şişmanlığın bir tür hastalık (ruhsal ya da hormonal) olarak tanımlandığı ve her fırsatta "güzellik eşittir zayıflık" ilkesinin burnumuza sokulduğu düşünülürse, zaten zor durumda olan kişiyle dalga geciyo olmak acımasızlıktır, kınanmalıdır.
bunu yapan zayıf kişilikli zayıf kişinin bi anda 500 kilo olmasını dileme sebebim.
dış görünüşle ilgili dalga geçilmesi kadar aciz birşey yoktur kanımca.dalga gecen egosunu böyle tatmin ediyorsa çok yazıktır.
bunu yapan kişiler büyük ihtimalle ilkokulda da gözlük takan arkadaşlarıyla dalga geçmiştir.bu böyle süregelmiştir.
gerzeklik yıllarında açıkça sözcüklerle yapılırken, ilerleyen yaşlarda sadece hareketlerinizle insanları kırabileceğinizi fark etmenizin hemen ardından; yaptıklarınızdan çok yapmadıklarınız ile gerçekleştirdiğiniz durum. zaten dar diyerek yanlarındaki boş olan yere oturmadan yolculuğu geçirmek ya da onlara fırtlattığınız bakışlar vs. hepsi ağır tahrik unsurudur. esas rahatsız hissetmesi gerekenler başkaları iken, şişmanlar rahatsızlık hissederler bu yüzden. ottan boktan sosyal tahliller yapmak dense de; yıllarca otobüs ya da dolmuşla okula gitmiş birisi olarak söylüyorum ki; yapılan psikolojik baskının haddi hesabı yoktur. hatta içimin nefretle dolmasına neden olmuştur. özellikle koltuk boşaldıktan sonra milletin akın etmesi, cinnet getirmeme neden olacaktır bir gün.
ortaokul yıllarımdan beri nefretle karşılarım o tür kişileri. sonradan yanına oturduğum şişman bir kişinin kalkmasından sonra; hamle yapan insanların hiçbirini yanıma sokmamak derecesinde manyaklaşımdır bu konuda. evet, diğerleri aşırı derecede eziktir ve beni de dengesiz bir insan yapmışlardır.
küçük yaşlarda "şişko patates" diye başlayan ve ilerleyen yaşlarda gitgide iğrençleşen, kesinlikle aklı başında hiçbir insanı yaparken görmediğim, boş beleş insanların neşe kaynağı olay...
"alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" ve "gülme komşuna gelir başına" gibi özlü sözleri akla getiren eylemdir.
ne diye dalga geçilir ki elin şişmanıyla?
dengesiz beslenme, stres gibi faktörler ile birlikte, fast food generation olmak ve 1950'lerden günümüze gelirken değişen güzellik anlayışının yan etkisi ile densiz ve kendini bilmez addedilebilecek insanların, karşılarındaki insan(lar)ın duygularını düşünmeksizin gerçekleştirdikleri düşüncesizce ve saygısızca eylemdir. yine de kendine güvenen kişi, dalga geçen şahsiyeti, ormanda 10 kaplan gücünde kabul edilecek şekilde alaşağı edebilmektedir.
kilolarını kompleks haline getirdiyse dalga geçmeye çok da gerek yokki zaten her söylediğinizi kilolarına gönderilen bir alay olarak algılar. böyle durumlarda ''e nasıl olsa kızıcak bari dalga geçiyim de ben de sinirlenmiyim'' gibi bir mantık yürütülebilir. ama ayıp tabi yürütmeyelim
+ vay hale napıyosun burda ?
- napiyim ya arkadaşa geldiydim de.
+ iyi bakalım nası gidiyo hayat ?
- valla nası olsun yuvarlanıp gidiyoruz.
+ öyle tabi. bu bünyeyle yürümek biraz zor olur. öhüeem.
- nası ?
+ aa yok bişey hale görüşürüz daha sonra. ee şey, hale biz şimdi tokalaşıyoruz ya, ben şimdi senin elini bıraksam yuvarlanıp gitmezsin dimi ?
- terbiyesiz..
--------
şişmanlarla dalga geçme olayı budur. kesinlikle yanlış bir davranıştır lan. kırıcıdır bi kere. bunu yapanın rüyalarına cankan girsin. başka da bir şey demem.
dalga geçilen kişinin hayatı boyunca özgüven eksikliği yaşamasına sebep olacak eylemdir. çocuklar bazen çok acımasız olabilirler. bu yüzden ebeveynlere büyük iş düşer çocuğun kayıp özgüvenini kazandırmada. onlara küçük sorumluluklar vermekle başlanır genelde bu tamirata.