|
|
- geçmişteki acı deneyimlerden çıkarılan olumsuz şartlanmaların bugünkü davranışları belirlemesidir. daha önceki denemelerde karşılaşılan başarısız sonuçların bugüne olumsuzluklar yaratması ve kendini sınırlayacak şekilde yanlış yorumlamalar yapmaktır.
- başarısızlığı kabul etme durumu. başarabilecekken bile. şöyle ki; hindistanda yavru filler yakalanıp büyükçe bir ağaca ayağından bağlanır. fil ne kadar uğraşsa da bu ağaçtan ayağını kurtaramaz.sonunda vazgeçer. yeteri kadar büyüdüğü vakit fil bu ağaçtan çözülür, ama ayağına taşıyabileceği kadar bir ağaç parçası bağlanır. ayağında o ağacı gördükçe hala kaçamayacağı bir durumda sanır kendisini. insanlar tarafından kaçmayacağından emin olunarak rahatça kullanılır.
bizde ise işin kolayına kaçma olarak da tarif edilebilir.(kuzudis, 04.04.2006 17:53 ~ 10.10.2007 19:22)
- bireyin güçsüzlüğünü, kendi isteğiyle yenilmesini ya da aklında bir tıkanıklık olduğunu gösteren yaygın bir virüstür. bir tür negatif ruh hali ve başarısızlığa şartlanmadır. bir konuda birkaç kez girişimde bulunduğu halde başarılı olamama ve kısacası bir "pes etme" dönemidir. bir daha deneme cesaretinin kaybolmasıdır. oysa her gün şartlar farklı, karşımızdakiler ve ruh durumları farklı ve en önemlisi "biz" farklıyız...
- öğrenilmiş çaresizlik kişinin bir konuda geçmişte çok kez başarısızlığa uğradıktan sonra olaylara etki edemediğini, herşeyin kontrolü dışında hareket ettiğini düşünüp çaresizliği kabullenme durumudur. geçmiş kötü tecrübelerden ortaya çıkan olumsuz şartlanmaların bugünkü davranışları belirlemesidir yani. halbuki geçmişte onlarca, yüzlerce kez denenmiş ve başarısızlığa uğranmış şartlar belki artık ortadan kalkmıştır ve kişi bu yeni şartlarda başarılı olabilir.. lakin eski şartlarda şansını deneyen insan umudunu yitirip çaresizliği kabullendiği için yeni olumlu şartlarda şansını denemekten korkar ve baştan kaybetmiş olur..
bu konuda yapılmış bir akvaryum deneyi öğrenilmiş çaresizlik durumuna güzel bir örnek oluşturuyor. bir köpekbalığı aç bir halde akvaryuma konur. ardından aynı akvaryuma bir de küçük balık konulur. küçük balığı farkeden köpekbalığı hemen saldırıya geçer. ama kafasını ne olduğunu anlayamadığı sert bir cisme çarpar. deneyi yapan uzmanlar iki balığı cam bir bölmeyle birbirlerinden ayırmışlardır! köpekbalığı her girişiminde tekrar tekrar kafasını cam bölmeye çarpar. tanımlayamadığı bir cisim sürekli hedefine ulaşmasına engel olmaktadır. en sonunda bizim köpekbalığı çabalamaktan vazgeçer. çünkü ne yaparsa yapsın küçük balığı yakalayamayacağına kendini inandırmıştır.
deneyin ikinci aşamasında bilim adamları iki balığın arasındaki bölmeyi kaldırır. artık köpekbalığının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. ama şimdi ise köpekbalığı açlıktan ölebilecek olmasına rağmen küçük balığı yakalamak için hiçbir hamle yapmaz! bilim adamları küçük balığı akvaryumda bizim enayinin olduğu tarafa doğru iterler ama nafile... köpekbalığı ısrarla yemek için saldırmaz. sonuç nedir? bizimki her denemede başarısızlığa uğradığı için deneme cesaretini kaybetmiştir yine başarısız olacağını beklediğinden yeni bir hamlede bulunmamaktadır.
işte öğrenilmiş çaresizlik başarmaya olan inancın kaybolmasıdır. kişinin başta inancı varken imkânı yoktur; şartlar değişir, bu sefer de imkânı varken inancı kalmamıştır. kendimizi çaresizliğe mahkûm bırakmadan yeni şartları ve getirdiği olası imkanları bir gözden geçirmekte fayda var derim sayın sözlükçüler..(bilgez, 15.02.2007 14:02 ~ 28.02.2007 22:01)
- kişinin ergenlik tecrübelerinde çok kereler posta yiyip ileride badak bir bireye dönüşmesine sebep olabilen psikolojik bir mevzu.
- (bkz: folloş abd gerçeği)
- öğrenilmiş çareden yoksun olma durumu.
yıllarca istanbul öğrencileri, yazılılarına çare olarak yağan bir gıdım karın tatil yapabilme yetisini görmüştür. hiçbir yazılı dayanamamıştır, karın tatil gücüne. öğrenilmiş çaredir bu. okul vardır, sıkıcıdır ve hatta sınav da vardır, kar yağar, artık yoktur.
ama bugün öğrenilmiş çaresiziz. kar var, tutmuş.. gıdımdan bir miktar fazla. buzlamış gece üstelik. ama o da ne! belediye çalışmış, yolları tuzlamış! trafik sıkışık değil, elektrikler hala var, hayat felç değil.. valiiii.. bir sorumsuz ki sormayın! tatil... yok...
bakın duamız tuttu kar yağdı, elbet bedduamız da tutar... niiihahahahahhahahaaaaaaaaaaaaaaaa!
- örneği dayak yediği halde ayrılmayan kadındır, aldatıldığı halde ayrılmayan kadındır.
- erikson'un psikososyal gelişim kuramına göre çalışkanlık ve başarıya karşı aşağılık duygusu evresi olumlu geçmezse bireyin kazanabileceği olumsuz bir özellik. (bu evre 7 ve 12 yaş arasına denk gelir.)
- bukowski, bir öyküsünde, hipodromlardaki gişe görevlilerinin hangi atın birinci geleceğinden ziyade hangilerinin birinci gelemeyeceğini çok iyi tahmin edebildiklerini söyler.
günlük hayatta da zamanla bu bilgelik kazanılabilir. tecrübe ,insana artık neyi yapamayacağını, hangi çabasının sonuçsuz kalacağını öğreterek bir bakıma eylemsiz yaşamayı salık verebilir.
- 30 santimetre zıplayan bir pirenin, 20 santimetrelik bir kavanozda kapağı kapalı şekilde belli bir süre bekledikten sonra dışarı çıkarıldığında maksimum 20 santimetre zıplayabilmesidir.
- öğretilmiştir.
ve bu konudaki en etkileyici öğretmenler anne - babadır.
- nazım hikmet'in pek güzel anlattığı olaydır:
"memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak"
|