1. ana okulunda bu ikiliden dilim çok yandı da konuşma yetim mi sınırlandı, emin değilim ama kesin olan bişey var ki, başım dertte bunların birlikteliğinden. ahmak da eder ahlak(ahleak) adına mertebeni de düzenler. şapkalı a artık kullanılmıyor, ilkokul sıralarından bırakınız, kendi özbeöz türkçemizi kullanalım diyor-du- tdk. ya gerçekten geşmişte kaldı ya da ben halen iki harfi yanyana getiremiyorum, özürlüyüm. yok yani dil kurslarına mı gitmemiz gerekiyor şapkalı a dan kurtulmak için.. öyle olsa nolur ya, kaç kişi bu kuruntusundan kurtulmuş, başından savabilmiş ki sanki.

    k harfiyle bir araya geldiğinde şapkalı a'nın insanlarla dalga geçtiğini, 'yedim ulan sizi' der gibi alaya aldığını görüyoruz. daha ilkokul sıralarında kağıt kelimesini telaffuz etmeye çalışırken meşe ağacından yapılmış cetvelle birinin ellerine yediği şaplaklarla göt korkusundan mecburi öğrenmeye çalışıyoruz. o velet ağlarken biz onun yerine koymaktan sakınıyoruz kendimizi. içimizden söylenirken, gerizekkalı(ea) demeye çalışıyoruz hocaya, onu da beceremiyoruz.. ağıtlar yakaroluruz okul sıralarında, 'uhuhu nasıl öğrenicez arapça ve farsçanının bizi rezil ettiği bu sıkmabaş kelimeleri.' dışarda kar yağıyor, kitap okuyorum ve hoca bana yavrum kar ın başka bir anlamı daha vardı hem telaffuz et hem de anlamını söyle bakalım diyor. nasıl yani, kar püfff. rezil olduk yine sınıfın önünde iyi mi.. gıcık..

    böyle böyle çocukluğumuz geçti işte, gerçi, halen bir farkım olduğunu düşünmüyorum. ahmak,sadakat,takat, ahkamv.s. derken sesim hala titrer, hatta bazen k harfini yutarız ki daha kibar olalım hesabı. q çıkar ağızdan. diksiyon yine berbat ama pek bir farkı olmaz. başka kelimeler çağrışım yapar artık da onları kullanırız falan. yav ben de daha sadakat kelimesinin neresinde şapka var onu da bilmiyom ya,o da var. dükkan da demem mesela tükkan daha rahat, eziyetsiz. kimse de keyfimin kahyeaaeası değil hani.. tamam benim dilim dönmüyor da, şapkalı a artık yok denilemez efenim. tamam benim kulak yetim, anne sütü emen yavrudan farksız, kendi öz tükçemi kullanırken afallıyorum, baştan bunları başımıza getirenler utansın o zaman. yahu bir film izleyecek oluyorum, biri giriyor odaya abi hangi filmi izliyorsun derken ahmaklar diyemiyorum. gel de bak işte, dilim dönmüyor diyorum. devamında katır gibi kahkahalar..

    spikerler, ropörterlerin iç acıtıcı durumlarına ne demeli. sen 25 sene güzel ve hızlı konuşma, diksiyon üzerine oku, tvnin karşısına çıkınca iki harfi yanyana getiremeyip karizmayı sıfırla. yazıktır ya. heba oldu onca emek sadece k ve a yüzünden. çoğu harf de şapkalı a yı yanında gördüğünde, eyvah şimdi yandık ben bile incelip süzülür ya da kalınlaşıp groaah moduna girebilirim isyanlarıyla karşı karşıyadır, ah dilleri olsa da konuşsalar. ha iskan var bir de. iskaaaan hayvanca oldu. kibarlaştıralım iskeaeaan. her neyse işte, kimse kimseye martaval okumasın, şapkalı a olmasa dünyanın en gaddar ve fonetik olarak kaba dili de bizim dilimiz olurdu, bu kadar basit(gerçi benim gibiler için birşey değişmez anca lak lak eder işte, bok var da çıkarttınız şu şapkalı a yı der durur.) her dilde bir harfin üzerine şapka giydiriyorlar da türkçede niye yasaklanır, anlamıyorum. mesela fransızlar, ispanyollar, aksanlı dilleri pek severler ki, fransızlar akla geldiğinde direkt nezaket, kiss me french dile gelir falan. varsın da, şapkalı a nın ahenkini yadsımayalım. insanları 303 kelimeyle sıkışık hale getirmenin ne faydası var yahu. hakkaten(haqqaten) iflah olmaz bizden. başka takıntımız da yok ki, a harfinin üzerine yüksek lisans mı yapıcaz illa. baştan el atılmışsa koyverin gitsin, zaten söyleyemiyoruz. la(e) ha(e)vle vela(e) kuvvete. din derslerinde de ne fırçalar yerdim be, pehey..