bebeyaz bir ışığın yavaşça sizi kavraması, alıp bütün düşüncelerden uzaklaştırması veya kapkaranlık bir yerde korkular pişmanlıklar içinde avazımız çıkana kadar bağaracağımız ve gölgeleri kaldıracak tek şey
kurtuluş anı,hayatta(!) yaşanabilecek en huzurlu tatlardan biri,ama sadece tek hakkımız var.aslında büyük bir olay gibi görmemek lazım,çok doğal ve her an yanımızda.her an ziyaretini dört gözle beklediğim şey(tabi bir "herşey" varken değil*.ne demeyin). ama önemli olan sümüklü çocuklar gibi onun kollarına kolayca ve korkakça sığınmak değil,her acıyı ve mutluluğu yaşadıktan sonra mecbur olmadığın halde gitmektir. daha da açıkçası; en üstün durumdayken,muhtaç olmadan bu dünyaya koca bir rest çekip.....tabi o vakti kestirebilen varsa söylesin.
1-insan olduğumuz ve de maddi yaşam içinde var olduğumuz sürece , hiçbir şekilde hakkında bilgi edinemeyeceğimiz ancak niteleyebileceğimiz , bilinen yaşam fonksiyonlarının ve de biyokimyasal etkileşimlerin(reaksiyonların) durma durumu.
2-yakınlarımın başına gelmesi sonucunda hayata bakışımı tamamen degiştiren ve de "başınıza gelmedikçe doğanın size verebileceği en güzel görsel eğitim" olarak kanımca tanımlanabilecek olgu.
3-insanın çevresinde olması , insanın başına gelebilecek en kötü ve en iyi olay.insanın düşünmesinin sebeplerinden biri.acı çekmeyen insan düşünemez yargısının kanıtı.
4-hakkında düşündüğümüzde , yaşam hakkında düşünmemizin gerekli olduğunu hatırlatan olgu.(yaşam hakkında düşününce de nedense hep ölüm aklımıza gelir o da ayrı bir tartışma konusu)
kişinin yaşadığı hayata göre bayram veya acı son şeklinde tanımlanabilecek, artık hiçbir şey kazanmak ya da kaybetmek imkanının kalmadığı, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan fakat buna rağmen her zaman çok uzakmış gibi düşünülen, herkesin eninde sonunda tadacağı farklı boyuttaki bir yaşama geçiş için biyolojik bedenin işlevini yitirmesi durumu..
kendiliğinden ölecek bu can
vakti gelince akacak geçmeyenler köprüsüne
hiç sesi çıkmayacak giderken
bir "herşey" ağlayacak gittiğime,bir ölüm sevinecek geldiğime... **