gece hiç tanımadığı bir erkeğe usulca sokulup merhaba diyen ve ertesi günü iyi bir halt yemiş gibi bunu şarkıya dönüştüren kadın.
usulca sokulup aniden merhaba deyince huylu bir türk insanı olan abi büyük ihtimalle "ananı!" diyip sıçramış olacak ki, bacımız şarkısında ne olduğunu anlatmaya çekinmiş ve sadece "beklediğim sözler bunlar değildi" şeklinde bir ifade kullanmış.
ve tüm bu alacakaranlık kuşağı hikayesi bittiğinde şizofren kadın olan bitenden "anladım ki hiç kimse sen değil" sonucunu çıkarıyor ki zaten teşhisi burada daha kesin olarak koyabiliyoruz.
kudret kurtcebe albümü ve albümle aynı adı taşıyan şarkısı. şarkının sözleri:
gecenin kılı kağıttan aşagı düşerken
aptallara yer yoktur somun ekmek yerken
kokuşmuş erdem töreleri tencerede kaynarken
çorba yapmaya gerek yoktur
inançlılar inançlılar ile kapışır
aptalların kanı kanalizasyona karışır
kafatasları dizi dizi
izledik sizi
bak inançlı beynin beyinsiz kafatası
bir zamanlar ateş püskürürmüş
ama şimdi beyinsiz bir kafatası
tehlikeli bir şizofren uydurdu masallar
nüfusu dengelemek için
'+ biliyorum aslında tüm moderatörler beni izliyor. hatta bu site benim davranışlarımı kontrol için kuruldu. hepiniz onun adına çalışıyorsunuz değil mi? anlamadığımı sanmayın. monitöre bakar bunları yazarken beni izlediğinizi biliyorum, mahkemeye verdim sizi bu yüzden ama hakimde beni takip ettiriyor hatta bu site ile ortak çalışıyor biliyorum. düdüklü tenceremin lastiklerine dinleme cihazı taktığınızdan haberim yok mu sanıyorsunuz. yanılıyorsunuz.'
şeklinde bir kurgu ile karşınıza çıkabilecek bir insana bunları yaptıran hastalık.
zordur bu insanlarla yaşamak.çok çeşitlidir bir kere.kimileri arkadaş,abla,kardeş yaratır,kimileri zamanı takar kafasına,kimileri ne bulursa toplar.kendi dünyalarını oluştururken etrafındakilerin dünyasını mafederler.siz hiç evde 20 tane çalar saat gördünüz mü?hepsi ayrı zamanla kurulu.yada koltuklarınızda sizin yerinize eski resimler oturdu mu?veya evin bir odasının çöplerle dolu olduğu?ya da tayyip benim amcam diyen birisini tanıdınız mı?şeker hastası olduğunu bildiği halde içindeki bir şeyin kendisine 'yemek yemesini' söylemesi sebebiyle her zaman yemek yiyip komaya girmeyi göze alan birisini tanıdınız mı?arkadaşlarınızı evinize çağıramamanın hüznünü hiç yaşadınız mı?
korkulası,kaçılası insan türüdür şizofren.en yakınınız sanarsınız bir bakarsınız en uzağınız olmuş.hayatınızdan tamamen söküp attığınızda anlarsınız aslında 5-6 kişiliği olduğunu.tam olarakta atamazsınız hayatınızdan;bakışları vardır ki sizi hiç bırakmayan meraklı bakışlar.her an her şey olabilir onlarla beraberken.yorulursunuz bu insanların yanında çünkü aklınızda hep bir soru vardır:acaba gerçekleri söylüyor mu?her konu hakkında bir fikirleri,yorumları mutlaka bulunur.
çok zekilere verilmiş olan lanet. her şey eşit olmalı.. eğer allah birine zeka gibi bir lütüf la kutsuyosa onu bir şeyle de lanetlemesi gerekir değil mi?
onlar dünyaya inemezler. onları kimse anlayamaz. anlayamadığı için de onlar kendilerine bir dünya yaratırlar. onlar o dünyanın efendileridir. ve o dünyada herkes onları anlar.
mutluluğun resmidir onların dünyası. ve kapısı herkese kapalıdır.
ne kadar bencilce..
her ergen genç kızın sahip olduğunu iddia ettiği şizofreniye gerçekten ve farkında olmadan sahip olan, ve bunu artistik patinaja çevirip sağa sola bağırmayan kişi...
şizofrenin de harbisi makbuldür yani.
çok matah bi bok sanılır şizofren olmak, oysa ki öyle değil, öyle de olabilir, emin değilim.
delirme noktasını aşmış insandır. kişiliklerden kişiliklere girer, ve karşısındaki kişiyi kişiliklerden kişiliklere sokar. bu bağlamda şizofren insan, insanları artık algılayamaz duruma gelmiştir ve psiko bozukluklar göstermeye başlar. bunun bir kaç türü vardır. bazıları toplumun bilincine göre hareket eder, toplumun kensine göre hareket ettiğini sanan ise diğer bazılarıdır. en acı olanı ise kendi kişiliğini yitirmiş olmasıdır. bir kaç belirti örneği vermek gerekirse; her şey'e kuşkuyla bakar, kuşkularından dolayı uyuyamaz, ve 2. derecen şizofreni hastasının yakın akrabasıdır. 2. dereceden şizofreni hastası paranoyaklığın daha üst mertebesidir. eğer birde bu kişi çakalsa (kendisini akıllı sanan) girmediği polemik neredeyse kalmaz. bunun da bir kaç türü mevcuttur. sapık 2. dereceden şizofrenik, zararsız 2. dereceden şizofrenik vs.. sapık olan geçmişte ''dedesinin yediği ekşi erikten, dişleri kamaşan torun'' misali yaşadığı olumsuz şeylerin beynine yaptığı basınçla daha da sapıtmaya insanlık dışı haller sergilemeye başlar (seri katiller buradan yola çıkar). sapıkça düşünceler, değişik ekoller, tatmin edilmeye çalışılan egolar, bu kişi önce insanların sesine kulak vermektedir fakat bir süre sonra insan olduğunu unutacak ve kulak asmamaya başlayacaktır.
hastalığın tedavisi pek olmamasına rağmen bazı mucizeler sonucu iyileşenleri olabilir, tedavisinin zor oluşunun nedeni, bir kanser gibi beyin hücrelerinin tahrif olması ve elinde olmayan sebeplerden dolayı sürekli uçuruma yuvarlanmasıdır. yine de iyileşmesi bir mucizeye bağlı olarak gerçekleşebilir.
bir bakmışsın baban cehennem zebanisi evden çıkmaya çalıştığında ise kapı hapishane parmaklıklarıyla örülüdür ki evin çevresinde de timsahlar yüzüyor... herkes seni öldürmeye çalışır, takip ediliyormuşsun hissi hiç gitmez üzerinden... ders dinlerken bir bakmışsın hoca aslında palyaço ya da tahtaya çizdiği şekiller dönmeye başlamış... okumakta olduğun kitabın içinden bir el çıkar ve seni boğmaya çalışır ya da spiker sana bakarak ismini söyler defalarca... zaten en sevdiğin arkadaşın da yalnızlığın ve iç sesindir.. öyle bir şey işte...
1. halen var mı bilmiyorum ama 90'lı yıllarda doktorların çıkardığı bir mizah-eleştiri dergisi.
2. "oğlum bu amerika bizim her konuşmamızı dinliyormuş, her e-maili de okuyorlarmış, ters bir harekette bitirirler bizi şerefsizim" şeklindeki monologları hemen her şeye uyarlayan kişi.