görseller
şeyh bedreddinşeyh bedreddin
şeyh bedreddin 
belki ilginizi çeker
  1. · şeyh bedrettin destanı
  2. · ben de halimce bedreddinem
  3. · börklüce mustafa
  4. · hilmi yavuz
  5. · hallac ı mansur
  6. · simavnalı şeyh bedrettin
  7. · şeyh bedrettin
  8. · sözlükteki şeyh sait ayaklanması
  9. · bedreddin
  10. · unkud
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · erkekte ses tonu
  2. · google wave
  3. · zongul ducks
  4. · yeşim salkım
  5. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  8. · bugün çok güzelsin
  9. · yalnızlıkla yaşamayı öğrenmek

şeyh bedreddin  

 sayfa  / 2
  1. kendi idam fermanını kendi vermiş relijyonal sosyalist.

    kendisinin de bir din adamı olması dolayısıyla, şer'i mahkemede kendisine yöneltilen tüm sorulara islamiyete uygun cevap verdiği için, kadıların kendisine ceza veremediklerini belirttikleri ve akıbetinin belirlenmesini kendisine bıraktıkları ve kendisinin de islam hukuku uyarınca "benim yüzümden çok kan aktı, benim katlim vaciptir" demesi suretiyle kendi idam kararını kendi vermiştir.
    (sidar, 27.03.2005 23:02)
  2. anadolu erenlerinin baskıcı osmanlı yönetimine karşı duruşunun simgesi haline gelmiş can
    (kısaaralıklarlalustral, 27.03.2005 23:03)
  3. büyük bir kargaşa içerisinde olan ve bir yandan timur'un yarattığı yıkımla bir yandan taht kavgalarıyla inim inim inleyen yoksulluk ve açlığın pençesindeki halka bir alternatif sunmuş ulema. yarattığı düşünce tamamen islamiyetin dışında ve dinler üstüdür. bir tür komünal paylaşımı savunmaktadır. ama tarihin cilvesi uygarlık henüz böyle bir toplumu içinden çıkarmaya hazır değildir. binlerce müridi ile birlikte feodalizmin kılıcı altında ezilirler. bence şeyh bedrettin'e dini bir olay değil sosyo-ekonomik bir olay, yoksul halkın ekonomik taleplerle yaptığı bir ayaklanmanın önderi olarak bakmak gerekiyor.
    (gelecegim, 27.03.2005 23:49 ~ 23:50)
  4. şeyh bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş türk, rum, yahudi... emekçilerini bir araya getirip eğitti. osmanlı yönetimine karşı anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı
    (toumai, 29.04.2005 17:25)
  5. büyük bir alim olduğpunu hakkında araştırmalar yapan yüksek bir tarih aliminden işitmiştim, mazdek, kobat, campanella gibi bir nevi sosyalist bir görüşün savunucusu olmuştur. idamı pir sultan abdal gibi siyasiş nedenlere dasyanmaktadır, lakin günümüz lobileri onu da şişirmiş, esas mecrasından saptırmıştır.
    (organometallic complex, 31.07.2005 14:51 ~ 29.09.2005 19:14)
  6. zamanın en büyük alimi olarak nitelenen ve osmanlının fetret devrinde büyük bir halk ayaklanmasına neden olan büyük zat. annesi bu gün yunanistan sınırları içerisinde bulunan dimetoka dan bir kadındı. babası ise edirne civarında bir kadıydı. bu yüzden simavna kadısı oğlu şeyh bedreddin olarakta bilinir. islam konusunda çok derin bilgilere sahip olmasının yanı sıra günümüz islam anlayşının dışında fikirlerde öne sürmüştür. örenğin ona göre cennet te cehennemde bu dünyadadır, öldükten sonra dirilmek diye bir şey yoktur.ayrıca "her ne ki seni allaha yakınlaştırır:bir söz, bir iş ya da bir insan işte o melektir. ama her ne ki seni allahtan uzaklaştırır: bir söz, bir iş ya da bir insan işte o da şeytandır" gibi bir cümlesi vardır.

    kendisi sadece dinle değil toplum düzeni ile de ilgilenmiştir. osmanlı hanedanının ve bunların yaltakçılarının halkı ezmesine ve kendilerinin zevk dolu bir hayat sürmelerine "toprak ekenin, ağaç dikenindir" diyerek ve de millet farkı göstermeden "yar'in yanağından gayrı payalaşılacak ne varsa" paylaşılması gerektiğini söyleyerek halkın çoğunluğunu yanına toplamıştır.

    timurun ülkeyi bölmesinden sonra taht kavgasına düşen musa çelebi onun bilgisine güvenrek devlet yönetiminde şeyhten yardım istemiş, şeyh te bunu kabul etmiştir. fakat musanın kardeşi mehmet çelebi taht kavgasını kazanınca "bu adam dedeleriniz toprağını dağıtıyor" diyerek aslında kendi karlarınında elden gideceğini anlayan büyük osmanlı komutanlarının kışkırtmasıyla esir alınmıştır. fakat tekrar kaçarak torlak kemal ve börklüce mustafa ile bir araya gelmiş ayaklanmayı sürdürmüştür. osmanlı kuvvetlerinin saldırılarından ikisine başarıyla karşılık veren şeyh ve destekçileri çelebi mehmed in son darbesine karşı koyamamış ve ayaklanma bastırlımıştır.

    kendisi ve ayaklanma hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek kendi yazdığı kitabı olan "varidat" tan, bilge umarın yazmış olduğu "börklüce"den, rus yazar radi fiş'in eseri "bende halimce bedreddinem"den ve de nazım hikmetin şeyh bedreddin destanı'ndan faydalanılabilir. en azından benim bildiklerim bunlar
    (enkilman, 25.06.2006 21:23)
  7. "yarin yanağındaki gülden gayrı her şey ortaktır" diyen ve tarihteki ilk sosyalist ayaklanmayı yapan kişi. düşünceleri tamamen tek kişinin gücüne dayalı sistemlerin varolduğu ortaçağ için çok ilericidir. açlıktan kırılan, devletin koyduğu yüksek vergileri ödeyemeyip ezilen halka bir umut olarak doğmuştur ancak genellikle osmanlı'ya karşı ayaklanan herkes vatanhaini ilan edildiği için değeri anlaşılamamıştır kanımca. amacı osmanlıdan ayrlıp kendi devletini kurmak değildir, herkesin eşit olarak yaşayacağı bir yaşam ortamı yaratmaktı. ancak devletin bekası öne sürülerek 1420 de serez'de idam edilmiştir.
    (sanitarium, 11.12.2006 16:23 ~ 16:43)
  8. (thedewil, 22.03.2007 22:12)
  9. durali yılmaz tarafından hikayesi "şeyh bedrettin bir sufinin darağacı yolculuğu" adıyla romanlaştırılmıştır.
    (ramjet, 27.03.2007 23:58)
  10. osmanlı devletinin idâresini ele geçirmek isteyen bâtınî lideri.
    şeyh bedreddîn, ehl-i sünnet akîdesini çok iyi öğrenmişti. sonraları sapıtarak peygamber efendimizin yolunu yıkmak için sinsi fikirleri yansıtan bir çok kitap yazdı. bâtınî îtikâdına göre yazdığı vâridât adlı eserinde, cennet’i, cehennem’i ve kıyâmette insanların dirileceğini inkâr etmektedir.
    (karahisari, 28.03.2007 23:10 ~ 23:10)
  11. kabri istanbul'da çemberlitaş'taki türk ocağı'ndadır.
    (open your heart i am coming home, 18.06.2007 20:27)
  12. kör olduğunu iddia etmiş bunu sınamak için de önüne kurbağa eti koymuşlar bile bile kurbağa eti yemiş derlerdi bir kitapta nice doğrudur bilinmez.
    (blungel, 18.06.2007 20:29)
  13. tek cümle ile: zamanının çok ötesinde ateist materyalist fikirlere sahip sufisttir.

    1358'de simav'da doğmuştur. selçuklu hanedanının soyundan gelmektedir. aslen sünni bir tanrıbilimcidir ancak gezilerinde sufizm ile tanışır. kahire'de tıp, matematik, astronomi konferanslarına katılır. burada şeyhülislam olur. sufizm yoluna kesin olarak bağlanır ve kitaplarını nil nehrine atar.
    timur ile tanışır ve sarayındaki zamanın en ileri din adamlarıyla tanışır. timur ondan orta asya'da islamizm'de bir reform yapmakta yardım ister ancak şeyh bunu geri çevirir.1405 yılında anadolu'ya geri döner ve torlaklar'ın şeyhi olur. hıristiyan, yoksul, köylü halka ilgi göstermektedir. bu esnada musa çelebi ile tanışır. 1407'de edirne'ye gider ve varidat adlı kitabını yazar.
    "insanlar islamiyetten evvel somut putlara taparlardı, çağımızda ise hayali bir puta tapıyorar, belki bir gün hak kendisini gösterir de hak olarak ona taparlar." gibi zamanının ilerisindeki düşünceleri benimser.
    kendisi ateist fikirlere sahip olsa da şunun farkındadır ki, bu çağda isyanlar dini bir kılıfı olmadan sürdürülemez. musa çelebi'nin iktidarında kazaskerlik yapar, ancak mehmet çelebi başa geldiğinde çelebi şeyh'in bir tehlike yaratacağını öngörür. çok meşhur ve sayılan birisi olduğunu bildiğinden onu öldürtmez, ancak iznik'e gönderir. onunla beraber börklüce mustafa da gelir, ki kendisi şeyh'in kethüdalığını da yapmıştır. ancak mustafa bedreddin'den ayrılır ve aydın yöresine gider. (bkz: börklüce mustafa)
    bedreddin ise deliorman'da bir isyan çıkartır ve balkanlar'da bir türk-ortodoks birliği oluşturmayı hedefler. mehmet çelebi'nin gönderdiği oğlu murat ve bayezid paşa isyanı bastırır ve bedreddin asılarak öldürülür.
    (özgürlük, 29.10.2007 19:45)
  14. türk edebiyatında hayatını konu alan oldukça güzel eserler vardır. bunların en ünlüsü nazım hikmet'in şeyh bedrettin destanı adlı şiiridir. orhan asena, mehmet akan ve kemal demirel tarafından üç ayrı piyese konu edilmiştir. (son 3-4 yıl içinde orhan asena'nınki ankara ve izmir, mehmet akan'ınki istanbul devlet tiyatrolarınca sahnelenmiştir.) bunların yanı sıra aynı konuyu işleyen, hilmi yavuz'un bedreddin üzerine şiirler isimli bir kitabı ve
    mustafa necati sepetçioğlu'nun "dünkü türkiye dizisi"nin dokuzuncu cildi olan darağcı adlı romanı vardır.
    nazım hikmet'in şiiri bölüm bölüm bestelenmiştir. zülfü livaneli, cem karaca, ruhi su ve ahmet kaya tarafından albümlere alınmıştır.
    (muhittin, 11.02.2008 17:14)
  15. çelebi mehmet in kardeşi musa çelebi nin kazaskeridir.
    (banker bilo, 13.02.2008 01:51)
  16. yaşadığı dönemin neredeyse bütün sultanlarınca şeyhülislamlık teklif edilen derviştir. ancak bunları reddederek musa çelebi ile "yarin yanağından gayrı herşey"in ortak olacağı bir devlet kurmak istemiştir. mehmet çelebi'nin osmanlı'daki devlet adamlarını satın alarak oynadığı oyun sonucu musa'nın ölmesi ile yoluna tek başına devam etmiştir.

    bir kaç yıl öncesine kadar yok olmaya bırakılmış olan türk ocağı'ndaki mezarı, duyarlı insanların tepkileriyle bir parmak olsun düzenlenmiştir.

    http://img144.imagevenue.com/...
    (muzaffere kaçış, 15.04.2008 12:04)
  17. anadolu ve balkanlarda yaygın olan düalist düşünceden(paulisyenler ve bogomiller) etkilenmiş ve bu yüzden geleneksel(sünni) islam tarafından şiddetle eleştirilmiş ve en sonunda yokedilmiş kişi.

    neyse, kendisi kısa bir süre de olsa komünal bir devlet kurmuştur. anadolu ve rumeli halkının böyle bir hareketi desteklemesi aslında oldukça manidar. günümüzde olsa ilk önce halkın kendisi bedrettin i diri diri yakardı. işin daha ilginci 1940 larda türkler arasında söylenen bir söz vardır;

    "eğer o rus ayıları komünist olmasaydı biz olurduk."
    (soyut, 31.07.2008 10:56)
  18. seyyid nesimi ile görüşmüştür.
    (z3yn3p, 21.12.2008 14:16)
  19. erol toy'un azap ortakları kitabında isyanı anlatılır.
    ne olduğunu ya da ne olmadığını anlamak için bu kitap mutlaka okunmalıdır.
    (artık yeni birşey söylemek lazım, 21.12.2008 17:27)
  20. bazen sarayın en şaşalı odalarında yatıp kalktı, ipek kaftanlar içinde gezdi, yediği önünde yemediği arkasında sefa sürdü. bazen bir tekkenin küçük bir hücresinde bir lokma yemeksizin sırtındaki eprimiş hırkasıyla çile doldurdu. aradığı şey hep hakikatin kendisi idi. bulabildi mi o hakikati, bilinmez. hayatını anlatmakla bedreddin'i anlamak aynı şeyler midir, o da muamma. ama işin ucundan bir yerden de başlamak gerekli.

    bedreddin, bir kadının oğlu olarak başladığı hayatında hep pozitif ilmin peşinden koşacağını düşünüyordu. konya, kudüs, kahire medreselerinde aldığı eğitimlerde hep aklın önderliğini savundu. kalbi aklın önüne geçen engelleyici unsur olarak gördüğünü söyledi durdu. bir çok kitaplar yazdı. yaşadığı dönemin sayılı bilimadamlarından biri oldu kısa sürede. "eski bedreddin'in öleceği ve yeni bedreddin'in doğacağı (kamil insan'a ulaşacağı)" kahire'ye geldiğinde ve çerkes memlükleri'nin sultanı sultan berkuk'un oğluna hoca olduğunda, ününün zirvesindeydi. derken hayatına karısı cazibe girdi ve bedreddin için yeni bir hayat başladı.

    cazibe'nin kız kardeşi sufi şeyhi şeyh ahlati ile evliydi.

    ahlati ile bedreddin ilk olarak sarayda karşılaşmışlardı. ordaki tartışmada bedreddin devamlı olarak aklı ve pozitif bilimi savunmuş, sufi şeyhi ahlati de aklın kalp olmadan fazla bir işe yaramayacağını ileri sürmüştü. işte orda bedreddin bir şeyler farketmeye başlayacaktı; kafası çok karışmıştı.

    ve bedreddin, uzun zaman kafasını kurcalayan şeylerle başetmeye çalıştı: o hakikati arıyordu. insan tanrı'nın vücut bulmuş sureti idi. hakikat, tanrı idi ve o halde insan da hakikatti. o hakikate, yani saf ve gerçek insana ulaşmanın yolu ise, bedreddin çok iyi biliyordu ki, safahatin ve eşitsizliklerin hüküm sürdüğü bir sultan konağından geçmiyordu. bunları düşünüp düşünüp dertlenen, bacanağı, dostu şeyh ahlati'yle devamlı söyleşen ama şehzade hocalığına da devam eden bedreddin, bir gece baldızı ile ne konuştuğu bilinmez, uzun bir sonbet etti ve hemen o an evden çıkıp doğruca sufi şeyhi ahlati'ye gitti. önünde diz çöküp müridi olmak istediğini söyledi. sonra tüm kitaplarını yaktı. ahlati'nin tekkesine kapattı kendini. günlerce çile çekti. mertebeden mertebeye ulaştı. sağlığı bozuldu. iyileşti. yine devam etti. tüm bilim dünyasından, saraydan, ailesinden, şandan ve varlıklardan uzaklaşıp, bir yamalı hırka ile kendini hakikati bulma yoluna adadı; nefsinden arınmış insanı, hakikate en yaraşır olanı aramaya başladı. bu arada kadı olan babası onu geri getirmesi için adam yolladı, yalvardı yakardı, bunca büyük şanı şöhreti bırakmamasını istedi ama bedreddin'i yolundan geri çeviremedi. yaşlı babasını üzmüş olmak sonradan bedreddin'in içini en fazla yakacak olan şeydi.

    derken, şeyh ahlati ölüm döşeğine düştü. ölmeden hemen evvel bedreddin'e son sözlerini söylerken, onu "enelhak (ben "hakk"ım; hakikatin kendisiyim)" dediği için öldürülen "hallac- ı mansur" a benzetti ve "benim varisim ancak sen olabilirsin!" dedi. bu büyük bir iltifattı ama bedreddin, bu iltifata rağmen içinde türlü çekişmelerin, dedikoduların olduğu bu cemaatin başına geçmek istemeyeceğini biliyordu. böylelikle, ahlati'yi toprağa verdikten sonra kahire'den ayrıldı. batı'ya gidiyordu artık; doğduğu topraklara. savaşlarla hayatı zindana dönen insanına yardım edememiş olmak zaten içini yakıyordu. osmanlı karışmıştı. timur'a yenilen sultan bayezid intihar etmiş, saray taht kavgaları ile çalkalanır olmuştu. insanlar açlık ve yoksulluk içinde, eşitsizlikler içinde yitip gidiyordu. vergi borcunu ödeyemeyen köylünün elinden çoluğu çocuğu alınıyor, saray halkı ve ulema zenginleştikçe halk fakirleşiyordu. hükümdar olanın iktidarı büyüdükçe, insanlığı küçülüyordu. hakikat, nefsinden arınmış olan insandı ama nefsinden arınmış olan insan dış alemde yaşananlara sessiz kaldığı ölçüde hakikatten de uzaklaşıyordu. bedreddin, hakikatin yalnızca kendisine değil, tüm insanlığa lazım olduğunu artık biliyordu. bir şeyler yapması gerekliydi. ama bunun için de öncelikle güce ihtiyacı vardı; insan gücüne.

    işte sonra timur'la da bir vesileyle tanışan ve onun türlü makam mevki tekliflerini kabul etmeyen bedreddin, her geçen gün daha da filizlenen eşitlikçi düşüncelerinin etrafında çok sayıda mürid topladı ve o hep anlatılagelen "tarihin ilk büyük köylü ayaklanması" na önder oldu. bedreddin artık hakikati bulmuştu: hakikat, kalbin ve aklın, bilimin ve sufiliğin, esrikliğin ve sağduyunun kesiştiği yerdeydi.

    bedreddin, dinler üstü bir insandır. onun bir dini de yoktur, bir bağlılığı da. o hakikatin hizmetçisi, bilimin ve aklın kesişim yeri, eşitliğin hamisidir.

    (bkz: ben de halimce bedreddinem)
    (meramise, 21.01.2009 13:15 ~ 13:29)
  21. bedreddin'in halk örgütlenmesinin temelinde eşitlik yatar. bedredddin'e göre herkes hakikat (tanrı) katında eşittir. hristiyan'ın yahudi'ye, yahudi'nin müslüman'a, arap'ın acem'e, acem'in türk'e bir üstünlüğü yoktur. halkların hepsi kardeştir ve bu kardeşlerin tek düşmanı onları boyunduruk altında tutan beyler, voyvodalar, padişahlar, çarlardır; kısacası yönetimdeki imtiyaz sahipleridir.

    bedreddin'in en büyük ideali şu idi: mülkiyeti insanların üzeriden alıp nesnelerin üzerine taşımak. insan üzerindeki bir diğer insanın (kulun) hakimiyetini sona erdirip, insanı kendisinin maliki, efendisi haline getirmek ve yine insanı, her bir üyesiyle, ayırmadan, seçmeden, maddi olanın tek maliki kılmak. kulluk sistemini kaldırıp beylerin elindeki toprağı gerçek sahibi olan köylülere vermek ve üretimin ve tüketimin ortak olduğu tam bir komünal yaşam tesis etmek.

    bu amaçlar kısmen gerçekleştirildi. bedreddin'in en büyük yardımcısı, arkadaşı börklüce mustafa ve bir diğer yoldaşı torlak kemal önderliğinde öncelikle izmir- karaburun'da, sonra aydın ve manisa'da ortak üretim ve tüketimin esas alındığı yepyeni bir sosyalist düzen kuruldu. burdaki iş bölümüne dayalı düzende toprak köylünün ortak malı idi. ekim ve biçim ortak olarak yapılıyordu. her zanaat sahibi kendi elinden gelen işi yapıyor, tüm yoldaşlara bu üretilen şeyler ihtiyaçları oranında taksim ediliyordu. yeme, içme gibi işler de kurulan aşevinde kadınların yardımıyla hallediliyordu.

    bu düzende kadınlar da hakikat bacılarıydılar. yüzleri ve isterlerse başları açık olarak geziyor, meclislerde erkeklerin arasında sohbete ve karara katılıyor, savaşta dilerlerse önde bulunabiliyorlardı.

    bu yeni düzende kimsenin kimseye üstünlüğü yoktu. herkes hakikat kardeşleri idi. yönetici konumunda bulunan karar alırken mutlaka herkese danışırdı. yapılacak her türlü eylem ölçülü olmalıydı. çok zorunlu haller dışında kan dökmek yasaktı. müslüman, hristiyan, yahudi farketmez herkes eşitti ve kardeşti.

    bedreddin'in her milletten müridi vardı. bu üç kurtarılmış bölgeye (karaburun, manisa ve aydın) her yerden akın akın insanlar gelip hakikat birliğine katılıyorlardı. ama işte yenilgi de kaçınılmazdı; osmanlı'nın üzerlerine gönderdiği ilk orduyu yenince yüreklenen hakikat savaşçıları, sonradan çok daha kuvvetlenerek onlara saldıran orduya fazla dayanamayıp düşecekler, o esnada bir ormanda az sayıda müridiyle birlikte saklanmakta olan bedreddin ve yakalanmış ve çarmıha gerilmiş halde bekletilen börklüce mustafa hariç tüm liderleri büyük bir törenle işlek bir meydanda asılacak, idamdan hariç tutulan börklüce mustafa çarmıhtayken, bir devenin sırtında, ibret vesikası olsun diye sokak sokak gezdirilecek, halka esas hükümdarın kim olduğu yeniden öğretilecekti. artık hakikat savaşçıları bir ormana çekilip saklanan bedreddin ve onun etrafındaki bir avuç insandan ibaret kalacaktı.

    ama o bir avuç insanın da umudu ve inancı tükenmişti. yaradan zafer sahibinin yanında olurdu her zaman. demek ki artık yaradan onlarla birlikte değildi. ne içindi bu didinme o zaman? bir çok insan neden ölmüştü? artık onların zafere de adil yönetim umuduna da inançları kalmamıştı. rahipler, hahamlar ve imamlar da halkın aklını karıştırmaya başlamışlardı: buyruk verenler, tanrı'nın yeryüzündeki gölgesiydi. biz buyruk verenlere karşı gelmekle acaba tanrıya da mı karşı gelmiştik? tanrıya karşı gelmemiş olsaydık yenilir miydik?.. kafalar artık çok karışıktı ve osmanlı gelip bedreddin'i yakalamasaydı da bu örgütlenmenin sonu çoktan gelmiş gibiydi.

    aslında hakikat savaşçıları bu kadar çabuk düşmezlerdi aralarında padişaha jurnal ileten casuslar olmasaydı. ve yine halk savaşmayı bilseydi, birbirine güvenmeyi öğrenebilseydi de zafer kaçınılmaz olurdu; bulgarlar geri çekilince rumlar da çekilmişler, türkler öne atılmayınca yahudiler de atılmamışlardı ve böylesi deneyimli, eğitilmiş savaşçılardan oluşan osmanlı ordusu onları rahatlıkla tepeleyebilmişti.

    neyse işte olan oldu ve bu bahsi geçen casuslar (ki bunlar kendisine inanılıp güvenilen eski bir bey ve onun maiyeti idi) bedreddin'i tutuklama işini de kendileri üstlendiler ve bir atın terkisine atılmış bir çuval içinde bedreddin'i padişahlarına "sağ olarak" götürüp teslim ettiler.

    sonrasında ulema birleşip bedreddin'i yargıladı. sözümona bedreddin kendini tanrı'ya eş koşmuştu. herkesin gözü önünde hadisleri de çarpıtarak yorumlayan ve bedreddin'i bir an önce ölüme göndermek istediğini de gizlemeden hükmünü veren ulema -ki ulema padişah mehmed çelebi'nin veziri beyazıd paşa tarafından elini çabuk tutması için sıkıştırılıyordu da-, üç gün gece gündüz demeden hazırlandığı iddianamesine ve delillere dayanarak bedreddin'in katline karar verdi.

    burda yapılan büyük haksızlığa bu günden benim vereceğim tepki beyhude olacak biliyorum. ama yapılanın büyük haksızlık olduğunu dillendirmeden de edemiyorum. bedreddin tanrı'ya eş koşan bir zındık değil, tam tersine, tanrı'yı "ali çıkarları" için kullanan yönetici kesime karşı gelen, "hakk" deyip halkı sömüren zihniyete karşı halkı uyandıran bir yürekti. ama onun idamı "zındık" olduğu hükmü ile meşrulaştırıldı. menfaatlerine dokunulan beyler, efendiler ve onların şakşakçısı ulema, kamu vicdanını "ama o zındıktı" savunmasıyla rahatlattı ve bir daha böylesi bir zındıklığa kalkışmak isteyen olursa onun sonunun ne olacağı halka gösterildi. yeni egemenliğiniz hayrola!

    ne diyor bedreddin: "beni kara toprakta değil, hakikati anlamış insanların yüreklerinde arayın."

    onu idam ederken çırılçıplak soyup alemin gözü önünde sözümona onu aşağılayan cellada ve onun zihniyetine de ne diyeyim bilmem ki.

    "ben de halimce bedreddinem" den alıntıyla:

    idamlarla ilgili bir sahne: börklüce mustafa çarmıhta. parmaklarını kırıyor cellat elindeki kerpetenle. kolları kan içinde celladın. gelip yardımcısı kanı siliyor. yüzünde büyük bir gülümsemeyle duran börklüce'nin gözü önünde tek tek tüm yoldaşlarının başı kesiliyor. ortalık kan gölü. börklüce ağlıyor. hala çarmıhta. her başı kesilen "iriş şeyh bedreddin!" diye bağırıyor başını sehpaya koyarken; "yetiş şeyh bedreddin!" idamlar bitince börklüce bir devenin üstünde öylece çarmıhtayken gezdirilecek; ee aleme ibret lazım!

    seyderenlerden biri de öldürülenlerden doğan'ın oğlu küçük doğan (baba oğul ikisi de doğan). annesi çatışmada ölünce, babası da savaşta önde gidenlerden olunca onu şeyhoğlu satı'ya emanet etmişler. satı da bedreddin'e haber taşımaktaymış. yolda uğradıkları kasabada yoldaşlarının yakalandığını ve idam edileceğini tesadüfen öğrenmiş ve yine tesadüfen seyre koyulmuş. içi yanıyor ama belli edemiyor; çocuk ona emanet ve onların da hakikat yolcularından olduğu anlaşılırsa çocuğun hayatı tehlikeye girecek. birden yanındaki çocuğun babası doğan idam sehpasına çıkarılıyor. kitaptan aynıyla alıntı:

    "- baba! diye bir çığlık koptu doğan'ın ağzından.
    herkes önüp onlara baktı.
    - ne oldu oğlum? dedi aşık, çocuğa eğilerek. bakışlarıyla 'sus!' diyordu doğan'a. zavallı çocuk dudaklarını ısırdı. yüzünde kan diye birşey kalmamıştı. gözlerinde öyle bir acı, bir umut vardı ki, aşık kendini tutamadı, çocuğun başını yere doğru eğdi. şu anda ona yapabileceği tek iyilik oydu: az sonra olacakları görmemesini sağlamak.
    ama doğan silkinip ensesine bastıran elden kurtuldu. çocuk, kendine acımıyordu..
    haklısın yavrum! bak! bak ve unutma!" (ben de halimce bedreddinem, evrensel basım- yayın, sayfa 410)

    gel de ağlama bu küçük çocuğa.

    küçük bir not: "sosyalist düzen", "kurtarılmış bölge", "yoldaş" gibi kavramlar, bedreddin dönemi için eğreti ifadeler. bedreddin her ne kadar sosyalist bir düzeni savunmuş olsa da o zamanlar onun düzeni "sosyalist düzen" adıyla anılmıyordu. "yoldaş" yerine "hakikat yolcuları" diyorlardı onlar mesela ama ben bazı yerlerde "yoldaş" ı kullandım. bu şu sebepledir: bugünden o güne bakarken, o günün bugünküne karşılık gelen kurumlarını, bugün onlar için kullandığımız kavramlarla, yani alışık olduğumuz, anlamını daha iyi bildiğimiz kavramlarla anlatırsak, o günü bugün için daha anlaşılır kılabiliriz. anlatımda bilinçli ve yaygın olarak kullandığım sosyalist jargonun kullanılma sebebi budur.
    (meramise, 26.01.2009 10:36 ~ 29.01.2009 22:58)
  22. şeyh bedreddin'in iki ayrı yönü vardır. biri onun bir düşünce insanı, ötekiyse bir eylem insanı olduğunu gösterir. onun düşüncelerini eylemlerinden, eylemlerini düşüncelerden ayrı tutma olanağı yoktur. o bu iki varlık içinde bir 'bütün'dür. düşünceleri kendi somut varlığıyla, eylemleri çevresinde toplananlarla bağlantılıdır. düşüncelerini kendi özel çalışmalarını ve eylemlerini yandaşlarının emekleri, izinden yürüyenlerin çabaları gerçekleştirmiştir. şeyh bedreddin, kaynakların bildirdiği nitelikte, sığ, olumsuz birisi değildir. bütün suçu( ki varsa), çağına aykırı bir düşünceyi benimsemesi, bulunduğu çağla çatışık duruma gelmesidir. uygarlık tarihi bize bütün yenilikçilerin, ileri görüşlülerin çağları ile bağdaşmadıklarını, çok dar sınırlar içinde de olsa, özel bir savaşa giriştiklerini göstermektedir. çağıyla bağdaşan, geçmişten aldıklarını sırtında bir yük gibi geleceğe taşımaya çalışan, bunu bir gelenek görevi sayan kimselerin uygarlık alanında söyleyecekleri de yoktur. onlar birer yükçüdür, sırtlarına ne vurulmuşsa onu taşımakla yükümüdürler. işte toplumları geri bırakan, aydınlığın yayılmasını ve ışığın karanlık yörelere girmesini önleyenler de bilinçsiz yükçülerdir. onların oldukları yerde yalnız taşımak eylemi geçerlidir. yaratma suçtur, yasaktır.


    eskilerin, özellikle ortaçağ denen dönemde yaşamışların çağımızla bağdaşmayan davranışları kendi inançlarına göre yorumlanırsa tutarlı sayılabilir. ancak bu davranışlar günümüzde de geçerli sayılırı, sürdürülmek istenirse iş değişir. türk toplumun yerinde duruyor yargısına varılır.

    evet bu ülkede uygarlık yaratıcı bir atılım değil de bir kavram olarak vardır. bi bakın gazetelerimizde dergilerimizde yazmayı alışkanlık haline getirmiş, geçim kaynağını yazarlık olarak benimsemiş ünlü köşe yazarlarına. şeyh bedreddin'in adını bile duymamış bilginlerimiz çoktur dersek yalan söylemeyiz. kim ne derse desin, kim ne yazarsa yazsın, uygarlık bakımından kopuk ve tutarsız bir toplumuz. yaratıcı olmaktan çok yükçülüğü severiz. yılan bile gömlek değiştirerek kendini yeniler de biz toplum olarak yenileyemeyiz.

    bi düşünün, neden bütün yeniliklere karşı çıkanlar, sonradan bu yeniliklerden en çok yararlananalardır diye***. çıkarların, yararların dışında bir şey çıkmayacaktır karşınıza.

    şeyh bedreddin'i asan toplum kıtlığı, yönetim yavanlığı, ondan en az yüz elli yıl sonra çalışmaya başlayan, gökbilimin osmanlı toplumunda gözleme dayanan kurucusu sayılan tukiyüddin'i bile suçlamış, istanbul'da görülen veba salgınını, kuyrukluyıldız'ın geçişini onun uğursuzluğuna yorumlamış ve bütün çalışmalarını yasaklamıştı. çağın yöneticilerinde kılıç ali paşa bu ünlü bilginin bugün tophane sırtlarında kurduğu gözlemevini yıktırmış onunla ilgili ne varsa yoketmişti(1579). aziz nesin'in yakılması girişimi de bu olaylara eklemlenirse tarih çizgisi daha net anlaşılır.

    bu anlatılanlar, okuyucu için gereksiz görülebilir ilk etapta. ancak olayları tarih çizgisi üzerinde yürüyen gelişim doğrultusunda, izlemek isteyenler bambaşka sonuçlar çıkarmakta gecikmezler. toplum biri gelişmeye karşı katı, biri değişimci olmak üzere iki kesit'e ayrılmıştır. bunun için şuraya bakılabilir: (bkz: diyalektik materyalizm/@2979514)

    katının katılığını uygarlığın en etkili sıcaklığı bile yumuşatamıyor. değişimci kesim ise yarattığı ürünlerle gelişimi sağlıyor. bu değişim de toplumumuzda klasikleştiği üzere daha sonraki dönemlerde anlaşılabiliyor. şeyh bedreddin, takiyüddin, aziz nesin bu kesimin ışıklarıdır. onları besleyen, yetiştiren toprağın yüreğinden çıkmış daha niceleri vardır.


    son tahlilde şeyh bedreddin anadolu'da bir olaydır. doğumla ölüm arasında geçen bir süreyi dolduran, belli bir kişi değildir. yılların biriktirdiği inancın, bir toplumun özleminin onun kişiliğinde, çevresinde toplananların giriştikleri eylemlerin dışa vuruşudur.

    şeyh bedreddin ve varidat ismet zeki eyuboğlu sf:7-10 1987'ye tarafımdan çeşitli eklemelerle ve düzenlemelerle yazılmıştır.
    (asayisberkendal, 26.01.2009 11:44 ~ 11:51)
  23. nazım hikmet'in "simavne kadısı oğlu şeyh bedrettin destanı"ndan:

    yağmur çiseliyor,
    korkarak
    yavaş sesle
    bir ihanet konuşması gibi.

    yağmur çiseliyor,
    beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
    ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

    yağmur çiseliyor,
    serezin esnaf çarşısında,
    bir bakırcı dükkânının karşısında
    bedreddinim bir ağaca asılı.

    yağmur çiseliyor.
    gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
    ve yağmurda ıslanan
    yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
    çırılçıplak etidir.

    yağmur çiseliyor.
    serez çarşısı dilsiz,
    serez çarşısı kör.
    havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
    ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

    yağmur çiseliyor.
    (zumrudu anka, 26.01.2009 15:50)
  24. 'toplumda herşey ortak olmalıdır, yarin yanağından başka..' sözünü söyleyen şahsiyettir.
    (ağlayankekinkankasınınkankasınınkankası, 14.03.2009 01:22)
  25. birinci mehmed

    bedreddin yaşıyor mu hâlâ?

    ben ki yazmalara ve bala
    hükmedendim; ihaneti gül diye
    resmedendim; denizin gönderine ölümü
    çektirendim ben, lala

    bedreddin yaşıyor mu hâlâ?

    dersin ki onu, mülhidlerini
    ormandan ayırmak olası değil
    boynu lâleden geçilmez
    saçları taflandır ve çağla
    ve alnı ak ketende yaban çileği
    gibi dağılan onlardı, lala

    bedreddin yaşıyor mu hâlâ?

    kuşlarla akan ipeği
    göllerde uçan çiniyi
    ve sevdayı, umarsız kına çiçeği
    gibi bölüşen onlardı, lala

    bedreddin yaşıyor hâlâ.

    (bkz: hilmi yavuz)
    (pembe diş macunu, 21.03.2009 22:35 ~ 22:36)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil