itü sözlükte hatta genel olarak net alemindeki sözlüklerde dolanırken boş boş kahkahalar attığım ve hatta sandalyelerden düşmüşlüğüm vardır. lakin beni böyle güldüren girilerin istisnasız tümünün altında aynı ismi görmek hiç başıma gelmemişti doğrusu.
nasıl teşekkür etsem ne desem azdır. nickini görünce dahi suratımda aptal bir gülümseme hasıl olmaktadır. takdire şayandır, favorilere eklenilesidir. kedi ırkının güzide bir temsilcisidir.
sevdiğim ve korktuğum bir yazar türü. "ya ben maça gitcektim." demek istediğim ancak beni dinlemeyecek olan kişi. korkuyla karışık selam ederim. çok eski tanırım kendisini.
uzun boylu, melankolik, kedi karakterli kardeşim dediğim yaşam formu. bana büyük bir adilik yapmıştır geçenlerde kendisi ve benden çekeceği vardır ama severim kendisini çok çok, pek çok...
şizofren olmanın karizmatik bir getirisi olduğu(!) modasına uyarak, en ufak bir ruhsal bunalıma şizofren tanımı koyan yurdum insanının evinde bulunması muhtemel olan kedi türü.
mesele yağcılığa yorulmasın diye çok kastım buraya birşey yazmamak için ama en son gördüğüm (bkz: @1318913) yazısından sonra tebrik etmesem taş olurdum maazallah. sözlük bize ne veriyor diye tartışıladursun bu adamın sözlüğe kattıklarını tartışmak mümkün değil.
3. yaş zirvesinden önceki, zirve sırasındaki ve sonrası olarak ayırıyorum ben bu şizofren ev kedisini.
öncelikle zirveden önceki kedi:
ilk olarak muhabbetimiz "şu girinizi çok beğendim" kalıbıyla başlamıştı sanırım. sonra "msn var mı? burası kasıyo" ile devam etti. msn'e bu adamı eklememle pişman olmam yaklaşık 30 saniye sürmüştü. (doğruya doğru, bizde yalan yok birader). adamın msn de, ne olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorum, adam yüzde yüz geyik yapıyo.
şu tarz yani..
alkolik: abi ne işle meşgulsun inşallah?
şizo: ahahaha, meşgul değilim, çekmiyorum.
kastım kastım, yok adam san marino milli takımı gibi kapalı kutu. daha sonra zamanla it midir, kopuk mudur anlarım dedim. bir gün msn de kimsenin laf atmadığı bir anda halimi hatrımı sorunca kalbimi de çaldı işte bu kedi. arada karşılıklı laf atımlarıyla kendisini çat pat da olsa tanıdım. "iyi çocuk lan bu şizo". dedim zirvede kesin bu kediyi kıstırmak lazım.
zirve esnasında:
kafamdaki 2-3 adamı bulmuşum. tek eksik hemen hemen şizo. soruyorum millete, ne gören var ne duyan. dedim ulan ben bu bronx u bile bulmuş adamım, allahın kedisini mi bulamıyacam. sonunda birinden şizo hakkında bir istihbarat aldım. "uzun boylu bi çocuk abi". döndüm bi kalabalığa doğru baktım. kısa boylu olduğum için hemen hemen herkes uzun boyluydu bana göre. kime göre, neye göre uzun lan bu adam diyecektim ki....hassiktiiiiirrr. o ne lan? yok lan bu kadar da uzun değildir, kedi lan altı üstü bu. şizofren ev devesi değil dedim. bir iki kadeh daha içkiden sonra alkolün de etkisiyle cesaretimi topladım, gittim tuttum yaka kartını, okudum nicki. bu sırada tepemden bana bakıyo napıyo bu diye. evet lan bu herif şizo. selamlaştık. 40 yıllık arkadaş gibi daldık muhabbete. tertemiz yüzlü, iyi aile çocuğu bu belli. dedim " iyi çocuk lan bu şizo"
zirveden sonra:
ulan şerefsiz 2 dakka durdu gitti. neyse önümüzdeki zirvelere bakıcaz. "iyi çocuk lan bu şizo"
edit: ulan amma uzun yazmışım be. senden sanatımın doruğu olsun istiyorum.
girilerini beğenerek takip ettiğim ama bir anda bilinmeyen bir sebeple sözlüğü sunay akın antolojisine döndürmeye adamış entellektüel yazar. postmodern şiir denemelerinden dolayı bir yerden patlayacağının sinyallerini versede ama bunun sunay akın olacağını kimse tahmin edemezdi.