|
|
- i.ö. 2500 yılında mısır piramitlerinin kalıntılarında bulunan bu yazıtlar, dünyanın en eski işi olan mimarlık-inşaat mühendisliği öğrencilerine büyük öğüt niteliği taşımaktadır.
ey inşaatçı kardeş!
şunu bil ki,
kızgın güneş tependen düşmeyecek, kızgın kumlar ayaklarından eksilmeyecek!
fakat, sen medeniyetin kurucusu, ra'nın oğlusun,
ptah'ın gülü, alemlerin kralısın!
osiris'in bereketi, gününü aydınlatsın!
neyse hafız klasik girişimizi de yaptık, gelecek nesiller sansın ki biz mısırlılar hep böyle süper karizmatik falan konuşuyoruz, ra'lı malı, sen beni bilirsin ben seni bilirim, gerek yok böyle resmi takılmaya, direk geçiyorum sağ kalma rehberine, iyi oku bunları hep, piramit yapacaksın, zaten dünyanın gözü üzerimizde, thebes'in göbeğinde kağnı arazisini 2 milyar altına roma'ya peşkeş çektiğimizi söylüyor millet. neyse konumuza geçelim.
stajyer realitesi:
her mısırlı inşaat mühendisi/mimar , piramitlerde işe stajyer olarak başlar. stajyerler, bir inşaat mühendisinde gerekli olan, piramitlerde kerpiç tuğla yapımı ve imalatını takip edebilme, (donatı ve kalıp imalatını takip edebilecek) iyi kırbaç kullanabilme, (işçilerle iyi anlaşabilen, sosyal yönü güçlü) güneş'iin doğuşundan batışından, gökgürültüsünden şimşekten korkmama, (analitik düşünme yeteneğine sahip olan) gerektiğinde firavunun ayağını öpebilme, (takım çalışmasına yatkın, proje müdürü ile iyi geçinebilen) yetkinliklerini kazanmakla yükümlüdür.
zambiya'lı kerpiççiler ve babylon'lu keresteciler kavgası:
gündelik tercümesi: (kürt demirciler ve laz kalıpçılar kavgası)
bir piramit şantiyesinde sağ kalmak için, bu kavga arasında iyi taraf belirlemek lazımdır. taraftan kasıt, hangi grubun daha önce timsahlara yem edileceğini iyi düşünmektir. çünkü, haklı olan taraf önce timsahlara yem edilirse, şantiyede diğer işçiler arasında huzursuzluk çıkabilir. bu yüzden, haklı olan tarafı iyi değerlendirmeli, haksızlar timsahlara yem edildikten sonra haklılar timsahların önüne atılmalı, timsahlar doyduysa, haklıların hiç bir şey olmamış gibi, neşe içinde işlerine devam etmesini sağlamak lazımdır, çünkü firavun efendimiz hazretleri kavgayı sezinlemeden önce bütün deliller ortadan kaldırılmalıdır.
günümüz tercümesi: tabii artık daha moderniz. daha uygarız. şantiyede sık sık karşılaşılan kavgaların başında, kürt demirci ve laz kalıpçı kavgaları gelmektedir. olası bir kavga sırasında yapılması gereken, kaçacak tarafı iyi seçmek gerektiğidir. şantiye ofisi yahut araba içi olabilir. araba içi, gerekirse şantiyeden uzamak için daha elverişlidir. esasında, bir mühendisin yapması gereken, kavgayı kontollü bir şekilde devam ettirmek, (bahis oynamaktan bahsetmiyoruz) bittikten sonra taraflar arasında uzlaşma sağlamaktır. bakın tüm geyik arasında bu cümle ciddidir. çünkü, siz ne yaparsanız yapın, bu kavga dinmeyecektir. sadece yaralanmaların önüne geçebilecek önlemleri alırsınız, kavga bittikten sonra iki grubun da en olgun, yaşlı kişisini çağırıp, barıştırırsınız. ve patron/ proje müdürü efendimiz hazretleri görmeden de olayı kapatırsınız. kavga arasında "abi yapmayın durun yahu aaa olur mu bak ne gerek var böyle şeylere vallahi gücenirim ayol neyi paylaşamıyorsunuz " diye girmeye çalışan genç bir mühendise, işçinin biri "la sen ne diyon homuğagodumuuun" derken, sağ eli ile bir adet tuğlayı şöyle güzelce hoplatarak tartmış, akabinde mühendisin kafasına atmıştır. tuğla mühendisin kulağını sıyırmıştır. ayni ile vakidir. genç mühendis bu olaydan sonra dalai lama öğretisini lzlemeye başlamış, "dozerini satan bilge" tadında, o manastır benim, öbürüsü şapel senin gezmiştir. en son tibette 6. yılını doldururken görüldü, "abi o değil de 1 yıl kaldı tezkereye sonra ver elini karaköy ehehee" deyince misyonundan tiksindik adamın.
taş blok rampasında ezilme tehlikesi.
günümüz tercümesi: baretini tak!
bilhassa memphis'li genç ustalarda görülen bu ezilme sorunu, "abi taş blok rampası gölgelik yauuu serin serin" cümlesinin ardından gelmektedir. (ölmeden önce söylenen son sözler.) gerçi zibil gibi işçi var, bir boğaz eksilmiş olur mantalitesi ile olaya yaklaşılsa da, yine firavun efendimiz hazretlerinin mezarının kutsallığına bir zeval gelmesin diye bu olayın önüne geçmeye çalışmaktayız. bu yüzden, mümkün mertebe memphisli genç ustalar uyarılmalı, taşblokların kaydırılığı rampada gölgelenmelerinin önüne geçilmelidir. aksi takdire atın timsahlara gitsin. onlarla mı uğraşacağız yahu.
günümüz tercümesi: bilhassa genç ustalarda görülen bu baret takma sorunu, "yauu bu sıcakta baret mi takılır şeaafim beynim bişti" cümlesi ile kendini göstermektedir. işçi sağlığı ve güvenliği, denetim şirketleri falan derken, baret takma zorunluluğu gelmiştir. hayır, "baret saçları döküyormuş", "abi baret iktidarsızlık yapıyormuş" "abi baret kaşları düşürüyormuş" "abi baret öldürüyormuş." "abi baretleri tenasül organlarına sürtmüşler hep üretirken." (bkz: emrah ablak) "abi baret takma çocuğun olmaz "gibi geyiklerin biri gidiyor biri geliyor, azrail'in bunları yaydığından şüpheleniyoruz. hangi birisini çürüteceğimizi şaşırdık.
baretinizi takın, hayat kurtarır.
ra'nın tokatlarına gelmek:
günümüz türkçesi: güneş çarpması.
ulu ra, şantiyeyi gök yüzünden izlerken, nerede kutsal çöl kumlarına işeyerek adını yazan birini görse, o vakit gökyüzünden indirdiği eli ile onu çarpar. bu yüzden, şantiyede kumlara işeyenleri engelleyeceksiniz. ya da zibil gibi işçi var allasen, ancak firavun efendimiz hazretlerinin mezarının kutsallığına bir zarar gelmesin diye engellemek lazım tabii. diretenleri ne yapıyoruz? timsahlara atıyoruz tabii. ama siz yine de staj defterinize "bu gün de işçileri timsahlara attık" diye yazmayın.
günümüz türkçesi:
şantiyede ekseriyetle 45 derece altında iş yaptığınzı için, güneşin ensenizde yumurta kırmaya müsait atmosfer yaratması doğaldır. bunun için, mümkün mertebe yakalı giyin, beyaz giyin, death metalci iseniz, bir müdddet arabeskin beyaz atlı prensi olacaksınız.bareti su ile doldurup, kafanıza takın. gerçekten işe yarıyor ve bu bizim buluşumuz. aksi takdire, aynen şu olaya tanık olmanız olasıdır:
-abi bu kaç?
+o deve kuşu ne lan? şimdi kafasını kuma sokuyor...
-abi yok dozer o, hafriyat yapıyor, yanlış görüyorsun sen...
+ahahah şimdi de zebra oldu olm. oha. şimdi de bizona vurdu olm, ahaha kudurdu bizon kaçıyor.
-abi.... toprağı kamyon damperine boşalttı neler diyorsun allasen?
+o kusan fil ne abi?
-hayri... sanrım beton pompasından bahsediyor bu. beton gelmişti 52. adada, 3. kata. da... orası 3 km uzakta olm nasıl gördü orasını yahu?
+lan.. lan... havuza yeni çıtırlar gelmiş olm..
-abi saçmalama allasen na havuzu ne çıtı... lan? lan? laaaaaan hayri ahahahah olm yaşadık lan bu uzağı görmeye başladı iyice, başına güneş geçtikten sonra değişti abi adam, yandaki konutların havuzundan bahsediyor, ahaha olm geçen gün hani teodoliti kurmuştuk da bakmıştık lan, tüm şantiye sıraya girmiştik hani, proje müdürünün de sol lobuna zumlamıştık, anlat olm anlat ne görüyorsun.. ahah heyecanlandım süper olm.
+yaklaşın yaklaşın anlatacam ne gördüğümü ama gidiciğim ben güneş çarptı beni evet anlıyorum şimdi...
-ölme olm ölemezsin. şimdi olmaz. yaşatacaz seni. hayri çabuk sulu baret şokunu getir. hasta ex vaziyetine geçiyor.
/hemen abi..
+yaklaş ahmet... yaklaş. kulağını getir.
-eheheh anlat bakalım ne görüyorsun.
+ne görecem lan, proje müdürü arkanda şu an, sol lobouna bakıyor, kalk üstümden...
(görüntü tam da bu anda karar, kop.)
şantiyede kurallara uyun, baretinizi takın, güneşe dikkat edin, işçilerin kavgasına karışmamaya dikkat edin... herşey sizin iyiliniğiniz için...
|