|
|
- mevlana'nın mürşidi, müridi, dostu, sevgilisi.. mevlana üst düzey bir ilim ve din adamıdır, bütün konyada hatta çevre illerde adını duyan kapısına gelmektedir. orta yaşlardadır, eşi, çocuklarıyla hayatını sürdürmektedir. işte böyle bir zamanda tebrizli şems mevlana'nın hayatına girecek, sorularına cevap olacak, onu bu dünyadan alacak, manevi dünyanın kapılarını açmasına ortak olacaktır. şems bazı zamanlar ortadan kaybolur, mevlana perişan olur, yanıp kavrulurken en güzel dizelerini de bu zamanlarda yazar. kavuşunca iki deniz buluşur, sözler bu defa mutlulukla su gibi çağlar. günlerce bir odaya kapanıp sohbete, ibadete, arayışa, arınmaya gark olurlar. bu ender birliktelik, hain dillerde farklı yorumlanır, mevlanın oğlu da galeyana gelerek şems'i öldürür..
- asıl adı şemseddin muhammed olan iranlı bi mutasavıftır.
bilginin ancak insanın gerçeği kavramasındaki yetersizliğini gösterdiğini,gerçeğe ancak aşkla ulaşılabileceğinide ileri sürmüştür.
- mevlananın yüreğini yakalayabilen kişi.
mevlananın methini duyan şems, birgün ziyaretine gelir ve sözleriyle mevlanayı büyüler. o zamana kadar tasavvuf ilmi mevlanaya babasının müridleri tarafından anlatılagelen bir ilimdir. şemsin mevlanada bulduklarıyla tasavvufun engin yüzü ortaya çıkmıştır.
mevlana ve şems bilindiği üzre bir odaya kapanıp şarap içerlermiş.. bundan fena halde rahatsız olan müridler, şemsi hz. peygamberin sözleriyle uyarırlar. şems de cevap olarak: sizin aklınız yok mu? ne diye başkasının sözleriyle beni uyarıyorusunuz, olur.
bunun üzerine şems bağdata sürülür. mevlanaya da şemsin kendi isteğiyle onu terk ettiği söylenir. mevlana hasta düşer, yemeden içmeden kesilir. her an şemsi sayıklar durur.. şems de mevlanayı gönülden sevmektedir. bağdattan bir gece kaçarak, günler aylar boyu yol sürerek mevlanaya geri döner. şemsi tekrar karşısında gören mevlananın dilinden şu sözler dökülür:
benim dinim aşktır artık
senin yüzünü gördüm göreli
mevlana ve şems, mutluluk içinde tekrar odaya kapanıp gazeller, kasideler ve şarap eşliğinde muhabbet ederler.
bu duruma bir son vermek isteyen müridler ise, şemsi öldürürler.
ve mevlana çilesini asıl işte o zaman başlatır...
- bilinenin aksine azeri'dir. şiirlerini farsça kaleme almıştır. yine bilinenin aksine mevlana türk değil farsi'dir. mevlana bir tek kelime bile türkçe yazmamıştır. belh adı yerde doğmuştur. şems-i tebrizi'nin azeri türkçesi ile kaleme aldığı rubailer de vardır. divanı tahran'da defalarca basılmıştır.
- mevlana şems'in ölümünden sonra onu her yerde, her hal üzere görmüş ve onunla ilgili beyitler söyleyip durmuştur.
"sürekli şemseddin, şemseddin diye,
şarkılar söyleyen ben değilim,
hayır, bahçede bülbül ve dağda keklik,
aydınlık gün pırıl pırıl, şemseddin der,
ve gökler döner şemseddin diye,
cevherlerle dolu dağ, şemseddin der,
gece ve gündüz: şemseddin..."
|