22. istanbul film festival'inde de gösterilen ünlü çek halk müzisyeni jaromir nahovica'nın alkol bağımlılığını yenmek için gittiği bir rehabilitasyon merkezinde yaşadıkları ve öncesine dair bir belgesel ve kurgusal yaklaşım olan petr zelanka filmi year of the devil(2002) bir çek cumhuriyeti yapımıdır.
okur yazar oranının % 100 olduğu,budwiser ve biwar isimli biranın amerikadaki firmasından farklı ve daha lezzetli olarak tüketilebileceği ülke.almanyadan daha çok bira tüketilir.kızları sulak olmadığı halde çok güzel ve uzun boyludur.
avrupa'da tarihi dokusu en iyi şekilde korunmuş olan prag şehrinin başkentliğini yaptığı, kızları inanılmaz derecede güzel olan ve gıdanın çok ucuz olduğu orta avrupa ülkesi.
türkiye vatandaşlarını avrupa birliği üyesi herhangi bir ülkenin oturma iznine yada schengen vizesine sahip olsalar bile sınırları dahiline kabul etmeyen ülke. fakat bir araç kiralanır, (örneğin almanya'dan) sınır kapısına dayanılır, dört gün prag'da kalınıp viyana'ya geçileceği belirtilir ve kapı gibi transit vize ile çek cumhuriyetinde dört gün süreyle cirit atılır, dördüncü günün sonunda hiç bir sorunla karşılaşmadan aynı kapıdan ülke terkedilir.
not: 1 ekim 2007 tarihinden itibaren schengen sistemine dahil olacak olan ülke. gözünüz aydın.
bundan iki yıl önce sabah ya da hürriyet gazetesinde okuduğum bir yazıya göre avrupa'nın çocuk fahişe merkezi olan ülke. şöyle ki; almanya, fransa, hollanda gibi ülkelerden hafta sonları lüks mercedeslerle, bmw lerle gelen paralı müşterilere yaşları 8 ila 13 arasında değişen çocuklar, seks köleliği yapmaktaymış. ülkede yaklaşık on ikibin civarında çocuk yaşta fahişe varmış.
arabayla giderken, yolun hemen kenarındaki iki-üç katlı evlerden, duvarlarında bi yerde kalp resmi çizili olanlarından- her ne kadar "çocuk" la "fahişe" kelimelerini yanyana kullanmakta zorlansam da-çocuk fahişe kiralayabileceğiniz bi ülke...
tabi, koca ülkeyi çocuk fuhuşuna indirgememek lazım. tek başına prag bile anlatmakla, yaşamakla bitmez. yazın gittim, arkadaş her tarafta mı etkinlik olur, konser olur, şov olur ya? meşhur charles bridge de otur, bi saat canlı müzik dinle, yanından geçen budistlerin şarkılı, türkülü festivalini izle, old city mi ne, antik ortamlara gir, çık...komple süper bi yerdi prag. akşam da üzerinize afiyet, striptiz kulübe gitcekseniz, kapıda duran kırmızı pelerinli, zenci bi cüce olanına gidin...herif, memleketlisiymişiz gibi bize indirim yaptı abi. içerde de becherovka içtik, baharatlı votka. super ucuzdu. bizim ulkede boyle yerler olsa, millet okul okumaz, amı gotu bi daha toplayamamacasına kaybeder.
praga gitmek isteyen kültür elçilerine not: sadece izledik, çakmadık. rayiç sormayınız.
bira'yı milli içeçek olarak kabul eden, güzel ve her daim sarhoş insanların ülkesi. çek vatandaşlarını, biranın ömrü uzatıp bir çok hastalığa iyi geldiğine birileri fena halde inandırmış. günde en az bir litre bira içmeye yemin etmişler.
ayrıca prag'ın şehir merkezi dışında pislik içinde bir ülke.
tarihi ve kültürel dokusu daha zengin ve medeni bir başkent için:
(bkz: viyana)
bir pazar sabahı, akşamdan kalma bir halde iki lokma kahvaltı etmek için gittiğiniz komik, karanlık, pavyon-bar tarzı kafeleride bile elektronik müzik dinleyen insanlarla dolu olan ülke.cuma akşamından başlıyorlar bu ülkede dım tıs!-dım tıs! pazar akşamına kadar...
geçenlerde bir haber okurken tesadüfen öğrenilmiştir ki çek cumhuriyeti'nin yeni adı çekyadır. ingilizce'de czechia, fransızca'da tchequie, almanca'da ise tschechien şeklinde kullanılıyor.