek sineması'nın sokağında bir fast-food lokantaydı. sokağın dibine doğru, eski adıyla sine-pop sineması'nın hemen yanı... henüz mcdonalds ya da burger king gibi hamburgerciler girmemişti piyasaya. bab diyorlardı fast-food lokantaya... açılımının ne anlama geldiğini hala bilmem. galatasaray lisesi'nde öğle tenefüsünde yemeği beğenmeyip soluğu orada alırdım. bir adama rastlardım çoğu zaman. çevresinde gençler eksik olmazdı. kimisi okul formalı kimi değil. heyecanla bir şeyler anlatırdı adam. onlara katılmak için gizli bir istek duysam da sürekli bastırırdım. neden bilmiyorum, 16-17 yaşlarında daha bir asi oluyorsun sanıyorum.

    çevresine gençleri toplayıp bir şeyler anlatan adam sinemacıymış. adını öğrendim: ömer kavur... yurt dışında sinema okumuş bir entelektüelmiş. sinemaya aç kurt gibi tutunduğum yıllardı. ömer kavur maceram böyle başlamıştı. kavur'un sinemasına tutunup saat kulelerini gezdim, soğuk kahramanlarının parmaklarında demir paralar çevirdim. kayboldum, bulundum...

    yıllar sonra bir sinema yazarı ve kısa film yönetmeni olarak gittiğim nürnberg'te son filmlerinden biri üzerine küçük bir panel düzenlenmişti. 'akrebin yolculuğu' üzerine koyu bir analiz yapan alman film eleştirmeni, kavur'un bu filmi üzerine yönetmene uzun bir soru yöneltti. 'sizin odissey'iniz' diye başlayan cümle altı paragraf sonra soruya dönüşüyordu. herhangi bir yönetmeni dolduracak, şişirecek sözler vardı soruda. kavur ise saf duruşunu, ilk bakışını yitirmemişliğin duruluğunu hissettirecek biçimde sorudan hiçbir şey anlamadığını içtenlikle açıkladı. özetle amacını açıklarken en büyük kılavuzunun yüreği ve ruhu olduğu vurguladı.

    son filmi 'karşılaşma' ile altın portakal alırken sahnede devleti ve sinemaya bakışını eleştirdiğinde çağından sorumlu sanatçı kimliğine yakışacak bir tavır sergiledi.

    ömer kavur artık yok. anayurt oteli sahipsiz kaldı, o 'gece yolculuğu'na çıktı. ege'de film mekanı arayan o yönetmen gibi sırra kadem bastığını düşünüyorum ben. beton şehir aldı götürdü onu bizden ve geri vermeyecek. küçük prens'in gezegenine gitti o. her şeyin yürek gözüyle görülebildiği bir yere belki, baş ucunda bir çiçek büyüterek...

    nasıl filmlerdi ömer kavur'un filmleri bilir misiniz?

    son 10 yılda sayısı hızla artan günlük köşecilerin sinema birikimiyle 'sıkıcı, entel, psikolojik' filmler çekerdi. anasının eteğine tutunmuş yeni yetmenin ağlaması gibi köşe yazılarında 'şu filme gittim, çok sıkıldım, çişim geldi, susadım' kıvamında düşüncelerini yansıtan bu medyatiklerin sevmeyeceği türden filmlerdi üstadınkiler... amerikan aksiyonuyla uyutulmuş, beyinleri iğdiş edilmiş, okumayan bir yığına önderlik de daha başka türlü edilmez.

    ömer kavur öldü... bir ömer kavur daha olmayacak!

    düştüğümüz labirentin koridorları giderek kararıyor. onlar ölüyor, biz üstlerini örtüyoruz. onlar bir kere ölüyor, bizler onların bıraktıklarına bakarak her gün azar azar ölüyoruz. ölünün üstünü örtüyoruz öldü sanarak... sonra da devam ediyoruz kendi kısalıklarımızda mumumuz sönene kadar erimeye... onlar bir kere, bizler çok kez...

    halen üretmekte olan sanatçının ölümünden büyük kıyamet yok! her birinde yeniden düşüyor aklıma. onlar yaşıyor! ölen biziz! üstümüz açık
    (lapsus, 22.05.2005 15:10 ~ 15:14)
  4. (bkz: körebe)
    (bkz: akrebin yolculuğu)
    (bkz: gece yolculuğu)
    (abbas yolcumu, 25.10.2005 02:32)
  5. 1944 ankara doğumlu yönetmen, lise öğreniminden sonra fransa'da sinema okudu, conservatoire independent du cinema français adlı sinema okulunu bitirdi, sorbonne üniversitesi sinema tarihi bölümü'nde master yaptı,bir dönem şarkıcı-oyuncu hümeyra ile evlenip ayrıldı,
    unutulmayan filmleri,

    yusuf ile kenan-1979
    körebe-1985

    1974-2002 yılları arası 14 film yönetmiştir.
    (yeşilçam, 21.01.2007 13:17 ~ 25.01.2007 22:58)
  6. türk sinemasının son zamanlardaki en önemli kaybı. degişik, özgün ve şiirsel bir sinema diline sahip olan yönetmen özellikle sorguladıgı zaman kavramı ile türk sinemasına farklı bir bakış açısı getirmiştir. 70'li yılların sonları ile 80'li yılların başlarında derin bir bocalama ve düşüş gösteren sanatsal açılımlı türk sinemasında yapımları ile farkındalıgını hemen hissettirmeyi başarmıştır. yapımları ayrıntısal bir bakış açısı ile degerlendirilirse yapımlarının hepsinde benzer göstergelerden yararlandıgı görülebilir. türk sinemasının tarihi boyunca yaşadıgı en buhranlı kaos ortamında belki de zoru başarmıştır denebilir.
    (neondental, 13.06.2007 17:31)
  7. yönettiği filmler:

    1974 - yatık emine
    1979 - yusuf ile kenan
    1981 - ah güzel istanbul
    1981 - kırık bir aşk hikayesi
    1982 - göl
    1985 - amansız yol
    1985 - körebe
    1987 - anayurt oteli
    1987 - gece yolculuğu
    1990 - gizli yüz
    1995 - aşk üzerine söylenmemiş her şey
    1997 - akrebin yolculuğu
    2000 - melekler evi
    2002 - karşılaşma
    2003 - beybaba/ koltuk
    2004 - patroniçe
    2004 - beş kollu avize
    (depresif, 15.05.2008 15:58)