amacı 13 şubat 2008'de yapılan iki ayrı türban karşıtı eyleme göz dağı vermek olan ve "
kurtuluş partisi gençliği" tarafından karşılık verilmiş bildiridir.
itü’de şeriata geçit yok !
bilindiği gibi bugün, 75. yıl sosyal merkezi yemekhanesi’nde bir kısım militan şeriatçı çevrelerin, ortaçağcı akp hükümetinin faşist mhp ile birlikte üniversitelerde laikliği ortadan kaldıracak düzenlemelere tepki gösteren itü’lü öğrencilere “ayağınızı denk alın, şeriatın kestiği parmak acımaz yoksa” mesajının verildiği bir bildiri dağıtıldı. bildiriyi dağıtanlar ve başlarında nöbet tutanlar, itü öğrencisi olmayıp dışarıdan gelen bir grup şeriatçıydı. anlaşılan, aydın itü öğrencilerinin gericiliğe zerre destek vermemesi, güzellikle yapamadıklarını tehditle yapmaya çalışmalarına neden olmuş. itü öğrencileri nezdindeki acizlikleri, kaleme aldıkları bildiriden anlaşılmaktadır.
bilindiği gibi türban, abd ve ab emperyalizmin “ılımlı veya radikal” her şekliyle desteklediği “siyasal islam”ın, türkiye’nin cumhuriyet devrimlerinin yok edilip ortaçağdaki karanlık günlere geri dönmesini, böylece halklarımızın yarı-sömürgelikten de öte bir sömürü altına sokulmasını sağlayacak karanlık düşüncenin simgesidir. emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin bu planlarına karşı mücadele etmek; bu durumun farkında olan her onurlu aydın gencin vazifesidir.
aydın gençliğimiz bilmektedir ki “din halk kitlelerinin afyonudur”. din, bireylerin zihinlerini dogmalarla körelterek “özgürce” düşünülen, sorgulayan ve hiçbir dogmanın etkisinde kalmayan, araştırmacı bilim insanları yetişmesini engeller. ortaçağın “karanlık” bir çağ olarak anılması boşuna değildir. dinin, bilimin “üretildiği” modern üniversitelerde etkinlik göstermesi ve onu medreseleştirmesi kabul edilemez. aydın gençliğimizin, günümüzde sorunlu da olsa verilen modern bir üniversite eğitiminin elden gidişine sessiz ve seyirci kalması beklenilemez.
laiklik en öz tanımıyla dinin siyasal, bilimsel ve toplumsal sisteme müdahale etmesinin engellenmesi ve bu alanlardan tasfiye edilmesidir. çok sık dile getirildiği gibi “din ve vicdan özgürlüğü” ile sınırlı değildir. daha da doğrusu laiklik; bir “özgürlük” değil, aksine dini siyasi bir “afyon” şeklinde kullanan sömürücüler üzerinde hukuki olarak “baskı ve zor uygulanması”dır. bu baskı, insanlığın ulaştığı bilinç düzeyinde tüm insanların özgürce yaşayabilmesi için gerekli bir baskıdır. tıpkı kimsenin naziliği savunup milyonlarca insanı katletmek istemesini “özgürce” ifade etmesinin, demokratik özgürlük kavramı içinde değerlendirilemeyeceği gibi. insanlığın ve bilimin gelişimi üzerinde baskı kurabilecek ve onu geriye götürecek her tür “düşünce” de yasaklanmalıdır.
bugün dağıtılan bildiriden anlıyoruz ki, bu bildiriyi kaleme alan zihniyet; ortaçağ kiliselerinden farksızdır. “başörtüsü bir inanç meselesidir ve kimsenin inancı sorgulanamaz.” diyerek dinin bilim üzerindeki tahribatını sorgulayan aydın gençliğimize “bilimsel düşünce yasağı” uygulayabilecek kadar da “özgürlükçü(!)”dürler. bu bizim çeyrek “mücahit”ler engizisyon mahkemelerinin luthercilere işkence yaparak suçluluklarını kabul ettirmeye çalışması başaramazsa da öldürmesi gibi, laik eğitimi savunan aydın gençliği “islam’ı kendisine şiar edinen itü’lü müslüman öğrenciler olarak, ne vesileyle olursa olsun islam’a ve onun aziz değerlerine –ki başörtüsü de bu değerlerden biridir- yapılan saldırılara gereken cevabı vermekten de geri durmayacağız.” şeklinde kabadayı tehditleriyle korkutmaya bastırmaya çalışmaktadırlar.
hayatta tek gerçek pusula olarak bilimi kabul eden aydın itü öğrencileri ve öğretim üyeleri olarak, hükümetten aldıkları destekle sivas’ta salyalarını akıtarak aydınları yakanların hortlamasına ve üniversitelerimizi ele geçirip medreseleştirmesine müsaade etmeyeceğiz ! onların beklediği gibi, karanlıkla savaşmaktan korkmuyoruz ! karanlık zihinlerinin karanlık planlarında, gözlerini kan bürümüş hem hükümetteki hem üniversitedeki bu ortaçağcılara ve onları üzerimize salan emperyalizme karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz !
itü’de şeriata geçit yok !
itü medrese değildir !
kurtuluş partisi gençliği