şizofren aşka mektup   

adana çık aradan

  1. cezmi ersöz'ün kendini aştığı, okuyana bu nasıl bir aşk dedirten, bunalım-hüzün-yalnızlık-ilişki-sevgi-aşk altıgeninde gidip gelen başucu kitabı...
    en çok etkilendiğiniz satırların altını çizmeye çalışmayın...kaleminiz yetmeyebilir...
    (zoory, 29.04.2004 02:26 ~ 15:31)


  2. cezmi ersöz'ün ekim 2001'de yayımlanan romanı.

    http://www.cezmiersoz.com
    (hasnicktir, 29.04.2004 05:32 ~ 05:51)
  3. liselı kız gençlik kuşağının başucu kitabı..yiğidi öldür hakkını yeme derler ya,içerisinde insanı etkileyen bölümleri de yok değildir.
    (close2death, 27.08.2004 17:00)
  4. psikopat bi kitap. bazen abarttığı bölümler oluyor ama, cidden insanı etkileyen, arada sırada açıp tekrar içinden bikaç sayfa okutan bi kitap ayrıca.
    (acı çikolata, 06.10.2004 00:16)
  5. bir şizofrendim artık... yalanlar söylüyordum, hem sana hem de ona... kendimi tanıyamaz olmuştum. hangisi bendim? içimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğum aşkına mahkum, ezilmiş kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? ikisi de olmak istemiyordum. ama ikisinden de vazgeçemiyordum. sanki biri olmasa diğeri yıkılacak gibiydi. birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına taammül edemeyen bu iki benlikle yanlız kaldığımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum. artık yalnız kalmak dayanılmaz olmuştu benim için... seni göremediğim zamanlar ona gidiyor, onu göremediğim zamanlar sana sığınıyordum. içimdeki bu birbirine aykırı iki kadın beni durmadan diplere çekiyordu...
    (bkz: http://www.cezmiersoz.net)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 27.10.2004 17:07)
  6. şevkle başlayıp ortalarına doğru içimde tuhaf, depresif hisler oluşmasına ve de iyice sıkılmama yol açmasına istinaden okumayı bıraktığım kitap.
    (zoko, 27.10.2004 21:47)
  7. bundan sonraki kitaplarında bulunan öykülerde hep aynı cümleleri kullanması ve sadece cümlelerin yerlerinin değişik olması gayet enteresandır.
    (close2death, 09.08.2005 16:38)
  8. "unutuş saatleriydi bunlar,
    insan kardeşlerindi sana seni unutturan..
    ölüm vardı her şeyin sonunda,
    ama ölümün arkasında hiç ölmeyen aşkın vardı...
    sevinirdin bazen, gülerdin,
    ama içinde bi yer hiç durmadan kanardı...
    sen kendini ne kadar çok unutsan da,
    o dinmeyen sızı sana yine seni hatırlatırdı...
    koşardın sevgili sanıp dünyaya,
    koşardın onaki kendini tamamlamaya...
    ve sevgili seni eksik tanıdıkça,
    sen onu daha eksiksiz severdin...."
    (anarsik kirmizi, 14.04.2007 17:36 ~ 12.08.2007 03:44)
  9. ağlamak isteyip de ağlayamadığım günlerden biri gene…”sezen aksu söylüyor” olsa da gene hiçbir işe yaramayan bir gün.öyle korkuyorum ki tanrım.ne büyük acı çekiyorum.neden aldın ki göz yaşlarımı?
    keşke zamanı geriye alabilseydim.o zaman yaptığım hatalarımı bir daha yapmazdım.en acısı da bu “geç kalınmışlıkları” yaşamazdım.ne zaman içimdeki çocuk büyüyecek.zaman ellerimin arasından akıp gidiveriyor.ve ben tutamıyorum…
    eskiden ne güzel içerdim kırmızı yakutları.şimdi ağzımın tadı bile kalmadı.en büyük günahları işledim sanırım ve cezamı çekiyorum değil mi tanrım?sen bana cehenneminde bile yer vermedin.
    kayıp bir ruhum ben.sanki dünyanın düzeni için bir aksesuarım ben.
    şimdi sana aşık olduğum için,babama taptığım için,herkes mutlu olsun diye çaba sarf ettiğim için,aşklarımı adam gibi yaşayamadığım için, en önemlisi de kendim için hiçbir şey yapmadığımdan dolayı senden özür diliyorum.affet beni.en azından cehenneminde bana bir yer ver.
    al beni yanına…
    (vampirella, 14.09.2007 14:26 ~ 14:31)
  10. 6 kez bu defa sonuna kadar okucam diyerek başlayıp içindeki yoğun duygu akışına dayanamayıp , her seferinde yarısına gelmeden bıraktığım cezmi ersöz kitabı(sonunda oda dayanamadı kayboldu zaten).
    (ruhani oyun havaları, 23.09.2007 22:41 ~ 22:41)
  11. sevgili tanrım;
    senin küçük kızın kendisine attığın kazıklardan bir tanesini daha öğrendi.bu en yıkıcı olanıydı.onu mutlu edebilecek her şeyini elinden tek tek alıyorsun.ama en son aldığın haksızlıkların en büyüğü .o lanet hastanenin küçük, iğrenç, kokuşmuş odası başına yıkıldı.oracıkta yapayalnız bıraktın en savunmasız halinde.artık o küçük kız sana olan tüm inancını kaybetti.
    şimdi soruyorum sana.onu nasıl olur da bu kadar bencil yaratırsın?bir kadın anne olmak için yaratılmıştır.nasıl olur da onun en büyük erdemini elinden alırsın?kulaklarında hiç durmadan yankılanan o sözleri,kabuslarının başucu eseri olan o sahneyi nasıl yaşatırsın?
    “ bayan anne olmak için vücudunuz uygun değil.uzun sürecek bir tedavi sonucu düşük bir ihtimal olabilir.iki yumurtalıkta kist ile kaplanmış.rahim bebeği barındırabilecek durumda değil.”
    ne demek bunlar ?bunca dert verdin ona.içine attı diye mi tüm bu ceza.kimseyi kıramayıp hep kendini cezalandırdığı için mi?bu haksızlık.senin sözünden hiç çıkmadı o kız.kendi dışında herkese çok iyi baktı.çok sevdi.
    bu son mektup sevgili tanrı! artık seni istemiyor o küçük kız.erdemini geri ver.belki geri döner sana…
    (vampirella, 16.01.2008 23:35)
  12. yokluğun bu yüreğimdeki yıldızsız
    bu dipsiz, karanlık gece...
    yokluğun odamın duvarlarına astıpım suretlere bakarken
    gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim...
    yokluğun yatağımda bıraktığın bu kimsesiz saç tellerin
    yokluğun elinin, kokunun, soluğunun değdiği herşeyi
    dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan
    bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum...
    kapat gözlerini ve bana bak:
    ben diye ne varsa gördüğün işte, o senin yokluğun sevgili...
    (eche, 24.02.2008 20:15)
  13. lise zamanında okumaktan sıkılmadığım ,şimdi yerini dolabın en arka köşelerine bırakmış kitaptır.
    (violets, 24.02.2008 20:20)
  14. hep derdin sen, derdin de inanmazdım.”ben farklıyım” diye bağırırdım.kızardın.ama öyle kızmak değil.tatlı sert işte.hep babam gibiydin sen.olmasını istediğim babam.aslında hem babam hem oğlum.hiç olamayacak oğlum.sen ...sen aslında benim herşeyimdin.
    hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi zaman seninle.ama inadına öyle bir akıp giderdi ki
    gecelerden nefret eder olur bulurdum kendimi.kaç kadeh kırılmıştır acaba bizim sohbetlerimizde?kaç üzüm bağı heba edilmiştir?o anlar hiç düşünmemiştim bunları.şimdi düşünüyorum.öyle çok düşünüyorum ki...düşündükçe gözyaşlarım akıp gidiveriyor şarap kadehlerine...
    kimse senin beni kırdığın kadar kırmamıştır beni.hiç kimse de senin beni sevdiğin kadar da sevmemiştir beni.sen bana öyle uçurumlar yaşattın ki.ilk defa korkmadım aşağı baktığımda.biliyordum ki evet biliyordum ki düşecek gibi olsamda tutardın beni.hatta düşsem de kaldıracağını bilirdim.
    ben farklı değilim.ben sıradan bile değilim.ben...ben bir can kırığıyım işte.dokunmak istediğinde ellerini kanatan.dokunmadığında başkalarının elllerini kanatan.
    ben olmaması, ben yaşanmaması gerekenim...
    (vampirella, 12.03.2008 11:42)
  15. seni sevmek; yaralı kadınlığımı başka yüreklerle avutma yanılgısına kapılmak oldu. oysa ben seni değil, kendimi cezalandırıyordum başka yüreklerle.. ruhumu kemiren bu deli aşkı cezalandırıyordum. bunu anlamadın mı sevgili?
    sevmek seni değil, çocukluğumu, düşlerimi, kendimi aldatmak olmuştu artık! bana bağlanan masum aşkları seninle aldatmak olmuştu! kimseye veremedim yüreğimi.. ne zaman baksalar içime, yüreğimin kırık aynasında kendilerinin değil, senin yüzünün aksini gördüler hep! sessizce çekip gittiler.
    fark etmedim bile gittiklerini..
    (epiphany, 12.03.2008 11:47)
  16. yıllardır ruhumun gurbetinde yaşamaktan tükendim. kendi yaramı görüp, ona sarılamadığım için, ondan akan kanla yıllardır zehirleniyorum! yıllardır senin yanında, ama senden çok uzakta kalmaktan sevgim acıyor. hayatı ve seni buradan seyrediyorum. iyilik ve sevgiyle gülümsüyorum; seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor. oradasın ve varsın işte.. nereye gitsem içimde hissediyorum. ilk kez acı çekmeden özlüyorum seni..
    (epiphany, 02.04.2008 16:51)
  17. örnekleyesim gelen mektuptur.. şöyle ki:

    nisa,
    çevirme yüzünü ben yabancı değilim..

    ne çok zaman olmuş bir şeyler yazmayalı.. ya da şöyle demeliyim: uzun zamandır gerçek manada bir şeyler yazmadım..
    gerçek manada.. yani seni düşünerek ve düşleyerek..
    ve işte bu gece tam da bu vakitte, belki de aklıma düşen ilk mısrayla birlikte yeniden kucakladım kalemimi..
    şiire niyetlenmiştim yalan yok.. ama başkasınındı işte aklıma düşen o mısra; yapamazdım, çalamazdım onu her ne kadar şairlik mısra hırsızlığı olsa da..

    çevirme yüzünü ben yabancı değilim..
    zamanın her saniyesi ve hatta saniyenin her ânı seni düşünmekteyim..
    o kadar tuhaf ki bilemezsin..
    önce gözlerin geliyor, gözlerimle çarpışıyor.. bakışların.. evet bakışların o kadar derin ki; acami bir dalgıcım sanki ve vurgun yiyorum daha ilk denememde.. gözlerim doluyor.. yavaş yavaş doluyorlar bir de, allah kahretsin..
    sanki diyorum; evet farkındayım hiç durmadan "sanki" diyorum.. çünkü bu hali ancak bir şeylere benzeterek anlatabiliyorum..
    gözlerimin dolması ne garip şey.. kalbimden yukarı fışkıran bir kaynak var sanki.. ve öyle fışkıyor ki, geçtiği yerler deprem..
    sonra ne oluyorsa artık; yavaşlıyor, duruluyor ve sakin bir nehir gibi birikiyor gözlerimde..
    gözlerim doluyor..

    hiç durmadan seni düşünmekteyim..
    gözlerin geliyor dedim ya hani, gözlerin önce bana sarsılmaz umutlar veriyor..
    sonra ne oluyor anlamıyorum; sesin geliyor, bir hançer gibi saplanıyor kulaklarıma.. sesin neden yapıyor ki bunu bana? neden yıkıyor bütün umudumu?
    ne olurdu diyorum kendi kendime; ne olurdu ellerin avuçlarımda olsalardı ve hayatın tadından bahsetseydin bana..
    ben sussaydım..
    ve kahkahaların dağıtsaydı bütün suskunluğumu..
    ne olurdu...

    seni düşünmekteyim nisa..
    ellerini düşünmekteyim..
    ellerini avuçlarımda düşünmekteyim..
    ama dur! çevirme yüzünü ne olur.. çevirme yüzünü ben yabancı değilim..
    yabancı değiliz biz..
    olamayız, olmamalıyız..

    imza: acı..
    (acibadem, 17.04.2008 22:29)
  18. " beynimin uyuşan yerlerinden söz etmek istiyorsam,

    ciğerlerime çektiğim sigara dumanını

    kesik kesik salarken elimle onu perdeliyor ve

    karşımda olmasını planladığım kişiye

    kızılderililer gibi mesaj gönderiyorsam,

    psikolojim yırtılmışsa,

    yarım bırakılmışsam ve

    görünmeyen adamlar tarafından

    görünür kılındıysam

    içimdeki garip tümörü evlat edinmeme kim engel olabilir? "


    hamiş: işbu girinin cezmi ersöz'le hiçbir alakası bulunmamaktadır.
    (mabel, 17.04.2008 22:53 ~ 15.09.2008 23:31)
  19. hep yazasım gelen mektuptur..
    bazen de başkaları için.. şöyle ki:

    murat ve elif için bir mektup:

    ahh diyorum..
    ahh..
    kelimeler bitmiştiler zaten.. ne tuhaf, nefesim susmuyor ve bir çok ünlemler..

    sevgilim,
    sana bunu söyleyebilmem için çok mu geç? bilmiyorum..
    ben kendimi bir yerlere kapatmışken, alıp başını gitmişsin sen..
    yeni şehirler, yeni zamanlar, yeni doğrular.. büyümüşsün..
    ve böylece daha bir umrunda olmuş hayat..
    hayat, işte tam da bu noktada kafestir aslında.. kafesler biriktirmiştir..
    halkalar sarmıştır dört bir yanını, doğrular sarmıştır..
    özgür değilsindir..
    sen bile değilsindir..
    sen, hayatın seni tanımlaması mı desem.. tanımlara hapsetmesi..
    sen o tanımlarsındır yani..
    bense çocuğum bak ellerim hala çatlak..
    alabildiğine ova, yayla, dağlar ve okyanuslar; hayatım benim..
    ben sokak ortasında düşüp ağlayabilirim..
    sen hep gülmelisin..
    onlar seni hep gülüyor bilmeliler..

    sevgilim..
    sana bunu istediğim kadar söyleyebilirim..
    en fazla kulağımı çeker ölü hücreler..
    saklambaç nedir ama onu bilmezler ki.. saklanırım ben..
    hem cemal de var bak, hani şu küçük sevda sözleri..
    attila var sonra, edip var, ilhan var..
    olmadı takarım sezai'nin şapkasını.. çanak patlar bir yandan çömlek patlar..
    ellerim çatlar sonra dudaklarım çatlar..
    ya senin dudakların..

    sevgilim..
    yanlış olmaya mahkum mudur bütün yeni doğrular.. ve korkular hep mi galip gelir umutlara.. bilmiyorum..
    hayata bakış diye bir şey var bak, bunu biliyorum.. değişir bu..
    ama hep mi yanlışlarla gelir büyümek insana..
    cevap ver bana..
    hiç olmazsa köşe başına çekil biraz, gökyüzüne bak..
    ne kadar özgürsün.. ve ne kadar yalnız..
    sen başkları oldukça en az onlar kadar yalnız.. yapayalnızsın..
    sen, sen olmalın.. ben de ben olacağım..

    ahh..
    nefes veriyorum işte merak etme beni..
    sakallarım batıyor bir çocuğun yüzüne.. acıtıyorum..
    ağlıyoruz beraber..
    koşup gidiyor o sonra, bir ağaca tırmanıyor..
    o yapıyor bunu ama ben tırmanamam ki.. korkarım yükseklerden..
    ben alçakların kara gözlü zalimiyim..
    kırarım önüme çıkan bütün kapıları.. kırmışlığım çoktur..
    ama kırılmıştır işte sol yanımda bir şey var.. ne diyordunuz siz ona.. elma mı..
    kırmızı elma..

    sevgilim..
    bir evim olsaydı eğer, küçücük bir evim.. neyse boşver..
    saçlarım da zaten dökülecekler..

    imza: yok..
    (acibadem, 19.04.2008 02:24 ~ 02:54)
  20. manyak sevgilim!
    senin o histerik halini, hayalarımı sıkmanı, salyalarını özledim. hatırlıyor musun bir gün ben uyurken gelip üstüme sıçmıştın. daha sonra eğer yapmazsam kendini keseceğini öne sürerek yedirmiştin onları bana. yine bir gün ben farkında olmadan kahveme sidiğini koyup hastanelik etmiştin beni. geceleri ansızın kalkıp yumruklar atardın bana.
    babamlar bize yemeğe geldiğinde öldürdüğün kediyi anneme yedirmeye çalışmıştın. kadıncağız bayılmıştı hani. aşk kılıç yarasına benziyor be aşkım. geçse bile izi kalıyor.
    lütfen geri dön ve evinin kadını ol.
    seni seviyorum. kocan.

    olsa gerek
    (pedesa, 16.05.2008 20:18)
  21. elizabeth;

    ev boş yavrum..

    mucx
    (cavidan singer, 16.05.2008 20:21 ~ 20:32)
  22. vakti zamanında lise yıllarında okuyup, cezmi ersözün yoğun ağlaklıkla kurduğu cümlelerle günlerce sanki ailemi kaybetmiş, dünyada kimsem yokmuş, herkes benden nefret ediyormuş hissine kapılıp ortada ölü gibi gezmeme neden olan kitap. yazar kişi faklı kitaplarında da benzer cümleleri kurar, tarzı aynıdır zannımca gereksiz yere bunalmaya gerek yoktur.
    (yamuk prenses, 16.05.2008 22:51 ~ 22:53)
  23. içinde çok fazla karmaşık cümle olduğunu düşündüğüm kitap.yani her cümle illa süslü mü olmalı be kardeşim? bir noktadan sonra ikra getiriyo adama.anlatılan aşk hikayesi güzel,abartı yoktur kanımca.duygulardan bahsediliyor nasıl abartı olabilirki zaten?kısa ve öz olan fakat beni en çok etkileyen cümle;

    sevgili,öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya,ben seni en çok karanlıkta kaldığım zamanlar özlüyordum...
    (moonchild, 22.08.2008 22:18)
  24. ''madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun'' cümlesiyle bön bön baktıran kitaptır.

    genel durumun aksine, göz yaşlarıyla değil, sinir krizleriyle okumuşumdur.
    (juliette, 15.09.2008 08:03)