çerkez de denir. tek bir milleti değil birden fazla birbirine yakın milletten insanların **** üst kimliğidir. bazı kişiler abazaları da dahil eder. ancak abazalar çerkeslere çok yakın olmakla birlikte farklıdırlar. kuzey kafkasyalıdırlar.
kelimenin kökeni hakkında birkaç teori vardır. birincisi türkçe kökenli olduğuna dairdir. "çer" yol demektir. "çerkes" de "yol kesen" anlamına gelmektedir denmektedir. ama bunun sadece tesadüf olduğu düşünülür. diğeri de abhazca kökenli olduğuna dairdir. "çır" at demektir. "kas" bin yıllardır bölgeye verilen addır. bu haliyle "kas atlıları" anlamına gelmektedir. "kas"'tan dolayı daha gerçekçi bir teoridir.
(bkz. kafkasya)
(bkz. circassia)
at binmek, süvarilik genlerinde vardır. adetleri ve geleneklernde kadının her zaman önemlidir ve toplumda söz sahibidir. binlerce yıllık köklü bir kültüre sahiptirler. kafkas milletlerinin geneli için söylendiği üzere bunlar da "güzel ırk" olarak bilinirler *.
(bkz. janset)
türkiye'deki alt kimliklerden biridir, üniter devlet yapısında önce türk, sonra da çerkes olan/olması gereken insanlardır.tarihe bakıldığında askerliği ve mücadeleyi seven gözüpek bir kitle oldukları söylenebilir. bu özelliklerinin yanı sıra yine tarihin içinden öğrenilebilecek eksikleri de mevcuttur.
(bkz. çerkes ethem)
köken olarak türklerle alakaları olmayan bir halktır. çerkesler bir kafkas halkıdır. dil, kültür ve ırk olarak türklerle tamamen farklı bir kökene sahiptir.
çerkesler kuzey kafkasya kökenli halka denir.bu tarife göre kuzey kafkasya denildiğinde,bugün rusya federasyonu sınırları içinde kalan sözde özerk adige,karaçay-çerkes,kabardin_balkar,kuzey osetya,çeçenistan,inguşetya,ve dağıstan cumhuriyetleri akla gelir.başlıca kabileleri;kabardeyler,besniler(besleneyler),kemirguvey(temirgoy_çemguy)ler,şapsığlar,janeler,natukhaçlar,ubuhlar(ubıh),abzah(abzakh)lar,bjeduğ(bjedukh)lar ve mahuş(makhoşlar)dır.çerkesler kendilerine öz örf ve adetlere sahiptirler.bağımsızlıklarını sağlama sebeplerinden biri de budur aslında kendilerini rusyadan çok farklı bir toplum olarak görmüşlerdir.ve bağımsızlıkları için senelerce mücadele etmişlerdir.bu mücadelerinde sürgün edilmiş onlarca can feda etmişlerdir.ekim 1917 ihtilalinden sonra bolşevikler rusya'da iktidarı ele geçirir ve bundan yararlanan kuzey kafkasya geçici hükümeti rusya'dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu ilan eder.hatta hiç zaman kaybetmeden bu ilanını bir notayla bütün ülkelere duyururlar.fakat bu bağımsızlık hareketi etfraftaki ukrayna rus ve kazakları rahatsız etmiştir.ve bu birliği parçalamak amacıyla biraraya gelmişlerdir.bunun üzerine bu tehlikeye bir önlem almak ve maverayı kafkas(kafkas ötesi)konfederasyonunun durumunu anlamak,yapılabilecekleri araştırmak üzere toplanan bir heyet 1918 yılında trabzona gelir.herşeyden önce türkiye'nin maddi desteği çok önemlidir.
tabi bu da türkiye'nin işine gelir aslında.çünkü kendi sayesinde kurulan bir bağımsız kafkasya ülkenin kuzeyinin olası bir rus ihtilaline karşı geçilmez bir duvar demekti.ve bunun üzerine enver paşa başkanlığında toplanan bir heyet ,kafkas heyetiyle görüşme yapmak için batum'a gider.
rusya'nın bu olaya karşı çıkması ise bağımsızlığını tehlikede görmenin yanında leninin de dediği gibi ülkenin hayat damarlarını kaybedeceğine ilişkin korkusuydu ve bu damar bakü petrolleriydi ve kafkasya onları bu kaynağa götüren yoldu.türkiye 8 haziran 1918'de batum'da kafkas ekibiyle bir dostluk anlaşması imzalar.
kafkasyanın rus işgaline uğraması üzerine de türk hükümeti dağıstan üzerinden kafkasyaya askeri birlikler yollayarak doğu kafkasyayı hakimiyeti altına alır.ancak bu sırada anadolu kurtuluş savaşına girmesi üzerine türkiye doğu kafkasya'dan çekilmek zorunda kalır ve çerkesler artık mücadelelerinde tek başlarınadır.
ayrıca bazı yerlerde çerkes ailelerinin anaerkil olduğuna dair bişeyler okudum ancak bu tamamiyle yanlıştır.çerkes aileleri ataerkildir.her ne kadar sülaleyi idare eden kadınsa da,erkeğin sözü birinci sıradadır.ve son sözü evde baba söyler.sadece belirtmek ve kafanızı abidik gubidik şeylerle doldurmamanız için vermek istediğim bi bilgidir.o kadar.
p.s. bu yanlışa itüsözlükte rastlamadım
türkiye'deki çerkesler artık dillerinden ziyade dansları ve asimile olmamış ailelerde gelenek ve görenekleriyle vardırlar yani.asimile olmuş ailelerde bu kuralların biraz daha rahatladığına rastlarız.
yaşlılarının bazılarının türkçeyi konuşması çok garip olan,süper yemekleri yenilesi,kendileri de şirin,neşeli insanlar.örneğin "nalan" diyemez,dilleri dönmez yaşlıların "lalin"derler onun yerine.zamanında şöyle bir diyaloga şahit olmuştum;
yaşlı çerkes teyze:yavrum senin işin de zor,iyi çalış sınavlarına vs vs
julien:tabii bik bik bik bik
yçt:ben bir yelleneyim de geleyim
julien:hampfş?!?!?!??!?!?!
meğersem "yelleneyim"i "serinleyim" anlamında kullanmış.
israil'de de birkaç bin dolayında çerkez yaşar ve kendilerine bazı ayrıcalıklar tanınmıştır. örneğin çerkez erkekleri askerlik göreviyle yükümlüyken kadınlar bu yükümlülükten muaftır.
birbirlerine çok bağlıdır çerkesler şartlar her ne olursa olsun hangi ortamda olunursa olunsun orda iki çerkes varsa hemen birbirini bulur ve tanışırlar.çerkeslerde birbirlerine güven de çok önemli bir yer tutar xabze'de.bu güvenden kaynaklanan yakınlıktan dolayı birbirlerine çok yakındırlar ve bu durumu dışardan görenler genelde çok şaşırırlar bu nedendendirki günümüzde hala nesillerini devam ettirmektedirler.şahsım olarak örnek verecek olursam türkiye'deki bizim sülalenin nufusunun yaklaşık 3-4 katı kadar kafkasya'da da nesilleri devam etmektedirler ve birbirimizden hiç kopmamışızdır.
türkiyede kendi içinde bir kavram kargaşası teşkil ettirir. şöyle ki, kafkasya kökenli vatandaşlarımız ' biz de çerkeziz' derken, adigeler asıl ve asil 'çerkes'lerin kendileri olduklarını iddia ederler..
genelde insanların gözünde olumlu bir etkiye sahip etnik topluluk.
"çerkez kendinden başka birşey değildir ve başka hiçbir ırk çerkezler gibi değildir..." (fransız yazar-claude ferrer)
kuzey kafkasya'nın en eski otokton halkı olan çerkesler, mö 3000'lerden bu yana adı geçen coğrafyada yaşamaktadırlar. tarihsel bağlamda ataları meot, kimmer, sindler'dir. * orta asya'yla tek bir bağlantı ve yakınlıkları sözkonusu değildir. öyle ki orta asya, haritaya bakıldığında anlaşılacaktır, hazar denizi ve çin arasındaki bölgedir. buna mukabil kuzey kafkasya hazar'ın batısında, karadeniz ile hazar denizi arasındadır. buradan hareketle çerkesler'in hem köken olarak hem de yaşadıkları coğrafya olarak türklük'le hiçbir ilgileri yoktur demek gereklidir.
çerkes ismi dışarıdan onlara verilmiş bir isimdir. aynı kökenden gelen, yakın akrabalıkları bulunan abhaz -abaza-, adige ve ubıhlar için, yabancılar tarafından konulmuştır bu isim. genellikle çerkesler bu ismi kendileri için kullanmazlar. bazen de daraltılmış haliyle, abhazlar'ı tanım dışı bırakarak kullananlar görülmektedir ki bu da hatalıdır.
ingilizce'de çerkes kelimesinin karşılığı "circassian (caucasus) "olarak geçer ki bu kelimenin manası "beyaz ırk" tır. bu açıdan bakıldığında, çerkesler'in "kafkas ırkı" da denen "beyaz ırk"ın temsilcisi olduklarını söylemek doğru olacaktır. zaten, çerkes denince akla gelen beyaz tenli, sarışın insan tipi de bu savı doğrulamaktadır.
anavatanları kuzey kafkasya'dan 21 mayıs 1864'te sürgün edilen bu halkıın büyük çoğunluğu diasporada yaşamaktadır. türkiye de çerkesler'in yoğun şekilde yaşadıkları diaspora bölgelerinden bridir. türkiye dışında ürdün, suriye, israil ve daha başka birçok yerde çerkes diasporası dağınık olarak yaşamaktadır.
çerkesler türk değildir; türkler de çerkes değildir haliyle. türkler ve çerkesler'in tarihi ve coğrafi olarak da zaten ilintileri, bağıntıları yoktur. çerkesler'in sürgünle türkiye topraklarına gönderilmiş olmaları ve burda kendilerine bir gelecek kurmuş bulunmaları, sonradan ortak yaşamı ve benzeşmeyi mümkün kılmış olabilir tabi, o da ayrı hikaye. ben tarihi kökenden bahsediyorum.