belki ilginizi çeker
  1. · edebiyat defteri
  2. · charles bukowski
  3. · şiir yazmak
  4. · mutluluk veren küçük şeyler
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  3. · beşiktaş
  4. · aşk
  5. · çok istenip de olunamayan meslekler
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  8. · birbirine benzeyen ünlüler
  9. · 2 göz

şiir yazmak  

 sayfa  / 2
  1. her babayiğidin harcı değildir.duygu yoğunluğu,güçlü bir dil, kafa ve konsantrasyon gerektirir.şiir yazmak için aşık olmak en önemli sebeplerden biridir.herkes denemeli.şiir yazmıyorsak yada yazamıyorsak bile en azından şiir okumalıyız...
    (husatin, 17.04.2005 18:14)
  2. yıllardır okurum; ama, bir türlü yazamam, zor iştir şiir yazmak. ilham dediğimiz mefhum çok önemlidir bu konuda. yazmaya başlarsınız; fakat, ilerledikçe mutlaka bir şairin limanına giriverirsiniz, yani, etkilenme söz konusu olur ki, amatör boyutlarda bu, taklitin ötesine geçemez. hevesli şiir -ki bunlara şiir demek birçok şairin kemiklerini sızlatır- yazanlar, bazen sizden yorum ister. işte yaşanmış bir olaydan güzel bir anektot: ( ben, eleştirmen; şiir yazan zatta şair olsun, diyalogta )



    şair: eleştirmen abi sen şiirden anlarmışsım dediler, benim şiirlerim var bakmak ister misin?
    eleştirmen: estağfurullah! iyi bir okuyucuyum sadece; ama tabi bakarım.
    şair: abi ben kafiyeyle yazıyorum.
    eleştirmen: oo ne devlet benim için böyle bir şiiri okumak, hadi oku bakalım.
    şair:
    "dün akşam çıktım yola
    seni düşündüm hayrola
    sonra düştüm karakola
    ....................."

    eleştirmen: ( eleştirmen şoka girmiştir, bir süre konuşamaz )!!!!! şey, ne diyeyim, güzel yani kem küm, sende cevher var ya yinede biraz daha şiir okuman lazım diyerek koşar adım ortamdan uzaklaşır.
    (dearmarlon, 18.06.2005 00:00 ~ 00:02)
  3. duygularını kafiyeli şekilde bir araya getirme yeteneği..
    kelimelerle en güzel şekilde oynamak belki de..
    (despinaa, 19.06.2005 01:47)
  4. insanın kendisini ifade etmesinin bir yolu...
    (all of nothing, 22.08.2005 09:18)
  5. eleştirel bir gözle bakarsak; "ben seni sevdim, ah kalbim, içim yandı, gittin, yoktun yanımda" gibi sözlerle sevgisini şiirle anlatmak olayı basitleştiriyor gibi gelir bana. alışılmış kalıplardan sıyrılmak gerekir şiir yazarken. şiir yazıyorum diyorsan üstadlarla yarış içindesindir ve bu yüzden senden olağanüstü şiirler bekler okuyanlar.
    şiir yazmak, aşığım dediğin her anda kaleme sarılıp, acı çektiğini belli etmek değildir. şiir yazmak, birçok insanın duygularını yaşıyormuş gibi mısraları peşi sıra dizebilmektir. şunu da eklemek isterim ki; şiir yazmak aşka da özgü değildir. çünkü insan duygusu sadece aşık olmakla kısıtlanamaz _eğer böyle bir yanılgı içindeysen sen zaten hiç aşık olmamışsındır_.
    şiir yazmak hayatı bilmekle eşdeğerdir. şiir yazabilmek tüm insanların aklına acaba sorusunu koyabilmektir.
    bu yüzden biraz dikkat; şiir yazıyorum değil de şiir yazabilme çabasındayım demek çok daha doğru.
    (gülümsün, 17.10.2005 16:23)
  6. "şiir şeytanın şarabıdır" demiş saint augusitine(354-430) "tüm şairler delidir" demiş robert burton(1577-1640). "görünen nesnenin yansıtılmasında şair, ressamın oldukça altında kalır; görünmeyenin yansıtılmasında müzisyenin altındadır" diyor leonardo da vinci (1452-1519).(kaynak:cumhuriyet kitap)
    (albatros, 17.10.2005 16:38 ~ 16:40)
  7. futbol taraftarlarının genelde çok iyi yaptıkları eylemdir. gerçi bazen önceden yazılmış şiirlerin sözleri bir nebze değiştirilerek oluştursalar da sıfırdan oluşturmuş oldukları da çoktur
    (sphinx, 02.01.2007 16:30)
  8. düşüncelerin,hislerin,yaşanmışlıkların, kalemle kağıdın birleştiği yer.yinede yazmak için çok okumak gerekir.yazacak o kadar çok konu varki, ama genelde aşka,ayrılığa,hüzne yazılır.başkaldırır,sever,nefret eder.işte böyle şeydir şiir yazmak.
    (baharda geldim, 02.01.2007 16:43)
  9. şiir yazmak,giri girmek, resim yapmak, marifet değil... önemli olan iyi ürünler üretebilmektir. farklı şeyler yapmak gerekir. şiir yazmak için mısralar sıralamak yetmez. okuyan kişide bir etki bırakması gerekir.
    (murty, 02.01.2007 17:00)
  10. çoğu zaman, tekerleme veya mani yazmak eylemi ile karıştırılır.

    şiir yazmak sadece kafiyeler ve/veya redifler kullanmak ile gerçekleşmez.

    şiirin içinde ruh vardır, his vardır, çoğu zaman keder vardır.

    özet olarak, şiir yazmak yazmış olmak için değil sadece içinden döküldüğü için yazılan çoğu zaman da yazılmayan sadece kalbin derinliklerine akıp orada kalan, herhangi bir kafiye ve redif zorunluluğu olmayan (bakınız: serbest ölçü) insanın kalbinde başlayıp bilinç üstünde son bulan uhrevi bir faaliyettir.
    (seyyah, 03.01.2007 11:23 ~ 18:38)
  11. imrenerek baktığım,kanımca insan üstü bi yetenek isteyen şey.
    (mellanko, 04.01.2007 01:53)
  12. genellikle mutsuz olunca bir anda tüm dünyanın yükünü taşır gibi hissedip bunları kağıtlara sığdırmaya çalışma çabasının ürünüdür.
    (goddess of the cemetery, 04.01.2007 03:03)
  13. hislere sığmayanı kelimelere, satırlara sığdırmaya çalışmak. eğer başarılmışsa adı şiir yazmak...
    (demli sarki, 04.01.2007 17:19)
  14. hekesin bildiği bir dilin, herkesin bildiği kelimelerini, herkes gibi yan yana getirmemek ve buna rağmen herkese bir şeyler anlatabilmek...
    (salkımsöğüt, 13.01.2007 19:23)
  15. ülkemde çoğu insanın içine sürekli aşk, böcek,kır, çiçek, toprak ,bayır karıştırdığını, bütün bunları kalıplaşmış iğrenç duygu seli ile yazdığını , bu kalıbın ve konuların dışına çıktığınız taktirde, sizin şiirlerinizi küçümsediğini belirtmek isterim. ayrıca bu zat-ı muhteremler sizin şiirlerinize, eleştiri yapma gibi bir lükse de sahiptirler. onlara sorarsanız dünyanın en iyi şiirini kendileri yazarlar. ama bilmezler yazdıklarının bir yığın çöplükten farksız olduğunu.

    ayrıca şiirlerini bir sitede yayınlamak isteyen organizmalar edebiyatdefteri isimli siteye şiirlerini gönderebilirler. (bkz: edebiyat defteri)
    (internetchip, 05.06.2007 13:56 ~ 13:57)
  16. rahatlamanın en güzel yoludur... yapamıyorsanız bile duygularınızı anlatan bir nesir yazmaya çalışın,inanın bir süreliğine de olsa çok rahatladığınızı hissedeceksiniz...
    (innocent and white, 05.06.2007 14:25)
  17. türk insanının doğuştan gelen doğal bir durum zannettiği eylem.
    (depresif, 05.06.2007 14:41)
  18. şiir sanatının edimsel olgusudur.

    aragon şiir için; "şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya gibidir" derken şiirin ideal olandan daha çok estetik güzelliğine atıfta bulunur. baudelaire ise, romantizmin belli ki felsefî idealizmden daha çok etkilenmesinden de olsa gerek; "şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır." diyerek iyiden iyiye usdışı yahut uskontrölsüz tinsel bir keşmekeşliğe işarette bulunuyor. platon da onu destekleyecek bir tanım getirmiş şiir fenomenine: "şair kanatlı ve kutsaldır; esinlenmeden, kendinden geçmeden, aklını yitirmeden yaratamaz." ahmet haşim'e göre ise, herkes ne şiir yazmalıdır ne de şiirden anlamalıdır.

    elbette, toplumcu gerçekçi bir şair ile, romantik yahut sembolist bir şairin şiire baktığı cihet aynı tepeden olmayacaktır. ancak belki cahit sıtkı'nın şiir için demlediği "kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır" tanımı şairleri bir noktada daha çok yakınlaştıran tanımdır. bir gerçek var ki ona ister ideal diyelim ister salt gerçek diyelim, o da; "güzel"dir. bin yıllar var ki değişmeyen, muhtevası ve görüngüleri farklılık göstermiş ve gösterecek olsa dahi yalnızca olgu olma özelliği ile bile "güzel", sanatın nail olmak istediği bir sonuçtur. ve elbette şiirse mefhum, "güzel" olmalıdır.

    bizde ise şiir; arzdaki (daha çok batı'daki) nesnel süreç değişimlerinden kısmen daha geç etkilenmiş, devrimler ve savaşlar tarihinin izdüşümleri olan edebî akımların yönergelerini, nüvelerini daima gecikmeli ve farklılıklar barındırarak kendisinde taşımıştır. bunun en başat nedeni; bahis olunan topraklardaki öznel süreçlerin yanında sanat cihetinden elbette; türk şiirinin yüz yıllarca doğu şiirinden ve evet hemen hemen tümüyle arap ve fars şiirinden etkilenmesidir. ve “şiir yazmak” eylemine dair birkaç kelâm edilecekse, bu noktayı göz ardı etmemek hacet olur. klasik şiir dediğimiz divan şiiri, kendi içinde son derece katı disiplinleri olan, icraati sırasında da cebirsel hesaplamaları andıran teknikleri olan ortodoks bir şiirdir. biçim yönü tavizsiz kurallar barındırır. sentaks (sözdizimi) babında ise; “mazmun”lar gibi sözcükleri muhakkak taşıması, beyit usulüyle yazıldığı için beyitin ilk mısrasındaki kimi sözcüklerle hemen akabindeki ikinci mısrada ilkindeki mazmunları karşılayan, çağrışımın çok daha ötesini, yani girift olacak denli bir tamamlamayı gerekli kılar. misal, ilk mısrada “zülf” bahis olunmuşsa, ikinci mısrada “misk”ten, “amber”den bahsetmek isabet olur. vezin hususundaki katılığı söylemeye ne hacet! bunların yanında klasik şiirde, şair herhangi bir kimse değildir. onlar “sevgili (allah, peygamber, az da olsa beşerî bünye sevgili (kadın))”nin aşkından pürperişan olmuş, ona duyduğu aşk ile şairlik mertebesine seçilmiş kişilerdir. ve kendilerini papağana benzetirler örneğin. aşklarını demleyen, sevmekten usanmayan, biçare olmuş, kavuşamayan (vuslat mümkün değil hasıl olmaz), zühd hayatına gark olmuş, aşk şarabından sarhoş olmuş ve bu ahvalde mütemadiyen aynı şeyi söyleyen, aşkın kafesine tutuklanmış papağanlardır. pek de haksız sayılmazlar! şairlik, mühim bir mertebedir klasik edebiyatta. bir nevi tinsel değerlerin toplum indindeki sözcüleridir, demgâhlarıdır. ve bu nedenle, eli kalem tutan herkes şairler meclisine kabul buyrulmazlar. bir rekâbet de söz konusudur öte yandan. şeyh galip değil midir bir şuarada nabi’nin “hayrâbat”ından daha güzel bir eser yazılamayacağında hemfikir olan şairlere inat gidip türk edebiyatının en güzel örneklerinden “hüsn ü aşk”ı yazan!

    halktan bir insanın şiir yazıp onu meclislerde okuması söz konusu değildir. döve döve defederler alimallah! bilindiği üzere hem fâili hem yönergesi mefhumunda yüksek zümre edebiyatıdır divan edebiyatı. ve bu yıllarca kırılamadı. ta ki tanzimat dönemine kadar. halk edebiyatı, divan edebiyatının gölgesi altında adeta illegal bir minvalle yüz yıllarca yalnızca sözlü olarak serpilip gelişebildi. onun kadar eski olmasına karşın, sözlü olması; halk edebiyatı üzerine yapılan araştırmaları ve sonuçlarının işte çok sonralara ertelenmiş olmasına neden oldu. halk edebiyatını da dikkate alan, ama yine hâlâ biçimde klasik edebiyattan daha çok beslenen tanzimat edebiyatı , fransız devrimi ve akabindeki süreçlerle birlikte gitgide daha çok fransız edebiyatı olmak üzere batı edebiyatının adeta altına yattı!.. ve elbet servet-i fünûn, fecr’i âti gibi edebi gruplar sahneye çıkmaya başladı. cumhuriyet ve memleketçilik edebiyatıyla birlikte ise şiir hemen hemen tamamen anadoluya yöneldi. halk edebiyatı, yığınlar indinde daha da tanındı, icra edildi.

    işte tam da burada, türk insanın şiire karşı bastırılmış hevesi ve ilgisi taşkın bir hâletle zuhur etti. örneğin türk romanının teşekkülü de tanzimat ve ardın sıra süreçlerinde gerçekleşmiş olsa da, batı menşeili bu sanata anadolu insanı pek rağbet etmeyecek, yine varsa yoksa şiir olacaktı. hatta “yazsam hayatım roman olur” minvalli bir istihza da o dönemler çıkacak; ancak bunun yanında güzel bir hatuna yahut at arabasına “şiir gibi” terkibi lâyık görülecekti. bunlar farklı bir mecrada daha ayrıntılı irdelenmesi gereken sosyolojik ve sanatsal hususlar en nihayetinde. mamafih, türk insanın şiire karşı merağı yüz yıllardır var olan bir durum. bahsedilen evreler ve modernizmle birlikte ise, sanki şiirde iktidar el değiştirmiş ve elbette garip akımı'nın halktan yana tavır koyan devrimci sanatsal çıkışının da etkisiyle hemen herkes eline kalemi alıp şiire saldıracaktı. ve yakın tarih süresince bu temayül artan bir seyirle kendini gösterdi. üstüne üstlük; ikinci dünya savaşı akabindeki toplumsal duyarlık ve ruhiyetin; ve yine bu nesnel süreçten etkilenip ortaya çıkan ikinci yeni’nin yanında toplumcu gerçekçi şiir'in yeniden etki alanının genişlemesi ve hâlâ ikinci yeni’den büyük ölçüde beslenen yeni şiir'in bu havayı artırdığı bilinen bir gerçektir.

    bu hâlde, istisnalar dışında; "hiç şiir yazmadım" diyen birine siz siz olun inanmayın.

    "şair olsam gelsem sana

    şiirler, türküler söylesem

    zenci dişi aydınlığı alnında

    ve kestane gözlerinde bakışım

    akşam olsam gelsem sana

    uyusan ben de uyusan

    usulcana öpsem seni

    aşıkcana kucaklasam

    o seni gülüm o seni

    kirpiklerin gözleri

    kucaklaması gibi

    kucaklarım seni..."
    (lenineli, 06.06.2007 16:53 ~ 09.06.2007 04:46)
  19. ne kafiye ile ilgisi vardır.nede lirik olmak zorundadır.şiir yazmak zaten özgürlük olduğu için hiç bir sınırlamaya tabi tutulamaz.bazen günlük hayatta kullandığımız herhangi iki cümlenin yanyana gelmesi bile çok güzel bir şiir olabilir.bazende her dize kafiyeler içinde uçuşur ama şiir bi halta benzemez.
    (bizdeboylebocekyok, 06.06.2007 17:07)
  20. --bir sürü delikanlıya dostça öğütler--


    tibet’e git.
    deveye bin.
    incili oku.
    ayakkabılarını maviye boya.
    sakal bırak.
    kağıttan bir kanoyla dolaş dünyayı.
    the saturday evening post’a abone ol.
    çiğnerken sadece sol tarafını kullan ağzının.
    tek bacakllı bir kadınla evlen ve düz bir usturayla
    traş ol.
    ve kadının koluna adını kazı.

    benzinle fırçala dişlerini.
    bütün gün uyu ve gece ağaçlara tırman.
    keşiş ol viski ile bira iç.
    kafanı suyun altında tut ve keman çal.
    pembe mum ışığında göbek at.
    köpeğini öldür.
    belediye başkanlığına aday ol.
    bir varilin içinde yaşa.
    baltayla kafanı yar.
    yağmurda lale ek.

    ama şiir yazma.


    ...diyor charles bukowski
    (galiba, 05.10.2008 22:35 ~ 22:35)
  21. insanın içini rahatlatıyor.düşününce normal hayatta ifadde edemediğin,ifade ettiğinde çokta birşey sağlamayacak şeyleri en azından normalden etkileyici bir şekilde sunabiliyosun.orada mutluluklarından,acılarından,düşüncelerinden,doğrularından bahsedebiliyosun.hem şiirde insanı çeken olaganüstü birşey var:
    "ilham"
    aslında bana kalırsa bu tamamen insanın hormonal durumuyla doğru orantılı birşey.evet herkeste böyle değil biliyorum istisnalar var ama genelde olan bu.mesela bazı insanlar sadece mutsuzken,bazıları sadece mutluyken yazar.bazıları da sırf yazmak için kasar.belki oldukça fesat bir düşünce ama ben mutsuzken yazanlar için mutluyken akıllarına bile gelmiyor muhtemelen çevrelerinde arkadaşları,onca eğlence oysa mutsuzken herkesten,herşeyden soyutlanıp hayatın gerçekleriyle,adaletsizliklerle yüzleştiğinde geliyor akıllarına ilham ve mutsuzluğunu veriyorlar satırlara mantığına dayanan bir hayat yaşadıklarını düşünüyorum.evet acı insana yazacak birşeyler verir ama mutluluk hiç mi vermez yok artık!!örneğin mutluyken yazanalar gıpta edilecek insanalar çünkü gerçekten sevinçlerini paylaşamyı seven insanalr olsa gerek.
    sonuç;şiir yazmak,şiiri geçtim"yazmak" gerçek bir tedavi gerçek bir rehabilitasyondur.hem kağıt insan gibi nankör de değildir ne dinlemekten sıkılır ne duyduklarını birine analtır.
    (no way out, 17.10.2008 21:00)
  22. "sen öyle göz,
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı,
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır..."
    (closer, 16.12.2008 13:29)
  23. yaptığım en güzel iş şu batasıca dünyada
    batasıca toprak üzernde denediğim
    ve götüremeyeceğim şey toprak altına
    bu bile şiir oldu hay alla, hay allah.
    (nazımın hikmeti, 14.02.2009 04:33)
  24. yemek yapmak gibidir, neyden ne kadar koyacağına yazar kendisi karar verir.
    (zomig, 17.03.2009 18:34)
  25. şiir yazmanın belki de en güç yanı başlamakta, hadi diyelim ki ilk dizeyi yazmaktadır. o ilk dize şaire gideceği yeri gösterir de ondan. çünkü hiçbir şiir, planlı olarak yazılmaz. şair şiiri götürdüğü gibi şiir de şaire yol açar. paul valéry, ilk dize için şu önemli sözü söylemişti: "ilk dize tanrınındır ya da esinin; ondan sonrası matematiktir." bu tümcedeki tanrı ve esin sözcükleri bir anlamdadır. başlamanın önemi ve güçlüğü bu örnekten de anlaşılıyor. charles baudelaire'in başlaması (demek ilk dizeleri), bu yüzden olacak, çok ünlenmiştir, ilgi çekmiştir.
    (nino quincampoix, 28.08.2009 11:44)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil