vatanını, milletini, dinini korumak uğruna canını feda eden kişi.
--------
vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor!
bu yurt bir şey sayesinde özgür bir yurt. "ya şehit olurum, ya gazi" diyenlerin sayesinde. işte şehit de bu kavramlardan biridir. çok melodramatik bir statüdür. hatta sözlükte de -9000 puana denk gelen statü olmasını tavsiye ediyorum
şehadet dini bir müessesedir. madem şehadet dini bir müessesedir, öyleyse kimin şehit
olacağına din karar verecektir. allah'ı, kitab'ı, peygamberi, ümmeti, vatanı, iffet ve namusu ve meşru yoldan (helal yoldan) kazanılmış serveti müdafaa ederken öldürülenler şehittir.
şehadet; cihad yaparken allah yolunda insanın can vermesidir. kimin şehit olacağına kur'an karar vermiştir. şehit kavramı artık sulandırılmıştır. kendi kendine icad edilen şehit türleri çoğalmıştır fakat kimsenin böyle bir hakkı yoktur. bu şekilde olan ölümlere şehit kelimesini kullanmak yerine başka bir kelime bulunması gerekir. lazım gelen yerde dini yedek parça gibi kullanmamak gerekir.*
şehitlik dini bir kavramdır, bunun içini doldurma hakkı da dindedir. nasıl ki tıp kavramlarını tıp dolduruyor ise, din kavramlarını da din doldurur.
gerçek şehadet; kendi isteğinle, bile bile olan şehitliktir.mesela boğulmak, kendi isteğimizle olmadığı için tam bir şehitlik sayılamaz. hatta helal servetini savunurken şehit olsa da savaşarak şehit olanla aynı değildir.
müslüman anne-baba çocuğunun askerlik yaptığı yere gidiyor, rahatı yerinde mi diye bakıyor. o anne-baba, ver oğlunu şehit yapayım dendiğinde vermez. o yüzden ahiret inancının çok sağlam oturması gerekir.
'allah mü'minlerle alış-veriş yaptı ve onlara canları ve malları karşılığında cennet'i verdi..' tevbe / 111
'allah yolunda öldürülenlere sakın ölüler demeyiniz! sizin bildiğinizin aksine onlar diridirler de siz farkında değilsiniz.' bakara 154
şehid kelimesi, iyice gören demektir. allah-u teala şehitlere gideceği yeri ölmeden önce gösteriyor. şehit ölünce araya zaman girmeksizin yeni bir hayatla diriliyor.
'allah yolunda öldürülenleri sakın siz ölüler zannetmeyiniz. tam aksine onlar dipdiridirler. ve rableri katında şimdi rızıklandırılıyorlar. allah'ın orada kendisine ikramı dolayısıyla sevinç çığlıkları atıyorlar.
' al-i imran 169
tdk sözlüğünde "kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse" olarak geçen sözcük. bu bağlamda türkçemizde artık şehit sözcüğü sadece dini bir anlam taşımamaktadır.
başımıza taş yağmamasının en büyük sebebi olan ölümsüz kahramanlarımız!
evrende canlı ya da cansız hiçbir varlığın 1 damla kanlarına bile değişilmeyeceği iftiharlar...
şehitlik islami bir kavramdır.ilk çıkışı da doğal olarak islamın doğuşuyla başlamıştır.o zamanı ele alacak olursak mekkeli müslümanlar kendilerini putperestlerden korumak ve islamı yayıp anlatmak için savaş yapmışlardır ve bu savaşlarda ölenlere şehit denmiştir.bu savaşlar da amaç vatanı kurtarmak falan değildir.arabistan zaten hem müslüman olanların hem de olmayanların vatanıdır.mesela kurtuluş savaşında ölen atalarımız da şehittir.çünkü saldıran taraf hıristiyandı ve savaş kaybedildiği takdirde dinimizi yaşamak için bir vatanımız kalmayacaktı.bu bağlamda doğuda ölen askrelerimize şehit demek anlamsızdır.çünkü saldıran taraf da müslümandır ve verdiğimiz bu savaş bağımsızlık savaşı falan da değildir.çıkarı olanlar çıkarlarından vazgeçtiği anda savaş bitecektir.hatta doğru politika izlenilseydi şimdiye kadar çoktan da bitmiş olabilirdi.işte biz bunları düşünmüyoruz ama biz ölen askerlere ağlıyoruz, sızlıyoruz.tabiki onların ne mertebeye yükseleceğini tanrı bilir.ama biz oalyları ve kişileri tabulaştırmayı çok seviyoruz.
"şahadet matah bir makam olsa onun sefasını da zenginler sürerdi, hiç merak etmeyin."
"bayraklara sarınıp ne kadar ısınabilirsiniz?"
"evet, ölüler hep yoksul"
savaşta düşene şehit denir ki
ölümü ağır gelmesin bize.
sanki taşa takılıp da düşüvermiş
kendi kendine.
yalnız ölen var sanki ve yalnız öldüren.
ölünüz dediler bize
ve öldürünüz dediler yalnızca.
ya ikisinin de asıl katili?
onu da deyiverselerdi
durur muyduk daha?
(işçi b'nin hikayeleri'nden...)