candan erçetin'in melek adlı albümünde ceza ile seslendirdiği parça. o kadar mükemmeldir ki, anlatılmaz dinlenir. türk rap'in kaderini değiştirecek parçalardan birisidir.
bu şehir insana tuzak kuruyor
bu şehir insanı uzak kılıyor
bu şehir insanı hayli yoruyor
bu şehir insanı hep kandırıyor
senin için yazılmış her şiir bu bedenin olsa keşke
bak bir ömrü verecem işte
bu şehir benim bir demir atmış ki gönlüm yosun tutmuş
limanda kalmış toprağında servetim var
anılarım çocukluğum ve geleceğim
bağlamış elimi kolumu
ne kadar uzağa gitsem de kopamadım
ne kadar yakınsam ona
ben o kadar uzağım ondan
her taraf tuzak her bir yer yalan
tutulmamış ki hiçbir söz
hep yalan dolan var
...
gel bu şehrin havası böyle kalsın
aynalar yalancıdır
bu şehrin dört bir yanında ayna var alımlıdır
bir kandırır ki anlamazsın
verilen sözler unutulur
balki yarına umut olur
fakat bu şehir unutturur
bazen hatırlatır ve ağlatır güldürür
bir gün yaşarken bir gün öldürür
bir türküdür bu duyduğun senin için
dikenli gül ve yaşanacak bir gündür
bu şehirde doğdum bu şehirde söndüm!!
... candan erçetin-ceza
mor ve ötesinin konserlerde hiç çalınmayan,albüm dışında ancak mustafa hakkında herşeyde duyulabilen üsküdara gider ikenle başlayan süper enstrumantal şarkısı,şehri en güzel seslendiren şarkılardan, aynı zamanda ingilizce-türkçe albümlerinin adı.
'bir başka ülkeye bir başka denize giderim' dedin.
bundan daha iyi bir şehir bulunur elbet..
her çabam kaderin olumsuz yargısıyla karşı karşıya, -bir ceset gibi- gömülü kalbim.
aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün
boşuna bunca yılı tükettiğim ülkede.
yeni bir ülke bulamazsın,
başka bir deniz bulamazsın,
bu şehir arkandan gelecektir..
gene aynı sokaklarda dolaşacaksın.
aynı mahallede koşacaksın,
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
başka bir şey umma-
ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde...
bir dinlense herkesin seveceği mor ve ötesi albümü. içindeki güzel şarkıları kimse bilmez ama altındaki mor ve ötesi imzasını gördüğünde bik bik bik eden insanlar mevcuttur. sözlükte de öyle böyle değildir bunların sayıları. güzel bir girinin altında sırf mor ve ötesi'nden bir alıntı ya da grubun ismi yazıyorsa en sevilmeyen eseriniz olabilir bu giriler. oysa ki ne acayip albümdür şehir..alır insanı, insanın tanık olup da hiç dikkat etmediği şeyleri vurur yüzüne. bir de derin' in o ilginç ses tonu iyice hüzünlendirir adamı.
şehir'in ikinci bölümü birinci bölümünde kaçışı çözüm olarak arayan kimseye tokat gibi bir cevaptır. bunun için şiiri bir daha kıtalarını ayırarak yazayım:
-------
"bir başka ülkeye, bir başka denize giderim" dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
bu şehir arkandan gelecektir.
sen yine aynı sokakta dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
başka bir şey umma-
ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
oyun isimli albümden ezginin günlüğü parçası. dinginliğin yanında hüzün de verir yağmurlu günlerde dinlenesidir. sözleri
yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
bu şehir arkandan gelecektir.
sen yine aynı sokakta dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
başka bir şey umma
not: bir önceki giride de bu sözler yer almaktadır ama bahsedilen şarkıdaki sözler bundan ibarettir.
o'nda olmayı istemediğim onsuz da yapamadiğim kimi zaman sadece gürültü,sıkıntı,bıkkınlık,insanda çığlık atma isteği uyandıran;kimi zaman da egzos kokusunu bile doya doya içine çektiğin,kalabalık içinde kaybolmayı sevdiğin,gökyüzüne bakıp hayal kurduğun,kurduğun hayallerle sarhoş olduğun tapılası yer!
bir zamanlar biz lise (ortaokul muydu yoksa neydi) yıllarıyla cebelleşirken, mor ve ötesi daha mor ve ötesi olmamışken çıkmış o güzel albüm işte bu. ne var ki ne bir konserinde çalınır, ne limewire'da bulunur. yazıktır.. çok yazıktır..
(bkz: harcarken ne harcadığını bileceksin)
yabancılaşmanın yaşamın kendisi haline dönüştüğü, betondan, demirden, etten, kandan ve kemikten mamül yapılar bütünüdür. etkilediğiniz ya da sadece toplumsal ilişki içinde olduğunuz insan sayısı, şehri şehir yapan binaları doldurmuş insanların sayısından öylesine azdır ki, şehrin öylesine bir sokağında yürürken yanınızdan geçen ve sokağa dağılmış diğer yüzler, size zamanın ve mekanın içinde çok çok uzaktadırlar; hayatları hakkında hiçbir şey bilemezsiniz.