çocukluk özlemi   

adana çık aradan

  1. ilkokul çağlarında yarış atı olarak görülerek, anadolu liseleri sınavına hazırlanan yaşıtlarımızın, her oyun oynamak yerine, ders çalışmak zorunda kaldığı güzel güne duyduğu özlem
    (ascella, 12.07.2004 01:00 ~ 01:02)
  2. insanın büyüdüğünde yaşadığı dünyanın ne kadar acımasız olduğunu farkedip; hiçbirşeyin karşılık için yapılmadığı, her duygunun sonuna kadar özgürce yaşanabildiği, ihanet, riya, komplo gibi kelimelerin anlamsız olduğu zamanları hatırlamasıyla, o günleri tekrar yaşamak istemesi diye özetlenebilir.bu olgu, yetişkin insanın giderek zor gerçekleşen tatmin duygusu, bir türlü yeterince mutlu olamayışı, zamanın birinde aslında bu duyguların ne kadar kolay vucud bulabildiğini hatırlamasıyla tavan yapar.
    (bkz: keşke çocuk olup uyusam)
    (cabbar, 09.03.2005 00:13)
  3. her daim her yaşta,ne güzel ağaçlara tırmanır,sidik yarıştırır,kavga eder,bakkaldan bişeler çalar,sokakta sürtmekten eve gelmezdik dedirten özlem.
    (sercekafasi, 09.03.2005 00:42)
  4. büyünce sorumluluklar üst üste biner, aman be dersin ne olurdu çocuk olarak kalsaydık. sonra dalar gidersin eskilere, komşuların zillerine basıp basıp kaçtığın, kapıların önündeki ayakkabıları bir üst kata ya da alt kata attığın anlar. aklına gelir annenden dışarı çıkmak için izin kopartmaya çalıştığında düştüğün durumlar; ne yeminler edilir, ne sözler verilir o zaman... yeni bir oyuna başlayacakken ebeyi seçmek için söylediğin şarkılar; ooo portakalı soydum, baş ucuma koydum... durur düşünürsün işte, vay be bizde çocukmuşuz meğer bir zamanlar dersin iç geçirerek.
    bir an insanın içinden gelir dışarıdaki çocukların oyununa katılmak sonra kendini çekersin; aaa olur mu hiç dersin. oysaki biz çocukken ne çok isterdik büyüklerin gelip bizle oynamasını. onlarla konuşup büyük olmaya ne özenirdik....
    (gülümsün, 10.05.2005 13:01 ~ 22:01)
  5. (bkz: bulutsuzluk özlemi)
    (toxicalien, 10.05.2005 21:42)
  6. (bkz: çocukluğunu yaşayamamış olmak)
    (greeen, 10.05.2005 23:02)
  7. yıllar geçtikçe hayatın daha karmaşık bir hale gelmesi üzerine her insanın hissedebileceği bir duygudur. esasında çocukluktaki basitliktir özlenen hep. yarım ekmek dönerle ya da turbo jikletten çıkan az bulunan bir araba resmine sevinebilmektir özlenen. her çarşıya çıkışta "belki bu sefer oyuncak alırlar" umududur yeniden hissetmek istenilen. hayatın kargaşasından,omuzlardaki sorumluluklardan,gelecek kaygısından ve gece uyutmayan düşüncelerden kurtulmaktır amacı çocukluğa özlem duymanın,bir gece olsun kafayı yastığa koyar koymaz uyuyabilmektir.
    (battal boy cekirge, 10.05.2005 23:25 ~ 23:30)
  8. küçükken insan hep büyümek ister.büyüdüğünde ise tekrar çocuk olmak ister.çünkü hayat onun küçükken gördüğü gibi değildir.gerçekleri görür ve eskiye dönmek ister.kim istemez ki?
    (idiot, 11.05.2005 19:55)
  9. bitirme projesinin olmadığı zamanlardır, rahat mutlu zamanlardır. doğal olarak insan özler...
    (azwepsa, 11.05.2005 20:04)
  10. dönmek için hayatımdan 5 yıl fedakarlık edebileceğim kadar büyük bir özlem...
    (moshi moshi, 02.10.2005 04:17)
  11. her şeyden şüphe etmeye başladık. iyi bir şey olduğunda, biri güzel bir şey yaptığında, bunun altında kesin bir şey vardır diye düşünür olduk. çocukken düşünmezdik oysa.. biz çocukken herkes iyiydi, her şey güzeldi. neden böyle oldu acaba..
    (moya the song, 02.10.2005 12:01 ~ 27.05.2006 20:12)
  12. yemeğini yapma, bütçe hesabı, hasta olunca kendi kendine nane-limon yapmak zorunda olma, çoğu zaman kucağına yatıp naz yapacak birinin eksikliğini çekme, stres, sorumluluk, kozmopolite, ders, ödev, sorumluluk, direnç, passiflora, sorumluluk, migren, çocukluğa dönmeyi isteme gibi dertlerin olmadığı pembe bir döneme dönmek istemenin belirtisiz isim tamlaması şeklinde belirtilmiş hali.
    (bortu bocuk, 27.11.2005 00:34)
  13. tospembe dünya, uçsuz bucaksız hayaller, bitmek tükenmek bilmeyen umutların yavaş yavaş silinip ayaklarınızın yere bastığını binevi hissettiğiniz an duyduğunuz özlem. oysa yıllar sonra bugünlere bakıp hala umutlarım vardı diyecek oluşunuz kaçınılmaz.
    (absynth, 27.11.2005 00:36)
  14. doya doya bir çocukluk yaşadığım için aşırı arzulamadığım fakat yinede geri dönmek için herşeyimi verebileceğim eski güzel günlere duyulan özlem.
    (advoscotch, 27.11.2005 13:52 ~ 13:56)
  15. saçlarım kırmızıymış
    ne renk olursa olsun
    verin benim çocukluğumu
    çillerim sizin olsun.
    (mhinimhus, 04.03.2006 03:00 ~ 03:00)
  16. (bkz: çocuk olmayı özlemek)
    (bambuk, 29.11.2006 21:49)
  17. çocukken zamanın oyuncak gibi olması , haftasonu sabahı , tenefüsler, akşamüstü mahallede oyun vakti .... bu aralar zaman kavramının anlamını yitrmişken şansım olsa düşünmeden dönmek istediğim dönem.
    (follow the blind, 04.01.2007 21:00)
  18. çok tepki çekebilecek bir yaklaşımla diyebilirim ki sağlıklı bir insanın asla hissetmemesi gereken bir histir.

    bu sığ ve hayvanca görünecek fikre "niye ulan!!" diye sinirlenecek masumiyet arayışındaki arkadaşlarımız olacakır.

    iki yönden dalmak istiyorum:

    --- çocukluğa özlem duyan bir insan sorumluluklarından kaçıyor demektir. sorumluluklarından kaçma sebebi ise o sorumlulukların aşılması sonrası elde edilecek olanların aslında bir hiç gibi görünmesi ya da sarf edilen emeğin karşılığını vermemesidir. bu açıdan bakınca doğrudur. yani böyle bir anlayış içinde bulunan bir insanın çocukluk içinde bulunması doğrudur. peki ben neye sağlıksız ve yanlış diyorum?

    sorumluluklar, hayatın zorunlu olarak önümüze çıkardıkları haricinde geri kalanı tamamen bizim hayat içerisinde yaptığımız seçimler sonucu sırtımıza binerler. zorunluluklara lafım olamaz; babası olmayıp evine ekmek getiren, ailesi fakir olup hem çalışıp hem okuyanlar falan, eyvallah..
    bunun dışındaki sorumluluklarda insan "kendim ettim kendim buldum" sözünü hatırlamalıdır. insanlar kirlendi, ben kirlendim derken önce diğer insanları zerre kadar sallamamayı sonra da kendini düzeltmeyi ilke edinmelidir.
    etrafı sallamak bütün bir toplum yozlaşmasının başlangıcıdır zaten. etrafı sallayan insan hareketlerini ona göre değiştirir, kendini yaşayamaz, özgürlüğü kısıtlanır. örneğin elektrik-elektronik fakültesinde bağıra çağıra "fener'e opera" söyleyen birini görürseniz o ya benimdir ya da benim çok yakın bir arkadaşım. rezil olmak gibi bir korkusu olmayan bir insan bununla ilgili gereksiz şeyleri de düşünüp kendini kirletmez, çocukluğundaki saflığı da önemsemez.

    şikayet edeceğiniz bir sorumluluğa girerseniz yine suç sizin. "bu o kadar kolay mı lan!!" demeyin. ben kolayı değil doğruyu söylemeye çalışıyorum. bir insan (atıyorum) sürekli alkol kullanıyorsa, beyoğlu'nda o bar senin bu bar benim gezip "kalabalıklarda yalnızlık", "bunalımlı sonbahar sabahları", "yitik gençlik", "keşke çocuk olabilsem" diyorsa suç tamamen kendisinindir. tarif ettiğim insan şeklini umarım aktarabilmişimdir.

    sürekli birine aşık olup birinden ayrılan bir insanın kesinlikle "hayat kötü, sevgi kalmadı, nerde o eski aşklar, çocuk kalsak keşke, saf kalsak" demeye de hakkı yoktur. dediğim gibi; elde olmayan sebepleri her zaman tenzih ederim.

    bunların hiçbiri olmadığı halde, yani düzenli bir hayatı olup, sevgilisi tam bir melek olan ve onu çılgınlar gibi seven biri hala çocuk olabilsem diyorsa da o da zayıf karakterinin acısını çekiyordur. kendisini güçlendirmek ve dünyada zaten yaşam amacımızın bir şeylerin altından kalkabilmek olduğunu anlayabilmek zorundadır. yoksa oooh ne güzel, çocuk kal, ekmek elden su gölden, hiç bir tehlike yok, yarın derdi yok. oldu, başka??? yok öyle iş. insanda eğer dini bir eğilim yoksa bile (hani ateist bile olsa) sırf o hücrelerin bir araya gelmesinin bedelini yaşamak zorundadır.

    buraya kadar aslında son derece sığ olarak üstünden geçtim çünkü kelimeleri toparlayamıyorum. benim yerimde şu anda skuba olsa (hell guardianın yazdıkları) x 5 uzunluğunda ve etkisinde yazabilirdi.


    bu arada çocuksu davranışları sergileyebilmek için çocuk olmaya da gerek yoktur. yeter ki insan diğer insanların ne düşündüğünü kafasına takmasın.


    --- ikinci bir yönden de bakarsak yine çocukluk, geri dönmeyi isteyecek ve o kadar ihtiraslı bir şekilde özlenecek kadar bir dönem değildir bence.

    çocukluk özlemi çeken bir bünye; bulunduğu zamanda sevgisizlik çekmektedir. insan manevi boşluk hissetmeye başladığı anda değişim isteği içine düşecektir. ancak bunun çözümü yine çocukluk değildir. çünkü bir çocuk asla olgun karakterli bir yetişkinin hissedeceği bazı müthiş duyguları hissedemeyecek, sadece ufak heyecanlar, oyunlar oynayıp hiç bir şeyden haberi olmadan sığ bir hayat sürecektir.

    (ben, bir erkek olarak kendi açımdan yazarsam)
    - bir çocuk asla gerçek sevginin temel harç olduğu sevgilinin beline sarılan kolun hissedeceği o muhteşem sıcaklığı hissetmeyecektir.
    - bir çocuk asla kendi yarattığı (ya da vesile olduğu) bir başka çocuğu kucağına alamayacak ve o anki duyguları hissedemeyecektir.
    - bir çocuk asla dünya üzerinde yeni bir icat geliştirmeyecektir.
    - bir çocuk asla dürüst ve adil bir mücadelenin galibiyeti sonrasındaki vakur duruşu resmedemeyecektir.
    - bir çocuk asla yunus emre gibi göçtü kervan'a kelimeler atayamayacak, metallica - one'daki o davulu ve gitarı çalamayacak, faruk nafiz çamlıbel'in han duvarlarını ve eriyen adam'ını anlayamayacak, askerlikte vatan savunmasının sıcaklığını ve daha pek çoğunu tadamayacak.
    - bir çocuk asla bir fakire yardım etmenin ne kadar harika bir duygu olduğunu ve bunun gerekliliğini bilemeyecek.
    - bir çocuk asla dünyada adaleti sağlamanın değerinin hiç bir maddiyatla ölçülemeyeceğini kavrayamacak.
    - bir çocuk asla o kırışık yüzlü, beyaz saçlı bir erkeğin temsil ettiği bilgeliği ve diğer küçük çocuklara örnek olmanın güzelliğini ve görev bilincini anlayamayacak.

    erkek bakış açısıyla söylersem: (kadın bakış açısına bu noktada laf söyleyemem)
    erkek; büyür, sever, öğretir, geliştirir, korur ve arkasında sevgi dolu, inançlı, gelişmiş bir dünya bırakır.

    kısacası aslında adam gibi adam olup büyümek ve büyümek ve büyümek için ne kadar çok sebep olduğunu bilemeyecektir.

    (bkz: hayatla ilgili abartılı istekler/!hell guardian) gibi yazıları hissederek yazamayacaktır.

    bana derseniz ki git bi çocuk ol gel... hayır tabii ki.

    bir çocuk asla sevgiliyi özlemeyecek ve ona kavuşmayacaktır.

    bir çocuk asla sevgiliye, dünyaya, aileye, mutlak huzura, fikirlere, bir şeyleri düzeltme fırsatına, özgürlüğe vs. sahip olamayacaktır.
    (hell guardian, 04.01.2007 21:43 ~ 21:52)
  19. tekrar büyümek gerekeceği için vazgeçilen özlem.
    (tangerine, 04.01.2007 21:45 ~ 21:53)
  20. bazen gözlerden akan iki damla yaş yeter anlatmaya bu duyguyu. elin ayağın çekilir, bir nevi başkalaşım geçirmiş yüzün de ayna karşısında bir tuhaf görünür, ayna da eski ayna değildir sanki. soluduğun hava çoktan uzaklaşmıştır, konuştuğun telefon bile o kadar pürüzsüz ses verir ki rahatsız eder bazı bazı, hani bir yer görürsün dersin ya burada top oynardık, sonra bir hüzün çöker içine, geçicidir bu hüzün anlıktır ama bir parça götürür sanki yüreğinin bir yerinden, farkına vadığında ne top kalmıştır ne de oynadığını düşündüğün o yer. o yerden kimsenin de haberi yoktur, yenileri yeni hayatlar kurmuştur ama asla senin yaşadığın biçimde değil.

    hayatın götürdükleri yerini hayatın getirdiklerine bırakmıştır, yeni gelenler eksilenleri asla tanımaz ve hatta bazen bu mutluluk da verir içten içe; geçmişin en temiz, en masum sayfasında kalmıştır tüm yaşananlar tüm yaşayanlarıyla birlikte. bir melodi gelir, bir tınlama gelir eskilerden. anılar depreşir bir anda, melodi çoktan bitmiştir ama çocukluk sanki senden ayrı bir yerlerde yaşamaya devam ediyordur. istersin ki yeniden duy çocukluk masallarını, yeniden birileri bağırsın hadi artık eve diye, istersin ki tek sıkıntın sırtına terlemeyesin diye konulmuş bir havludan ibaret olsun. istesen de istemesen de tanışmışsındır artık büyümek denen o kavramla.

    ölümle de bir alışverişin olmuştur artık artık, güzel gelmemiştir. ne gerek vardır hayatın içinde, sorgulamaya da başlamışsındır birşeyleri, "o çok iyiydi neden diye? veya "neden o?" diye sanki ölüm hiç sana uğramazmış gibi gelirken.

    bir zaman gelir tüm hayat bir yalnızlık şarkısı çalmaya başlar, işte o anlarda daha bir düşer aklına çocukluk, o anlarda duyarsın çocukluğa gerçek özlemi. büyümedim galiba hiç dersin. iyidir, olması gerekendir özlem duymak, iyi bir çocukluk geçirdiğine dair işarettir. övünmektir kendi kendine çocukluğunla. mağdem yaşamak mümkün değil, özlemeyi becerebilmek de bir gururdur o en güzel, en saf, en masum günlerini hayatın.
    (why georgia, 28.03.2007 18:24)
  21. çocuk özlemi çekmekten daha katlanılası durum.
    (badangel, 11.07.2007 19:58)
  22. hayatta sadece iki şeye üzüldüğün dönemi özlemektir (1.akşam evde sebze yemek zorunda olmak, 2.anne babanın kavga etmesi). alınan bir boncuk bileziğin bile bütün günü şenlendirdiği, makyaj malzemeleriyle dolu bir tuvalet masasının kalp atışlarını hızlandırdığı, bütün gün kir pas içinde oynanıp akşam dooooğru banyoya gidildiği -her seferinde filmlerdeki gibi küveti doldurup köpüklü banyo yapmak istendiği ama çitilenerek yıkandıktan sonra titreyerek yatağın içine girildiği zamanların masumiyetini özlemektir. serdar ortaç'ın uzun saçlı halini, çelik'in değişmediği, tarkan'ın ekoseli pantolon giydiği zamanları özlemektir. sabahçı öğrenciler için öğleden sonra, öğlenciler için sabah yayınlanan çizgifilmleri nefes almadan izlediğin, büyük neste çikolata paketlerinin içinden çıkan dalmaçyalı kartları biriktirdiğin, akşamları matematik ödevi yapmaktan her daim nefret ettiğin, silgi tozu biriktirip onlardan birgün mutlaka silgi yapabilmeyi hedeflediğin zamanları özlemektir.

    aslında kayıtsız şartsız mutlu olmayı özlemektir, böyle bir mutluluğun en son çocuklukta yaşandığını hatırlamaktan dolayı..
    (epilofs, 02.09.2007 00:49)
  23. karşılıksız sevilen arkadaşları, geceleri saklambaç oynamayı, pazar sabahı erken kalkıp evdekileri uyandırmayı, anneler gününde resim çizip anneye vermeyi, camdan dışarı bakıp hayaller kurmayı ve bir şeye üzülüp ağladıktan hemen sonra bir çikolataya tav olup gülümsemeyi özlemektir.
    (karamelize ekmek, 02.09.2007 01:02)
  24. pencereden balkondan bakmak yerine sokağa inip doya doya, kir pas içinde kala kala oyun oynamak. tıpkı reklamda denildiği gibi kirlenmek güzeldir.
    (seashell, 19.04.2008 23:07)