kalbim yine üzgün seni andım da derinden,
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
gördüm ki, yazın bastığımız otları solmuş.
son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
genellikle bir dönemden veya iki dönemin arka arkaya gelmesinden oluşan biçimdir.bir dönem, tek başına da şarkı olabilir fakat döneme bir cümle veya yeni bir dönem eklenmesi daha yaygındır.bu, en küçük şarkı biçimidir.ilk döneme genellikle a, ikinci cümleye veya döneme b harfi konur.beethoven'ın 9. koral senfonisindeki ana ezgi, bir döneme bir cümle eklenmesiyle oluşmuştur.
adımı düşünüyor
ağlayan çıplak kız
tekrar tekrar çeviriyor
bronz adımı
vücudundaki
bin parmakla
yağlıyor omuzlarını
tenimin
anımsanan kokusuyla
ah generalim ben
onun tarihinde
altın giysiler kuşanmış
rüzgarı göğüs siperliğine
güneşi karnına almış
ovada büyük atları koşturan
bir general
gözlerimdeki bir öykü gibi
yumuşak kuşlar
korusun yüzünü onun
düşmanlarımdan
keskin kanatları
metal okyanus fırınlarında biçimlenmiş
kötü kuşlardan
katillerimden
korusun odasını
sevecenlikle konuşsun onunla gece
yükseklerdeki yıldızlar sürdürsün
örtünmemiş teninin beyazlığını
ve binlerce parmağına dokunsun
sürgit bronz adım
daha çok parlasın her ağlayışında
ta ki ben bir samanyolu gibi yerimi alana
ve onun gizli ve kırılgan göklerinde
ezbere bilinene dek
içten içe aptalca olduğunu hissetiğiniz tüm acılı duygularınıza eşlik eden ve dünyada bu duyguları hisseden başka insanlarda olduğunu anımsatan, kelimeleri arasında bir melodiye sahip mısralar bütünü. yalnız olmadığınızı hissetmek için, bu dünyada sarılabileceğiniz yegane şeydir.
türklerin divan edebiyatına kazandırdığı nazım biçimlerinden biridir (diğeri de tuyuğ). murabbaya benzetilerek koşma ve türküden türetilmiştir. koşma ve türküden farkı aruz vezniyle yazılmasıdır.
şarkılar, müziğin sözle birleştirilmiş hali.. aylar sonra, yıllar sonra başka bir yerde başka bir anda duyduğumuzda onu ilk kez dinlediğimiz zamanı hatırlatanlar.. bazen eski bir sevgili, bazen anne özlemi.. bazen yalnızlık nasıl koymuştu o gece dersiniz, bazen de hayata umutla baktığınız günleri anımsatır şarkılar..
hiç beklemediğiniz anda duyarsınız birini.. önce melodiyi anımsar, sözleri mırıldanmaya başlarsınız ardından.. birden beyniniz eski görüntüleri çıkarır ortaya.. o şarkıyı dinlerken zamanında, sevdiğiniz adamın dediklerini hatırlarsınız, sanki kulaklarınız onun sesiyle çınlar.. "kim söylüyordu bunu?" "güzel şarkıymış" "atsana bunu benim bilgisayara".. bunlar gibi cümleler yeniden aylar sonra beyninizde can bulur.. sonra beyniniz diğer acı bir hatırayı sunar önünüze.. o adam şarkıyı sorarken sizi değil, bir başkasını düşünüyordu.. siz onu severken o başkasını seviyordu.. beyin, kalbe oyun oynar bunları anımsatırken.. bakalım hala onun için acıyor musun diye..
işte 2-3 dakikaklık bir şarkıdan çıkar gelir bunca yaşanmışlık.. bazen hüzün, bazen acı, bazen umut, bazense mutluluk verir şarkılar.. müzik ruhun gıdası değil miydi zaten.. işte şarkılar da anıları besliyordu böylece..
" şarkılar politikadan, kurumlardan, sistemden daha güçlüdür. hayatın sonuna kadar kalabilirler, temizdirler ve bir çok güzel şeye sebep olabilirler. "
anılar var sana dair
silinmiyor istesem de yürek hazırken
acılar var zaten gönül zahir
ölünmüyor istesem de ecelinle
uyudum ben, büyüdüm ben
yüreğini niye pişmanlık sarıyor
her lokmam sen, her yudum sen
ne yapıyor ne ediyor gönül sana varıyor
gidişini ben anca anca hazmettim
aramızdaki ince farkı fark ettim
bir yere kadar demiştin
ben o yere kadar direndim seni bana yazılmış bir şarkı zannettim