ilklerin insanıdır şinasi; çünkü zekidir, çalışkandır, alçakgönüllüdür ve en önemlisi cesurdur. bu yüzdendir ki avrupa'ya gönderilen ilk öğrenci grubundadır, batılı anlamda ilk gazeteyi o çıkartmış, o gazetede türlü türlü yenilikler yapmıştır. kendisi devrimci bir kişiliğe sahiptir. tahminimce insanlardan kaçan, uzak durmayı yeğleyen kişiliği olmasa adı çok fazla anılan bir devrimci olabilirdi. ne kadar takdir ederse etsin batı medeniyetine kendini kaptırıp öz medeniyetini hor görmemiştir. bunları söylerken kendisini sebepsiz yere övme amacı taşımıyorum, halk için yaptığı onca şeyi gören herhangi biri bunun böyle olduğuna kanaat getirebilir.
son derece basit sayılabilecek bir hayat sürerken, çok iyi olan fransızcası ile paris'e gitmiş; ancak orada zevke sefaya dalmak yerine maliye üzerine ihtisas yapmış, öte yandan edebiyat ve dil bilimi üzerine bilgilerini geliştirmiştir. geri döndüğünde ise meclis-i maarif'te görev almış akabinde paris'te tanıştığı agah efendi ile ilk gazetesi olan
tercüman-ı ahval'i çıkartmıştır. tanzimat olgusunu halkın tam olarak benimseyemediğinin bilincindedir, bu yüzden kendisi çıkarttığı gazetede birşeyler yapmaya çabalar. tercüman-ı ahval'in ilk sayısındaki başlangıç makalesinden bir parça kopyalamak isterim:
"“madem ki bir sosyal toplulukla yaşayan halk bunca kanuni görevlerle yükümlüdür, elbette sözle ve yazı ile kendi vatanının menfaatleriyle ilgili fikirlerini bildirmeyi tabii haklarından sayar.”
dikkat çekmek isterim ki bu düşüncenin belirtildiği yıl 1860'dır.
daha sonra bilinmeyen bir nedenden dolayı tercüman-ı ahval'i bırakır ve
tasvir-i efkar'ı kurar. bu yeni gazetesinde paris’e kaçışına kadar geçen 3 yıl boyunca paris’te gördüklerini oldukça sade bir dille aktarmış, batılı usulü yeniliğin nasıl yapılabileceği konusunda yazılar yazmıştır. hemen hemen bütün yazıları yeniliklerle bir şekilde ilgili olmuştur. şinasi, o devirde kimsenin yapmadığını yapar ve o dönemde yurtdışında olan meseleleri haber yapar, onları tahlil eder ve halkıyla paylaşır. tek başına halka bu kadar faydalı ve bu kadar kaliteli bir gazete çıkartması kanımca vatanseverliğin yegane örneklerindendir. elbette bu dönemde namık kemal'i ve nice genci öğrencisi olarak yetiştirmesi de apayrı bir olaydır.
devlet işlerini eleştirmiştir, bu yüzden meclis-i maarif üyeliğine son verilmiştir. ancak kendisine meclis-i vala üyeliği ve hatta izmir valiliği teklif edilmesi düşünülmüştür. bunlara rağmen şinasi paris'e gitmiştir. bunda bir suikast olayından dolayı tutuklanmaktan kaçtığı söylenir. paris'te ve sonra tekrar döndüğü istanbul'da hayatının son dönemlerini osmanlıca sözlük için çırpınarak geçirir.