denizde genelde kıyıya yakın olanların tekne, kayık vb. bağladıkları, kullanışsız olanlarda ise veletlerin üzerine çıkıp atladığı, su üstünde yüzen içi boş, her yeri kapalı fıçıvari bir oluşumdur..denizcilik tabirleri arasında; denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye de yarar..
sandal sahiplerinin sandalı hem sabit bir yere bırakma hem de çapaya yardımcı olması açısından kullandığı,içi boş,plastik ya da metalden yapılan nesnedir. suda sabit bir yerde durabilmesi için genelde içine beton dökülmüş bir otomobil lastiği suya atılır ve şamandıra bu lastiğe zincirle bağlanır. zincir,deniz suyunda paslanıp eriyebileceği için mümkün olduğu kadar pasa dayanıklı ve kaliteli olmalıdır. sandal,tıpkı çapa gibi,şamandıraya burnundaki koç boynuzundan bağlanmalıdır. eğer bağlanmazsa sandal burnunu dalga yönüne döndüremez ve kuvvetli bir dalgada su alarak batar.
şamandıralar aynı zamanda denize atılan ağların yerini belirlemede de kullanılır. bu şekilde kullanırken beton dökülmüş lastik yerine şamadıraya büyük bir taş bağlanır. şamandıraların eş renkli ve boyutlu şeçilmesi,bu ağ atma işleminde çok önemlidir. eş renkli şamandıralar ağın nereden nereye doğru uzandığını belli eder ve böylece denizde seyir halinde olan diğer tekneler sizin ağınızın uzağından veya ortasından geçerek ağınızı kesmez.
düzensiz aralıklarla ismini unuttuğum şey. böyle zamanlarda sifona bakıp dalıp gidiyorum "neydi lan bu aletin içindekinin adı" diye. evet sifonlarda da var. dolmadığını zanneden sifonlarda bu plastik topu sifon kapağına yakın bir yere sabitlerseniz sifon tabii ki çalışmıyor ama en azından tamirci çağırana kadar çılgın su sarfiyatını önlemiş oluyorsunuz. gecenin 4 ünde aklıma gelen tek çözüm bu oldu, muhtemelen daha "işler" ve "mantıklı" bir çözümü vardır tabii, bilemedim.
bu giriyi de ismini bir daha unutmayayım diye yazıyorum. şamandıra, şamandıra, şamand...
hayırsız oğluyum babamın
hiç büyümeyen
hâlâ topkapı'ya doğru uzanır
kimsecikler görmeden
hınzır bir çocuk gibi
kapısını çalıp
kaçarım istanbul'un
hayırsız oğluyum babamın
ticareti sevmeyen
para için koşturulan
yarış atlarının terlerini
bir akvaryumda toplar
içinde denizatı
beslerim
hayırsız oğluyum babamın
yollarda dalgın yürüyen
ama adliyenin çöplüğünde
bulduğu dolmakalemi
çocuklarına getirmek için
ortasından yapıştıran temizlik işçisi
kaçmaz gözlerimden
hayırsız oğluyum babamın
bir parka
dikilirse birgün şairlerin heykelleri
benim yerim boş kalsın
ve payıma
hayırsız ada açıklarına
bir şamandıra bırakın