belki ilginizi çeker
  1. · kurtuluş partisi gençliği
  2. · itü müslüman öğrencileri
gündem
  1. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  2. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  3. · google wave
  4. · babaların garip huyları
  5. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  6. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  7. · aşk ı memnu
  8. · anatolianrock com
  9. · ata tecavüz etmek

şeriatçıların itü yemekhanesinde dağıttığı bildiri  

  1. bugün yani 14 şubat 2008'de itü 75. yıl yemekhanesinde itülü müslüman öğrenciler adıyla dağıtılan hükümetin türban düzenlemesini savunan ve son paragrafında açıkça tehditler savuran bildiridir. bildiri metni şöyledir:

    allah’ın adıyla…

    başörtüsüne dair

    ülkemiz gündemi gerek dünya gündemiyle paralel, gerekse münferit olaylarla her geçen gün yeni bir mecraya sürüklenmektedir. bugün tartışılan bir konu alelacele gündemden düşürebilmekte ya da konuşulması gereken bir mesele suni gündemlerle perdelenebilmektedir.

    gündeme geliş sebebi her ne olursa olsun, bugün tartışılan başörtüsü meselesi bu ülkenin kanayan bir yarasıdır. tamamen keyfi bir sebeple ülke gündemine sokulmuş, ardından süreç içerisinde sanal bir rejim sorununa dönüştürülmüştür. görünen odur ki ortaya atıldığı ilk günden beri tutumu hangi yönde olursa olsun –özellikle siyaset arenasında- rant kaygısı güden bazı çevrelerce bu meselenin büyütülmesi, çıkar sahipleri açısından oldukça kârlı bir işe dönüşmüştür. zira lehte veya aleyhte uzun yıllardır bu yasağı siyasetine alet eden herkes, meseleyi kendi çıkarına göre kullanmıştır.

    başörtüsü bir inanç meselesidir ve kimsenin inancı sorgulanamaz. reşit bir kişinin neye inanıp inanmayacağına müdahale etmek, bu konuda bol keseden fetvalar vermek haddi olmayan hiç kimsenin hakkı değildir. hele ki, temel bir insan hakkına uygulanan yasağın hiçbir açıklaması olamaz. müslümanların hayat kitabı kur’an’la ve onun pratiği olan sahih sünnet’le kesin olduğu üzere, başörtüsü takmak kendini müslüman olarak tanımlayan her kadının sorumluluğudur. nasıl ki takmamak bir tercih olarak lanse edilebiliyorsa, takmak ve öğrenimini bu sorumluluğunu yerine getirerek sürdürmeyi talep etmek de bir haktır. doğal olarak bu hakkın tartışmaya açabilmesi ve konunun bu şekilde çözülmeye çalışması da başlı başına bir tartışma konusudur.

    daha önceki birçok süreçte olduğu gibi bu süreçte de islami hassasiyeti bilinen insanlara yönelik tahriklerle ortamın gerilmeye çalışıldığı açıktır. özellikle okulumuzda, gerek itü yönetimi ve gerekse de birkaç kişiyi geçmeyen grupların dışarıdan toplama adamlarla yaptığı eylemler bunun en somut örneğidir. elbette ki bu provokasyonların kimin çıkarına olduğunu hem itü öğrencileri hem de müslüman halkımız gayet iyi bilmektedir.

    bunun bilincinde olan ve hiçbir bir siyasi parti veya grubun politikalarıyla alakası olmayan bizler de bu süreçte tahriklerden etkilenmeyip provokasyonlara gelmeyeceğiz. fakat islam’ı kendisine şiar edinen itü’lü müslüman öğrenciler olarak, ne vesileyle olursa olsun islam’a ve onun aziz değerlerine –ki başörtüsü de bu değerlerden biridir- yapılan saldırılara gereken cevabı vermekten de geri durmayacağız.

    itü’lü müslüman öğrenciler

    edit:sanki ben yazdım ben dağıttım bu bildiriyi.hemen de eksi oyları almış.ya da itülü müslüman öğrenciler burada mı?
    (dahianlamindakideayriyazilir, 14.02.2008 23:02 ~ 15.02.2008 03:20)
  2. amacı 13 şubat 2008'de yapılan iki ayrı türban karşıtı eyleme göz dağı vermek olan ve "kurtuluş partisi gençliği" tarafından karşılık verilmiş bildiridir.


    itü’de şeriata geçit yok !

    bilindiği gibi bugün, 75. yıl sosyal merkezi yemekhanesi’nde bir kısım militan şeriatçı çevrelerin, ortaçağcı akp hükümetinin faşist mhp ile birlikte üniversitelerde laikliği ortadan kaldıracak düzenlemelere tepki gösteren itü’lü öğrencilere “ayağınızı denk alın, şeriatın kestiği parmak acımaz yoksa” mesajının verildiği bir bildiri dağıtıldı. bildiriyi dağıtanlar ve başlarında nöbet tutanlar, itü öğrencisi olmayıp dışarıdan gelen bir grup şeriatçıydı. anlaşılan, aydın itü öğrencilerinin gericiliğe zerre destek vermemesi, güzellikle yapamadıklarını tehditle yapmaya çalışmalarına neden olmuş. itü öğrencileri nezdindeki acizlikleri, kaleme aldıkları bildiriden anlaşılmaktadır.

    bilindiği gibi türban, abd ve ab emperyalizmin “ılımlı veya radikal” her şekliyle desteklediği “siyasal islam”ın, türkiye’nin cumhuriyet devrimlerinin yok edilip ortaçağdaki karanlık günlere geri dönmesini, böylece halklarımızın yarı-sömürgelikten de öte bir sömürü altına sokulmasını sağlayacak karanlık düşüncenin simgesidir. emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin bu planlarına karşı mücadele etmek; bu durumun farkında olan her onurlu aydın gencin vazifesidir.

    aydın gençliğimiz bilmektedir ki “din halk kitlelerinin afyonudur”. din, bireylerin zihinlerini dogmalarla körelterek “özgürce” düşünülen, sorgulayan ve hiçbir dogmanın etkisinde kalmayan, araştırmacı bilim insanları yetişmesini engeller. ortaçağın “karanlık” bir çağ olarak anılması boşuna değildir. dinin, bilimin “üretildiği” modern üniversitelerde etkinlik göstermesi ve onu medreseleştirmesi kabul edilemez. aydın gençliğimizin, günümüzde sorunlu da olsa verilen modern bir üniversite eğitiminin elden gidişine sessiz ve seyirci kalması beklenilemez.

    laiklik en öz tanımıyla dinin siyasal, bilimsel ve toplumsal sisteme müdahale etmesinin engellenmesi ve bu alanlardan tasfiye edilmesidir. çok sık dile getirildiği gibi “din ve vicdan özgürlüğü” ile sınırlı değildir. daha da doğrusu laiklik; bir “özgürlük” değil, aksine dini siyasi bir “afyon” şeklinde kullanan sömürücüler üzerinde hukuki olarak “baskı ve zor uygulanması”dır. bu baskı, insanlığın ulaştığı bilinç düzeyinde tüm insanların özgürce yaşayabilmesi için gerekli bir baskıdır. tıpkı kimsenin naziliği savunup milyonlarca insanı katletmek istemesini “özgürce” ifade etmesinin, demokratik özgürlük kavramı içinde değerlendirilemeyeceği gibi. insanlığın ve bilimin gelişimi üzerinde baskı kurabilecek ve onu geriye götürecek her tür “düşünce” de yasaklanmalıdır.

    bugün dağıtılan bildiriden anlıyoruz ki, bu bildiriyi kaleme alan zihniyet; ortaçağ kiliselerinden farksızdır. “başörtüsü bir inanç meselesidir ve kimsenin inancı sorgulanamaz.” diyerek dinin bilim üzerindeki tahribatını sorgulayan aydın gençliğimize “bilimsel düşünce yasağı” uygulayabilecek kadar da “özgürlükçü(!)”dürler. bu bizim çeyrek “mücahit”ler engizisyon mahkemelerinin luthercilere işkence yaparak suçluluklarını kabul ettirmeye çalışması başaramazsa da öldürmesi gibi, laik eğitimi savunan aydın gençliği “islam’ı kendisine şiar edinen itü’lü müslüman öğrenciler olarak, ne vesileyle olursa olsun islam’a ve onun aziz değerlerine –ki başörtüsü de bu değerlerden biridir- yapılan saldırılara gereken cevabı vermekten de geri durmayacağız.” şeklinde kabadayı tehditleriyle korkutmaya bastırmaya çalışmaktadırlar.

    hayatta tek gerçek pusula olarak bilimi kabul eden aydın itü öğrencileri ve öğretim üyeleri olarak, hükümetten aldıkları destekle sivas’ta salyalarını akıtarak aydınları yakanların hortlamasına ve üniversitelerimizi ele geçirip medreseleştirmesine müsaade etmeyeceğiz ! onların beklediği gibi, karanlıkla savaşmaktan korkmuyoruz ! karanlık zihinlerinin karanlık planlarında, gözlerini kan bürümüş hem hükümetteki hem üniversitedeki bu ortaçağcılara ve onları üzerimize salan emperyalizme karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz !

    itü’de şeriata geçit yok !
    itü medrese değildir !

    kurtuluş partisi gençliği
    (mühendis pervane, 14.02.2008 23:13 ~ 23:20)
  3. itü'lü müslüman bir öğrenci olarak kale bile almayacağım yazıdır, keza sadece sadece bizi bölmek isteyen dış güçlerinin maşası bir grup provakatörün işidir.
    (stocky2001, 14.02.2008 23:14)
  4. "reşit bir kişinin neye inanıp inanmayacağına müdahale etmek, bu konuda bol keseden fetvalar vermek haddi olmayan hiç kimsenin hakkı değildir."

    dedikten sonra

    "...başörtüsü takmak kendini müslüman olarak tanımlayan her kadının sorumluluğudur."

    diyerek beni hiç şaşırtmamış yazı. "ben müslümanım" diye ortaya çıkınca kimsenin haddi olmayan senin haddin oluyor, değil mi?
    (goyathlay, 14.02.2008 23:17 ~ 15.02.2008 00:32)
  5. (lunatic, 14.02.2008 23:18 ~ 23:18)
  6. "aydın gençliğimiz bilmektedir ki “din halk kitlelerinin afyonudur”. din, bireylerin zihinlerini dogmalarla körelterek “özgürce” düşünülen, sorgulayan ve hiçbir dogmanın etkisinde kalmayan, araştırmacı bilim insanları yetişmesini engeller. ortaçağın “karanlık” bir çağ olarak anılması ........ "

    şeklinde başlayan paragraf tamamen önyargılı bir düşüncedir. yazının(sözün) sahibi dinini yaşadığı zaman farklı yerlere yöneliyorsa bu tamamen kendisinin sorunudur. çok dindar olan yüzlerce hristiyan, musevi, müslüman ve nice dinlere inanan bilim adamı yıllardan beri vardır.

    lakin bu dindarlığın yeri üniversiteler değildir. türbanın kenan evren zamanında yasaklanmasının yanlışlığı veya doğruluğu tartışılabilir fakat bugün, bu siyasi atmosfer içerisinde türbanın serbest bırakılmasının laikliği zedeleyeceği kesindir.
    (yagmurdaucankelebek, 14.02.2008 23:27 ~ 23:28)
  7. (jayhunx, 14.02.2008 23:53)
  8. itülü müslüman öğrencilerin dağıttığı sonra toz olduğu, altından ne çıkacağı merak edilendir.
    (mühendis pervane, 18.02.2008 16:00)
  9. elime geçmemiş bildiri. tam zıttı görüşü savunan bir kaç tane bildiriyi elime tutuşturmuşlardı ama. hatta yemekhanenin ortasında imza topluyorlardı filan.

    sözkonusu bildirinin tehdit içerdiği söylenmiş, bir de cevap olarak dağıtılan bildiriye bakalım:

    "itü’de şeriata geçit yok !"

    şimdi şeriatın ne demek olduğuna bakalım (bkz: @282024)

    "müslümanların yaşamını düzenleyen kurallar bütünü". şeriat hz. muhammed'in getirdiği kuralların hepsine verilen addır. yani bir nevi islam'ın ta kendisidir.

    "itü'de teokrasiye geçit yok!" deseler anlayacağım, tartışacağım. fakat bu çocuklar kurdukları cümlenin ne anlama geldiğini bilmiyorlar aslında. şu halde kendilerini aydın olarak tanımlamaları da oldukça gülünç kaçıyor.
    (kısaveacısız, 20.02.2008 04:38 ~ 05:12)
  10. içinde rejim değişikliği veya şeriat talebi ile ilgili birşey içermeyen bildiri. daha önce de yüzbinlerce kez söylendiği inanç gereği yapılan birşeyden dolayı öğrenim hakkının engellenmesinin kabul edilemezliğini vurguluyor, ki zaten bu olayın kendisi laikliği en çok zedeleyen şeydir.

    insanların elde etmeye çalıştığı haklar sizin umrunuzda olmayabilir, hatta kendi özgürlük anlayışınızla o insanların o haklara sahip olmalarını da istemeyebilirsiniz. ancak bir dayanak sahibi olmadan insanları rejim düşmanlığı itham etmek en hafif tabirle terbiyesizliktir. hele hele sırf baş örtmenin özgür bırakılmasını savunduğu için bir kesimi toptan rejim düşmanı ilan etmek bölücülüğün en basit hali, faşizmin en güzel örneğidir.
    (easy company, 20.02.2008 05:05)
  11. beyazıt'ta abdest alıp cihad namazları kıldıktan sonra, devrimci öğrencilere en vahşi şekilde saldıran "şeriat"çı (ki evet, şeriat, çünkü şeriat bu ülkede bilimi tehdit eden gerçekliktir. misal, vatikan'a dair bir söylem olmaz bu ülke aydınları tarafından. çünkü vatikan bizim üniversitelerimizi dinin egemenliğine sokmak için bir tehdit değildir. türkiye şartlarında, ortaçağcı tehdit olarak adlandırılan şey "şeriat"tır ama bu islam'ın kendisi midir sahtesi midir, bilemeyiz.) mücahitçiklerin arkasında demokrasicilik oyunu oynayan, hak ve özgürlük talebi diye açıkça dile getirilen tehditi yalanlayacak kadar da bu "şeriatçı"ların kuyruğuna yapışmış olanları, turnusol kağıdı gibi, görebilmemize yarayan bildiridir.

    faşizmin ne olduğunu bilmeden din karşıtlığı olarak "aydınlanma" hareketlerini faşist olarak niteleyebilecek bir zihniyetten, daha fazlası beklenilebilir mi? solucanların iki bilinmeyenli denklem çözmesini beklemektir bu. gerçi, pek çok omurgasız hayvanın dahi; çorum, maraş, sivas katliamlarında salyalarla kendinden geçen yaratıkların kuyruğu olmayı, onların pisliklerini yalayarak temizlemeyi ve bilimselliği, üniversitelerin özgürlüğünü savunanlara "faşist" demeyi kaldıramayacak midesi vardır. onlar, bizim bu "çeyrek" aydıncılarımızdan daha omurgalıdırlar velhasıl.

    faşizmin, her zaman dini kullandığını anlatmaya gerek yok. gerçek faşistin mhp olduğunu (bkz: 24 aralık 1978 maraş katliamı) (bkz: çorum katliamı), şeriatçıların da "hesabını soracağız, cevabını vereceğiz" dediklerinde neler yaptığını (bkz: sivas katliamı) belirtmeye gerek görmüyorum. dünyanın en gerici iki unsurunun dümen suyundaki arkadaşlar, o köpüklü sularda, "ötenazi hakkı"nı savunabilirler ancak. zira, kendi sonlarını getirecek, kendi savundukları şeydir.
    (mühendis pervane, 20.02.2008 16:54)
  12. kendi bildirilerinde belirttiklerine göre "hele ki, temel bir insan hakkına uygulanan yasağın hiçbir açıklaması olamaz." temel bir insan hakkı konusunda ahkam kesenlere sormak isterim.
    en temel hak yaşama hakkı olduğuna göre bu 2 temmuz 1993 tarihi size ne ifade ediyor? yoksa kutsal kitapta baş örtüsü takmanın her kadının sorumluluğu olduğunun yanında canınız sıkılınca da otel yakın karşısına geçin "ya allah bismillah" diye bağırın 37 insanın canlı canlı yanışını keyif alarak izleyin mi yazar?

    gelelim 16 şubat 1969'a.. bugün gaztesinden mehmet şevki eygi; "'büyük fırtına patlamak üzeredir, müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. ben namazımı kılar, tespihimi çekerim... etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... cihat eden zelil olmaz. sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır."şeklindeki provakatif yazılar yazarak olayların büyümesine zemin hazırlamıştır ve iki insanın ölmesine 200 insanın yaralanmasına yol açmıstır..

    bu mudur sizin demokrasi anlayışınız sevgili itülü müslüman arkadaşlarım. siciliniz bu iken insan hakları konusunda ahkam kesmeniz garip değil mi sizce de?
    (alajuve, 20.02.2008 17:24)
  13. gerek bu bildiride gerek karşı bildirilerde dikkatimi çeken özgürlük özgürlük diyip karşı cenah üyelerinin itü öğrencisi olamayacak kadar zavallı tipler olduğu vurgusunun yapılması. karşı taraf hep okul dışından, karşı tarafın sayısı hep az, hep zavallı.
    (recai pengül, 21.02.2008 00:41)
  14. "başörtüsü bir inanç meselesidir ve kimsenin inancı sorgulanamaz ancaaak müslümanların hayat kitabı kur’an’la ve onun pratiği olan sahih sünnet’le kesin olduğu üzere, başörtüsü takmak kendini müslüman olarak tanımlayan her kadının sorumluluğudur."

    yani neymiş kimsenin inancı sorgulanamazmış ama başörtüsü takmak müslüman olmanın sorumluluğuymuş. yani daha açık söylemek gerekirse başörtüsü (bildiğin türban) takmayan kadın sorumluluklarını yerine getirmeyen, kötü bir müslümanmış.

    lakin bu özgürlük düşkünü arkadaşlar sayesinde mahalle baskısı falan yokmuş ve herkes olanca özgürlüğü ve pür neşesiyle türban sarmaktaymış kafasına.

    yani tutucu bir mahallede oturan bir kadın mini eteğiyle saçlarını savura savura geçtiğinde(ki yerse!) arkasından"vay kafir orospu" değil, "olabilir sevgili müminler inanç özgürlüğü bu!" deniyormuş arkasından.

    biz bu insanları yanlış anlamışız bunca zaman! hay aptal kafa!
    (kedikara, 21.02.2008 00:45)
  15. zamanında, "x üniversiteli müslüman öğenciler"le imzalı beyaz tahtalarda "örtünün, örtünün" ayetlerini üniversitede okuyan modern kızların gözlerine gözlerine sokan, eğer hedef seçilen kız kaale almazsa "hafifçe dövme" usulüne başvuranların bugün "özgürlükçü" kesildiği ve "amanın efendim şeriatçı mı dediniz, yok ben ondan değilim ben bireysel özgürlükçüyüm. misal siz de karetta karettaların özgürlüğünü savunun ben de sizi savunayım"cıların bu "özgürlükçü" mücahitlerimizin kulu kölesi olduğu gerçeği garip geliyor belki bazılarına. şaşacak bir şey yoktur efendim, ünlü şiirde dediği gibi;

    "niş'i akrep ne ez pey'i kin est
    muktezâ'yi tabiateş in est."

    (akrebin sokması kininden değil, doğası gereğidir)
    (mühendis pervane, 23.02.2008 03:07)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil