bağlamayı tezene kullanmadan çalmaktır. sanıldığının aksine sonradan bulunan bi şey değildir, bağlama ilk böyle çalınmaya başlanmıştır. erdal erzincan ve erol parlak bu tekniğin önde gelen isimleridir.
aslında bağlamanın sapına parmakla vurup çekme tekniğinin adı değildir. lakin gelin görün ki arif sağ tarafından bir defa böyle söylenince el ile bağlama çalma tekniğinin adı tamamen şelpe oldu çıktı. esas olarak sözkonusu tekniğin adı "pençe"dir. (hayır kung fu değil, bağlamadan bahsediyorum ve geyik yapmıyorum). şelpe ise, elin tekne hizasında tellere vurulması ile çalınmasıdır.
yani sonuçta şelpe sözcüğü artık hepsini kapsadı. adı böyle kaldı.
el ile bağlama çalma tekniği aslen bağlamayla yaşıttır. yani bağlama aslen tezenesiz çalınırmış. tezene ile tanışması 18. yüzyıla uzanır. el ile çalma tekniğinin yeniden gün yüzüne çıkması ise yöresel sanatçıların keşfiyle olmuştur. bu hususta nida tüfekçi'nin çok çabası olduysa da bir türlü neticeye varılamamıştır. esas patlama, hasret gültekin'le olmuştur. peşinden arif sağ, erdal erzincan ve erol parlak çalışmaları gelmiştir. özlem özdil gibi kendi çapında takılanlar da vardır. efsane ismi ramazan güngör'dür. tazelerden barış güney vardır, sağlamdır.
bu kadar yaygınlaşmasını sağlayan ve gündeme getiren yani bir nevi yeniden can veren hasret gültekindir. tabi ki onun kadar iyi şelpe çalabilen de yoktur. aksini düşünenlerin deli dervişi hasret'ten dinlemesini tavsiye ederim. ha onu bulamayanlar için: http://www.youtube.com/...
şelpenin asli tanımı şudur ki; 2 eli bağlama klavyesi üzerinde beraber dokunuşlarla kullanmak ve eli tezene gibi kullanmaksızın bağlamanın kapağı üzerinde tellere elle hükmekmektirki bu ikinci söylediğimiz teknik "pençe" olarakda adlandırılır. yani el, tezene vuruşlarıyla aynı şekilde kullanılırsa şelpe olmaz o yanlızca elle bağlama çalmaktır. aynı zamanda şelpe tekniğinin tanımı ve ismi arif sağa veya bir başkasına ait değil anonimdir. burdanda şu sonuç çıkarki bu tekniğin tanımlanması, gelişimi ve değişiminde adı geçmeyen pek çok bağlama üstadının emeğide mevcuttur. ramazan güngör ve daha sonra arif sağ şelpe tekniğinin temellerini atmışlardır. nida tüfekçide bu konuda profosyonel bir örnek ortaya koyamadıysada öğrencileriyle bu yönde meşkettiği olmuştur. sonrasında hasret gültekin, erdal erzincan ve erol parlak şelpe tekniği adına çok önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. özellikle hasret gültekinin pençesi ile erdal erzincanın iki eli klavye üzerinde kullandığı şelpe tekniği türünün en iyi örnekleridir.
şelpe için özel bağlamalarda hazırlanmaktadır. bu bağlamalarda bam teli bulunmamakla beraber 7 değil 6 tel bulunmaktadır. en altta iki adet ince tel ortada 2 adet pirinç tel ve en üstte yine 2 adet ince tel olmak üzere 6 telli bu bağlama şelpe bağlaması olarak adlandırılır. şelpenin pençe kısmında el becerisi ve yetenek çok önemli olup klavye üzerindeki dokunuşlar konusu ise daha ziyade bağlamayı iyi tanımak ve klavyedeki sesleri ezberlemek ile ilişkilidir.