her molada inip çişinizi yapınız. yoksa bile inip yapmaya çalışınız. mesanede sizden saklanmış bir kaç damla daha sonra bir çığ gibi büyüyerek sizin somurtkan bi muavinle allahın bile izini bilmediği çorak bir yolda ihtiyaç molası almak için kavga ettirebilir.
yanındaki teyzeyle mesafeyi baştan koymayı öğretir. şöyle ki,
yanındaki teyzenin uzattığı salatalığı alırsın. bir süre sonra tüm zulasını yedirmeye çalışır. hayır dersen anlamaz. soyunu sopunu sorup öğrenir. mesleğin ve üniversiten hakkında yorumlar yapar. hatta kendi oğlu/kızından bahsetmeye başlayabilir. kısaca alma salatalığı!
ikili koltukların solunda iseniz sağ kolunuzu sağında iseniz sol kolunuzu guard olarak tutmanız sizi kabus gören yolcuların ani ve şiddetli tepkilerine karşı korur.eğer tekli koltukta yolculuk yapıyorsanız uyuyabilirsiniz yoksa uyumayın.
(bkz: @2341500)
"yazın yola çıkacansan şapka al. tam beynine nişanlanmış klima 8+ saat boyunca headshot vermek üzere ayarlı olur."
otobüs yolculuğunun altın kuralları #12
kayseri'de okuyup nerden beş kuruş tırtıklarım derdinde olanlara ithafen:
aksaray'daki dinlenme tesislerinin tuvalet ücreti 1ytl dir. adama acı koyar. bunun yerine o tesisin hemen arkasındaki kahvenin tuvaletine gidiniz, bedavadır ancak biraz pistir. idare ediniz.
ayrıca;
doğu firmalarının "abi yer ayarlarız sen gel'ele!" demelerine prim verme yoksa o otobüsün orta merdivenden yukarı çıkarken hemen solda küçük bir pencere var ya, ordan içeri girer 2 metre kare yerde 5 kişi gidersin!
adam ol!
yanında oturan amca 'okuyor musun' diye sorar önce.cevapladıktan sonra senin yaşında olup da okumayan sokakta başıboş dolaşan ya da çalışan milyonlarca insan olduğunu bir kez daha fark edersin.daha sonra ise amca senin üniversitende ya da bölümünde okuyan-okumuş bir tanıdığından bahseder 'bizim de bilmem neyin bilmem neyi var o da sizin orda okumuştu, şimdi şöyle şöyle' diye.tekrar hayata dönersin 'he amca , tabii amca, eee amca' diye diye.
özellikle önlerde oturuyorsanız otobüsün packman gibi yoldaki çizgileri yediğini izlemenin hiç de mantıklı olmadığını öğrendim mesela ben. bi süre sonra kusma hissi yaratıyo. hayır yapılcak başka aktivite yok hele bi de gece yolculuğuysa tek şansın onları tek tek takip etmektir. ha bi de gelen giden arabaların plakalarını okumak. yapılmaması gerek.
otobüsü mola anında çok sıcak oldu diye çalıştırmak, yolculuk sırasında can sıkıntısından şoförle kanka olmak, muavine eziyet olsun diye on dakikada bi su isteyip 6 saat boyunca sidik torbanın patlamaması için dua etmek vs vs.. gereksiz hareketler. hepsini birer kez denedikten sonra öğrendim ben. tavsiye edilmez.
1) bir nebze zaman geçirebilmek için, müzik dinleyebilmek uğruna, fiyat farkı ödeyip setra marka otobüsü tercih etmemeyi öğretir. çünkü asla kulaklıkları yoktur. kendi kulaklığınızı getirirseniz de kanallar boştur. bir mp3 edinmeyi ve full şarjlayıp yolculuğa çıkmayı öğretir.
2) bozuk para almadan dinlenme tesisine girmemeyi öğretir. ne var ki tuvalet ücretleri bilete dahil değildir.
3) kesinlikle ve kesinlikle pencere kenarından bilet alma konusunda inatçı olmayı öğretir. 1 ytl'lik bir yastık masrafı desteğiyle uyuyabilme olasılığının arttığı ispatlanmıştır.
4) horlamalara ve bebek ağlamalarına önlem olarak 1 numaralı maddenin zorunlu madde haline geldiğini öğretir. bir kez daha mp3 player edinilmelidir.
5) yaz ayında bile olsa, mutlaka bir ceketle yolculuğa çıkmayı öğretir. klima abartılır, oda sıcaklığının 5-6 derece altında ayar verilir (bu bir). kıçın başın afişe olmaması, muavinlerin ve yolcuların saatlerce dikizlemelerine seyirci kalacak pozisyonlar yaratmamak için, kamufle aracı olarak kullanılması gerektiğini öğretir (bu iki).