insanı intihara sürükleyen arzular silsilesinin ilk halkası *
hayata karşı bıkkınlık ve tüm cinslerden soğuma * sonucunda meydana gelen bir his olabilir. parasızlık ve her şeyi boş görmek de tetikleyici unsurdur. depresyondaki insanların çoğunun istediği ancak uygulama konusunda başarısız oldukları bir durumdur. aile bireyleri vb. insanların yüzleri akla geldiği zaman tetiği çekmeye bile cesaret edilemez. tetiği çektiği an bu kişiler akla geliyorsa, sakat kalma olasılığı yüksektir.
bir de bir kız uğruna bu düşünceye kapılan ve zebanileri kızlardan daha tatlı ve güzel görenler vardır... ki onlara en kısa zamanda hakkını helal et denmelidir.
akli dengesi yerinde olan hiç bir insanın, ne kadar kötü durumda olursa olsun gerçekten isteyemeyeceğine inandığım, ancak çok kötü hissedilen durumlarda o anki kötü hali tasvir edebilmek için dile getirilen; akli dengesini yitiren insanların ise gerçekten gerçekleştirebileceği eylem
çıkış yolu olmadığının düşünülmesi ile oluşan duygular, depresyon ve eyleme kadar giden süreçtir. bu tip insanlara bir norveç deyimi söylenmelidir:
-bir defa da mustafa kemal gibi düşün!
(bkz. mustafa kemal gibi düşünmek)
arzuların en cesaret isteyenidir ya da en aptalcası...hayat ile bağını pamuk ipliğiyle örmüş, her gün o ipin nasıl da inceldiğini gören canlının isyanının ifadesidir..sebep de çoktur bu arzuda, gerçekleştirmek için engel de.. ama ne olursa olsun bir kez ölmek bin defa ölmekten iidir deyip arzunun pençelerine atlayanlara sormak isterdim..
major depresyon içerisindeyken sıklıkla akla gelen hede. ölümden sonrasına inanıp inanmamakta bu kararda etkileyicidir sanıyorum. inançsız bir kişi için ölmek, yok olmak demektir, inançlı (tek tanırılı dinlerde) bir kişi içinse en büyük günahlardan birini işleyerek diğer tarafa gitmektir. hayatımız beklentiler ve bunları gerçekleştirmeye çalışmak üzerine kurulu, eğer geleceğinden umudunu kesmişse insan bu duyguya daha da yaklaşır ("abi adamın beklentisi yok" derler). her şeye rağmen ölmek istemek sağlıklı bir ruh halinin duygulanımı değildir. bir de mafya ile başı dertte olan, yaptığı bir olaydan (öldürme,tecavüz) sonra vicdan azabı çeken insanlar da bu moda girebilmekte. hangi kötü durum olursa olsun bu duruma gelinmeden önce yaşanılan daha güzel anlar, anılar vardır. belki sırf bunları hatırlayabilmek için bile yaşama seçilebilir.
ortadan kaybolmak istemektir bazen ölmek istemek.kimsenin size bulaşmamasını sizin de kimseyle uğraşmamanızı istemenizdir.evden dışarı çıkmadığınızdan bir nevi bitkisel hayatta olduğunuzdan ve bundan bile sıkıldığınızdan bunu da yapmak istemeyişinizdir.kaçıp kurtulmanın olmadığını bilip tamamen kurtulmak istemektir belki de ölmek istemek.yapmamanız gereken şeyleri neden yağtığınızı düşünüp anlam verememenizdir.sizi arayacağını söyleyip aramayanı aramanızdır ölmek istemek.
nasıl ki yaşamak insanın en dogal hakkı ise, ölmek istemekte bu hakkın kişinin iradesi ile sona erdirme arzusudur. eğer karar verilmişse bu duruma saygı gösterilmelidir. kimse yaşamak zorunda degildir.
öyle anlar gelir ki insanın yaşantısında, kendini o an bulunduğu yerde rahat hissetmez. bu ait olmama hissi beyinde ve ruhta başka yerlere gitme dürtüsünü uyandırmaya başlar, farklı bir yere gitmelidir artık; kimseyi tanımadığı kimse tarafından tanınmadığı ve bilmediği diyarlara yelken açmak ister. hele bir de yavaş yavaş varlığından rahatsız olmaya ve sevdiklerine karşı kendisini onlara sadece zarar ve elem taşıyan kanserli bir hücre gibi görmeye başladığında, ağır ağır beyni zehirlemeye başlayan tehlikeli bir düşüncedir ölmeyi istemek...
güzide metallica parçası one bu mevzuyu anlatan başarılı bir klibe sahiptir. hatta bu metallica'nın ilk videosudur. ölmek isteyen vücudu parçalanmış adamı anlatan filmin görüntüleri johnny has got a gun'dan alınmıştır.
"i cannot live
i cannot die
trapped in myself
body my holding cell."
gözlerinden düşmek isterdim
son bir kez görüp seni
ölüme gitmeyi
ınan isterdim...
yeter ki görebilseydim seni!
koymazdı bana gözlerinden sonra ölmek istemek
ki seni görmem demek, yeni bir nefesti
solumaktı seni...
şimdi istiyorum seni
göremedim hala
belkide ölümden sonra göreceğim seni
gideceğim cennet şehrinde
ellerini esirgemeyenim,
belkide,
nefesini içime çekeceğimsindir....
hayata veda etme nedenlerinin, hayatta kalma nedenlerine göre daha ağır bastığı durumdur. lakin daha fazla kaybetmektense bir yerde dur demek lazımdır.
artık yok. bitti. bittin karşındaki için. koca bir aşkı çöpe attı senin yüzünden, seni attı çöpe. gördün, fark ettin, dur demek istedin. yapamadın. bitti. bittin. yoksun onun için, hani varsın da sonunu yaşıyorsun. uzatma. az kaldı. geri dönmez artık ne yapsan da. inanmaz sana, sen bile inanmıyorken kendine. bir daha sevemezsin onun gibi, bulamazsın da öylesini. ama çok geç. bitti. kendini göm artık kendi mezarına, sen yaparsın. kapat toprakla üstünü, ettiğin küfür yeter artık gün ışığına da, kendine de. bak. kibrit orada. canlı canlı gömme kendini, önce yak varlığını. hissettiğin acıdan daha fazla yakabilecekse canını ateş, yak kurtul. kurtar onu da. nasılsa affetmeyecek seni. bırak öyle bilsin. artık değiştirme zamanı değil zaten düşünceleri, bırak nefret ederek hatırlasın seni. ilk değil. özgür bırak onu. gitsin. döndü arkasını zaten, yüzünü göremez olmuştun kaç zamandır. sen ol kötü, bosver. muhasebesini yapma artık, biraz aklın kaldı başında, yitirme onu da. çok mu koydu şimdi yalnızlık? alışırsın korkma. yalandan sevmesinden iyidir, kavga çıkmasın diye verdiği ödünleri en yakın zamanda yüzüne vurmasından iyidir. suçlu sensin yine de, sen istedin oldu. artık geri alamazsın. bittin çünkü onda. sen yoksun artık.
"her yer dört duvar
sen yıkıp döksen de dünya böyle
bizden geçti yar
hani yol görünür de gitmezsin öyle."
sen gidemedin, gitmiyorum dedin. o gönderdi seni artık. yol görünüyor, kimse gitmek isteyip istemediğini sormaz bundan sonra sana. öl de kurtul artık. sen de kurtul, ben de....