şakacı yazar   

adana çık aradan

  1. bir gönül yarası, bitmeyen acı, hemera'nın balonu, arı maya'nın istanbulspor flaması benzeri g.t nahiyesi...

    bu tip yazarlar üşenmez. ama uzun uzun yazıyorlar da demiyorum. keza ilginçliklik yapmaya üşenmez. yumurtaya can veren rabbim herkesi eşit yaratmadığı gibi, mitokondri matriksi, beyincik/ön beyin kıvrımı ve miyelin kılıf konusunda da standart prosedür uygulamadığından olsa gerek, "kaydol tuşunu bulabilecek kadar zeki, daha sonra saçmalamadan duramayacak kadar çılgın" bünyeler de sözlüğe daimi bir akış halindeler.

    bugüne dek 3 oda, bir oditoryum ve bambi büfeye telefon etmek için aldığımız çevirmeli bir telefondan vücut bulmuş yalnız ve karanlık şatomuzda radiance, ben ve eski gotiklerden kim kaldıysa artık, kah ayran içip göğü seyrediyor kah karanlığımıza çekemediğimiz taş hatunlara yukarıdan balta fırlatıyorduk. ilgisizdik yani, elit ayağı yapıyorduk, ekmeğimizin peşinde şerefsiz bünyelerdik. lakin ne zaman şakacılar türedi, b.kunu çıkardı, kulede gürültüden duramaz olduk. çaydanlık çaydanlık kaynar su, kazan kazan kızgın yağ dökmek istedik aşağı şakacıların üstüne.
    yüksek olduğu için isabet ettiremiyorduk pek, ama zaman zaman kaşarlı dürümlerimizden akan yağlar amaca ulaşıyor, şakacıların gömleklerinde onulmaz tahribata yol açıyordu.

    ...

    şimdi ben ne anlattım? hiç; bildiğin kelime dizip şakacılık yaptım. neden? anlatacak bir b.kum yok. peki neden yazıyorum, zorunda mıyım? hayır değilim ve şakacı bir yaratığım.

    peki neden radiance'ın adı geçti? yalnız ve karanlık kule ne alaka?

    "peki neden radiance'ın adı geçti?" işte soru bu olmalı.
    ben sözlüğe yeni dahil olmuş boş, beleş ama üj bej gram espri yeteneğimle şakalar yapmaya çalışan bir bünyeyim. şakalarımın yavan kalmaması için, daha çok okunabilmem için, hayatta yüzünü dahi görmediğim ama sözlükte az çok okunduğunu bildiğim birini olaya katıyorum. bu hastalığın tıpta bir adı varsa tabii ki bilmiyorum. böylece buraya radiance yazarak "lorem ipsum..." yazmış kadar oluyorum, en şakacı ben oluyorum, annem oluyordum, babam kokuyordum vs. falan*.

    "yalnız ve karanlık kule ne alaka?" işte soru bu (da) olmalı.
    ben sözlüğe yeni dahil olmuş boş, beleş ama üj bej gram espri yeteneğimle şakalar yapmaya çalışan bir bünyeyim. şakalarımın yavan kalmaması için, daha çok okunabilmem için, hiç bilmediğim geyiklere pulları güneşle parlayan bir aynalı sazan gibi atlamalıyım. mesela sol yanda bir rumuz mu gördüm altı kalabalık, içeride bir geyik bir şaka mı dönüyor, haddim olmayarak delilik yapayım diyorum. keza teletabiden, he-man'den başını kaldıramamış çiğ bünyemin aklına sözlük yazarlığı denince iskeletorun kankası hayvan adam olmaktan başka bir b.k gelmiyor. hemen o rumuzun altına üsttekilere benzer ama haddim olmayan ve çizgiyi aşan bir kelime güruhu döşüyorum. şaka yapabilme yetim bu kadarına müsaade ediyor keza. aynalı sazan bir balık cinsi diye hatırlıyorum sebze değildir. neyin sebze olduğunu son satırda inceleyeceğim.

    bunları niye mi anlatıyorum? çünkü ben biliyorum ki sözlük güzel bir yer, daha güzel olmalı, insanlar benim hatalarıma düşmemeli ve ben biliyorum ki bamya sadece ve sadece bir sebzedir.
    (palanthaser, 25.05.2006 16:05 ~ 16:09)


  2. asrın vebasına kapılmış bir garip afrikalı modundaki bu insanların en temel özellikleri de yaptıkları hatalar sonucu yapılan uyarılardan almaları gereken dersleri, tadı acı diye öksürük şurubunu içmeyip tedavisini uzatan çocuklar gibi almamalarıdır. balık üretme çiftliklerinde kendisi gibi onlarca sazan olmasından kelli girdikleri komunitedeki herkesi eşit karakterlerde sayıp karşısındakilerin verebilecekleri tepkileri hiçe sayarak komikçilik yapabilirler; lakin bilmezler ki komedyenin iyisi bu ülkede çok güzel iş yaparken kötüsü sadece taşşak malzemesi olabilir.

    bununla birlikte bu türlerin bir diğer özelliği ise kelime dağarcığının bir sazana göre fazla ama bir insana göre az olmasından dolayı ilkokul esprileriyle donatılmış küfürbaz cümleler kurmaları ayar vermenin karşıdakine hakaret etmek olduğunu düşünmeleri, şakacılıklarının yanına bir de tartışmayı bilmemelerini katmalarıdır.

    şaka yapan insanın o doğal sevimliliğinden nasibini alamamış bu tipler, bana şunu yapan bir ilkokul çocuğunu hatırlatıyorlar:

    -sana ne deseneeaaağğ
    +sana ne
    - saman ye, daha doymadıysan bokumu ye ahahaha ne kaddeear komiğim ne kaddear şakacıyım okulun en karizma çocuğunu şuracıkta yerin dibine soktum trilaylaylooooom

    örneğimizde gördüğümüz çocuğumuz her ne kadar kendisini dünyanın sayılı ilkokul bebelerinden görse, karşıdakini ayar komasına soktuğuna inansa da, daha çok kendisi rezil olmuş amaçladığı popularitenin düzleminde -x yönüne doğru depara kalkmıştır.

    tarım bakanlığı tarafından üretimi yasaklanmış bu kefal türü kaçak yollardan yine de yaşamına devam edebilmiş hatta bazı yerlerde üyelik sahibi dahi olabilmişlerdir, onlara hakettiklerinden de fazla olmasına rağmen verilen bu fırsatı en güzel bir şekilde değerlendirmek yerine hiç bir ağdan, zıpkından korkmadan bir kefalin zeka seviyesine yakışır şekilde sağa sola atlamaları çok komik, hatta şaka gibidir. ve şakacı yazarların bizleri güldürebildikleri tek nokta da bu olsa gerektir.
    (assassin, 26.05.2006 11:04)
  3. "kafasına göre takılan bir komünite" olan itü sözlükte "her yazdıklarında mutlak doğruya ulaşma amacı gütmeyen" girileri ile sözlüğe "yer yer yalan, dolan içerebilen" giriler girdikleri için şakacı sayılabilir. demek ki güzide yazarlarımızdan biridir.
    (azwepsa, 30.05.2006 14:07)
  4. konsept dahilinde yazıp kimseye kişisel olarak hakaret etmedikçe aşağılanmayı haketmediğini düşündüğüm yazar. suç işleyen ere ufak bir şaplak atacak durumda olup egosunu tatmin etme adına sille tokat dalan başçavuşa dönmemeliyiz diye düşünüyorum.
    (anfinindistortiondugmesi, 19.09.2006 17:53 ~ 23.09.2006 19:52)
  5. gönül yazarın erkek kardeşidir
    (vidanjör, 04.09.2007 01:29)
  6. tabii ki (bkz: diazepam). hastası olarak ailecenek takip ediyoruz.
    (volatile liquid, 11.05.2008 00:25)